Amacı, araca göre şekillendirdiğinizde, "iktidar" belirgin bir hedef olur. İktidarı, amaca uygunluğu söz konusu olduğu müddetçe elinde tutmak, amaca zarar verdiği anda ise bırakmak erdemliliktir. İktidar bırakılır mı? Evet! İşte bu nokta, doğru işi mi, işi doğru mu yapma kararının düğüm noktasıdır. Bu yüzden her iktidar mücadelesi hak mücadelesi değildir. Çünkü, hak mücadelesinde yönetim bir araçtır.
Demokraside işi doğru yapmak geçerlidir. Çünkü seçmen, işin doğruluğu noktasında iki şey arasında seçime zorlanmaktadır. Doğru iş ona asla gösterilmez. Doğru işi seçmene gösterme ve hatta seçtirme noktasında yapılan mücadele, içinde hak mücadelesini barındıran bir iktidar mücadelesidir. Bu mücadele aşkı, koltuk ya da emeklilik tanımaz. Bildiği doğru işten onu alıkoymak için kırk dereden, hatta kıtalar arası su getirilir. Ama güneş balçıkla sıvanmaz.
Teori kadar pratik olan bir şey yoktur. Demokraside geçerli olan işi doğru yapma yerine doğru işi yapma teorisi bir inkılaptır. Bu inkılabın mütefekkiri muhterem Erbakan'dır. Kırk yıllık mücadelesiyle teoriyi pratiğe dönüştüren bu süreç, artık yerelleştirilmeyi beklemektedir. Bölgesinde, alanında parmakla gösterilen, bu alanda yeni öncülüklere hazırlanan ve bu süreçte önündeki her engeli aştığı için yeni engellere hazırlanacak yüreği olanlarla Erbakan yerelleşecektir. Bölgenizin Erbakan'ı olmaya hazır mısınız!
Bütün işlerin gelip dayandığı son nokta: doğru işi yapmak ya da işi doğru yapmaktır. Doğru adım başarılamadığında, işi doğru yapmaktan başka bir seçenek kalmaz. Aslında bu, seçenek değil, bir zorunluluktur. Bu zorunluluğu ortadan kaldırmak, gömleğin ilk düğmesini düzgün iliklemekle mümkün olabilir. Sadece bu noktada seçme hakkına sahibiz. Erbakan olmaya hazır olmak, işte bu seçimi yapmakla başlar.
O'nun, siyasete ve devlet adamlığına olan vukufiyeti, yaptığı istişareleri analiz etmekteki yeteneği, kırk yıl önce sağır ve körlerle doldurulmuş bir arenaya adım atarken taşıdığı inanç ve azmi asla sekteye uğratmadan Milli Görüş'ün ihtişamlı yükselişini ancak bu şekilde taçlandırabiliriz. Gücünü inancından alan Milli Görüş'ün, bütün komplolarının, bütün tuzaklarının boş bir hayalden ibaret olduğunu ortaya çıkarmak da buna bağlıdır.
Bu mücadelede, emeğinin, gayretini ya da etkinliğini değil, sadece ve sadece seçildiğinin kıymetini bilmek ve bunun şükrünü ifa etmek bile Erbakan olmak için yeterli sebeptir. Ancak bu şükrün edasının farzlarını bilmek de farzdır. İşte bu bilgi, yerelleşecek olan Erbakan'ın ve bu yeni dönemin hiçbir zaman kapanmayacağının teminatıdır. Teori ve pratik tamam, yerelliğe devam inşallah...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



