Ergenekon davası sürecinde, dikkatimizi çeken ilginç bir durum var. Bu, kimsenin dikkatini çekmediği gibi, üzerinde hiç durulmuyor. Sadece 28 Şubat sürecinde rol alan birkaç figüran üzerinde duruldu. Onlar da o kadar önemli değil. Zaten o rol sahiplerinin bugün hiçbir anlamı da yok. Fadime Şahin, Ali Kalkancı, Müslim Gündüz vs. Bunlar basit birer piyondu. Ya asıllar nerde?
Bu süreçte 28 Şubat darbesine el ovuşturanlar, alttan alta sevinenler yok değildi. Buna doğrudan taraf olanlar olduğu gibi, dolaylı taraflar da vardı. Süreçte olanlara hiç ses çıkarmayan, kabuklarına çekilen, sessiz kalanlar gibi. Bu da dikkate değer bir diğer husus. İmam Hatip ortaokullarının kapatılması sürecinde sevinç bile duymuşlardı. O okullara gönderilemeyen çocukların kendi okullarına kayacağının bir bayramı idi.
Gazeteler, televizyonlar alabildiğine suskundu. Bunu muhafazakâr çevreler için söylüyorum. Bu yeni dönemde, sessiz kalan bu kesimlerin alabildiğine şahin kesildiklerini görmüyor değiliz. Siyasaya doğrudan bulaşmıyor görünen gazete ve çevreler de buna dâhil.
Örneğin o dönemin en önemli aktörlerden bir'i hayatta. Ona ilişkin bir tek dokunuş yok. Üzerinde hiç durulmuyor.
Bu derin güçler sadece bugün mü oluştu?
12 Eylül üzerinde de durulmuyor.
Darbeler tarihinin bir dökümü ise asla yapılmıyor.
28 Şubat'ın üzerine gidilirse başka şeyler mi çıkar? Aklımıza gelen sorulardan biri de budur.
Ertuğrul Özkök, 28 Şubat süreci mağdurlarından Erbakan'ın partisinin düşüşe geçtiğini söylüyor. Halkın mağdurun yanında yer almadığını vurguluyor. Öyle midir acaba. Oynanan oyunun nasıl geliştiğini bilmezler mi? Abdullah Öcalan'ın paketlenip getirilişi bir oyun değil miydi? Öyle ise şöyle bir soru sormak gerekmez mi? Merhum Bülent Ecevit'in partisi daha sağlığında yerle bir olmadı mı. % 1.6 oy aldı. Bunun izahı nedir? Kaldı ki, AK Parti'nin yükselişi ve çıkışı 28 Şubat sürecinin mağdurluğu üzerine bina olmuştur. Bugün hala gücünü koruyorsa bunun tek nedeni 28 Şubat açmazının etkileridir.
Ekonomi iyiye gitmiyor, esnaf kepenk kapatıyor, insanlar işsiz kalıyor. Genel durum hiç de iyi olmamasına karşın halkın AK Partiye olan desteğin izahı nedir? Belleğindeki 28 Şubat'ı bir türlü silemiyor ve bir kenara koyamıyor.
İktidar bütün güçleri elinde tutmasına karşın 28 Şubat'ın düğümlediği çok önemli iki konuyu bir türlü aşmıyor ya da aşmak istemiyor. Bu iktidar ikinci dönemini yaşıyor. Her iki dönemde de Anayasa'yı değiştirecek güce sahip. İstediği zaman istediği yasaları çıkarıyor. AB uyum yasalarını pat pat peş peşe çıkardı. Bu toplumun kabullenemeyeceği yasaları da çıkardı. "Zina yasası" örneğin. Açılım konusunda gösterdiği çabanın onda birini gösterse hem başörtüsü sorunu hem de imam hatipler ve Kur'an kursları sorunu çoktan çözülürdü.
28 Şubat sürecinin bu temel esaslarına dokunulmuyor.
Birçok neden gösterildi, gösteriliyor. Bahanelerin arkasına da sığınılıyor. YÖK, Anayasa Mahkemesi, Cumhurbaşkanlık makamı, Adalet, Başbakanlık, Ordu. Oysa bunların büyük bir bölümü onların denetiminde.
Yoksa bu mağduriyet rolü sürsün mü isteniyor?
Üstelik kamuoyunda şöyle bir izlenim de yok değil. İktidar 28 Şubat'ın intikamını alıyor... Öyle midir? Oysa o döneme ilişkin hiçbir yasal düzenleme yok. Mağdurlarıyla ilgili bir düzeltme de yok.
28 Şubat sürecinin rantını yiyenler o döneme ilişkin bir dokunuşta bile bulunmuyor. Nedense suskun kalıyorlar.
28 Şubat bugünleri hazırlayan bir oyun muydu yoksa?
Kurbanları bir kenara itildi. Birileri öne mi çıkarıldı? Tıpkı Ecevit'in partisinin başına gelenlerde olduğu gibi.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




