Şimdi bu hamleleri özetleyerek bir bir ele alacağım:
1. Kıbrıs Çıkartması:
Bilindiği gibi, İsmet İnönü Başbakan iken, Kıbrıs'ta Makariyos azmış, Kıbrıslı kardeşlerimize karşı katliamlara başlamıştı. İsmet Paşa iki kere ada önlerine, donanmamızı göndermiş ve fakat ABD'nin tehdidi üzerine donanmayı geri çekmişti. İnönü'den sonra Sayın Demirel 1965 senesinde tek başına iktidara gelmiş, onun zamanında da rumlar kan dökmeye başlamış, Demirel dahi ada önlerine kadar Kıbrıs'a asker çıkarmak için donanmamızı göndermişti. Ama Demirel de Cansın'ın mektubu üzerine geri adım atmıştı.
1973 seçimlerinde Biz Millî Selâmet Partisi olarak CHP ile koalisyon hükümeti kurmuştuk. Rumlar yine kanlı olaylara giriştiği için, asker çıkarmamız gerekmişti. Başbakan olan Sayın Ecevit, çıkartma yapmadan sorunu çözmek için Londra'ya, İngiliz Başbakanı Wilson ile görüşmeye gitmişti. Hoca'yı yerine vekil olarak bırakmıştı. Rumlar adadaki binalara Yunan bayrağı çekerek, adayı Yunanistan'a ilhak etmeye kalkışınca Erbakan Hoca, Başbakan vekili sıfatıyla zamanın Genelkurmay Başkanı Rahmetli Semih Sancar Paşa'ya yazılı emir vererek adaya çıkartma gemilerimizi göndererek harekatı fiilen başlatmıştı.
Ecevit geldiği zaman gemilerin hareket ettirildiğini öğrenince çıkartma ile ilgili kararnameyi imzalamıştı.
Bundan bir ay kadar önceleri, İngilizlerin resmi makamları ellerindeki belgeleri inceleyerek yayınladıkları raporda Kıbrıs çıkarmasının mimarının Erbakan olduğunu resmen ilan ederek tarihe tanıklık etmişler idi.
2. Ağır sanayi hamlesi:
Rahmetli Hocamız, koalisyon ortağı olunca, kısıtlı koalisyon şartlarına rağmen, Japonya'nın ağır sanayi kurma hareketine benzer bir ağır sanayi hamlesini başlatmıştı.
Bu hamle "fabrikaları kuran, ana sanayii kurmayı hedefleyen bir hamle idi. Montaj sanayii değildi, müstemleke tipi bir sanayileşme hiç değildi, Lider ülke tipi kendi imkanlarımızla başlatılan bir hamle idi, millî, güçlü, tarihi bir hamle olup, işin teknolojisini üretmeyi içeren bir karakter taşıyordu.
Hatta bu işin ciddiyetini idrakten aciz bir CHP'li, Erzincan'da hocanın temelini attığı fabrikanın binasından bir beton parçası koparıp Meclis bahçesine getirmiş, basın mensuplarına bakın arkadaşlar, ben hocanın temelini çaldım diye, işi eğlence konusu yapmıştı. Hatta Hoca Meclis kürsüsünde Başbakan Yardımcısı olarak konuşurken bir CHP'li hocaya sataşmış, "Hoca bak bizimkiler senin attığın temelleri çalmış" diye laf atmıştı.
Hocamız bu yılışık kişiye cevaben: Evet, bu girişiminiz karşısında bizde sizin temelinizi çalalım dedik ama çalamadık, çünkü meğer CHP olarak sizin temeliniz yokmuş cevabını vermişti.
3. Manevi kalkınma hamlesi
Biz Millî Görüş hareketi olarak, en önemli tarihi hedefimizi ilan etmiş ve manevî kalkınma hamlesi başlatmış idik.
Demirel ile kurmuş olduğumuz Millî Cephe hükümeti 4'üncü 5 yıllık kalkınma planını, bakanlar kuruluna getirmişti. Plan tasarısını incelediğimizde planda sadece maddi kalkınma hedefleri vardı. Manevî Gelişme veya Ahlâk reformundan tek kelime ile söz bile edilmiyordu.
Yeni nesillerin eğitimini, millî ve manevî değerlerimizi gençliğe aşılayarak başardığımız taktirde, ahlâk düzelecek, ihtilaflar en aza inecek, mahkemelerimizin işi hafifleyecek, ülke mahkemeleri işsiz, hapishaneleri bomboş, ideal bir ülke haline gelecekti. Vaktiyle Finlandiya'da böyle bir ahlâk reformu yapılmış Finlandiya toplumu ideal bir toplum haline gelmişti. (Beyaz Zambaklar memleketi adlı kitapta bu başarılı uygulamanın detayları mevcuttur.)
Önce SayınDemirel bu öneriye karşı çıktı. Bendeniz söz alarak Anayasanın 5'inci maddesinde, manevî gelişme reformunun Anayasa tarafından hükümetlere görev olarak verildiğini izah ederek, plana manevi gelişme reformunun eklenmesini başarmıştık.
Bilindiği gibi, bu ileri görüşlü, ülkemizi asırlarca payidar kılacak, ciddi hamlelerin akibeti ne oldu derseniz, hatırlatalım. Ne olacak Demirel'in partisi olan Adalet'ten 12 kişi benim kanaatime göre muvazaa ile CHP'ye geçirildi. Ecevit iktidara getirildi. Ecevit ilk iş olarak, hem ağır sanayi hamlesini ve hem de manevi kalkınma projesini iptal etti.
Şayet Millî Görüş seçmenlerimiz tarafından iki dönem tek başına iktidara getirilmiş olsaydı bu iki hamle başarılmış olacak, ülkemiz hâlâ içinde bulunduğu maddî manevi sıkıntılardan tamamen kurtulmuş olacaktı.
4. Başörtüsü kördüğümü, nasıl çözüldü:
MSP-CHP koalisyonu döneminde, CHP'nin Millî Eğitim Bakanı Mustafa Üstündağ, bir tamim yayınlayarak bütün okullara, başörtüsü yasağı koymuştu. Hoca'nın Meclisteki makamına girdiğimde, Hoca'nın, Üstündağ'ı azarladığına şahid oldum. Hoca, ona bu yasaklamayı kaldırmaz isen, hiç gözünün yaşına bakmadan seni Gensoru ile düşüşürüm diyordu. Üstündağ tekrar tekrar özür diledi, tamimi yırttım attım, hoca beni arkdaşlarınız affetsin, dedi ve böylece 12 Eylül askeri müdahalesine kadar bu işin kapağı kaldırılmadı.
5. Uçak sanayi kurma girişimi
Bizden önce bir kanun çıkartılmış, kendi uçağını kendin yap kampanyası yapılmış, paşalarımızı bile halka nutuk çekerek kampanyayı desteklemiş TUSAŞ, yani Türkiye Uçak Sanayi Şirketi'nin kurulması kararı verilmiş, bankalara paralar bile yatırılmıştı. Hocamız bu işte acele edilmesini istiyordu. Başbakan Ecevit ise ağırdan alıyordu. Hoca, Ecevit'i sıkıştırınca "Hocam ne olur bu işten vazgeçelim, ABD bizim uçak yapmamıza izin vermez, eğer pervaneli, zirai ilaçlama uçakları yapacaksak, kararı imzalarım, yoksa imzalamam demişti.
(Arkası yarın)


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



