milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

29 MAY 2012 SAL
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • DALGA ASKERİ AŞAMADI
  • KRAMPLARI ÇÖZÜCÜ,TESKİN EDİCİ,(ÇANOTU)
  • SİYONİST KATİLLER TUTUKLANABİLİR
  • ÜMMET, İSLAM BİRLİĞİ'Nİ BEKLİYOR
  • KADIN GARSON ZORUNLULUĞU
  • DEVLET DE ÖZAL'IN ÖLÜMÜNÜ ŞÜPHELİ BULDU
  • YA ALLAH!
  • YENİ BİR DÜZEN KURMANIN VAKTİ GELDİ
  • MÜSLÜMAN GENÇLER İSTANBUL'DA BULUŞTU
  • FETİH NAMAZI

Erbakan çiçeğinin aksamı...

04 MAYIS 2009
PZT 04:05

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Siyasetle ve özel olarak da Milli Görüşle 1976'da, ortaokul birinci sınıfta iken tanıştım. Millî Gazete haberleri başta olmak üzere kurulan hükümetler, mahkemeler, tutuklamalar, beraat etmeler, yasaklamalar, tekrar siyasete dönmeler vs. sebebiyle Erbakan Hoca'nın yanında adı geçen diğer kişiler o zamandan beri hep aynı / benzer oldu. Recai Kutan, Lütfü Doğan, Oğuzhan Asiltürk, Yasin Hatiboğlu, Şevket Kazan, Ahmet Tekdal, Dr. Fehmi Cumalıoğlu, Süleyman Arif Emre, Ali Oğuz, İsmail Müftüoğlu, Temel Karamollaoğlu vs. İsimlerini atladıklarım varsa affola.

Çakı gibi, simsiyah saçlı adamlardı hepsi. Şimdi, bazen televizyonlarda bazen gazetelerde görüyorum - yukarıdaki isimlerin hiçbirini yakından görmedim, tanımam- saçlar dökülmüş, bel kamburlaşmış, sakal bıyık ağarmış ama sanki Milli Nizam Partisi, Milli Selamet Partisi dün kurulmuş gibi heyecanlılar ve Erbakan Hoca'nın yanındalar, etrafındalar.

Şundan eminim, isteseydiler Milli Nizam ve Milli Selamet Partisi kapatıldıktan sonra kendileri yeni oluşum veya yenilikçi oluşum adıyla parti kurabilirler ve zamanın Demirel basını tarafından alkışlanabilirler ve hatta AP listelerinden milletvekili, bakan olabilirlerdi. Parti kurmalarına bile gerek yoktu hatta. Erbakan Hoca'yı kendi başına bırakıp, AP'ye katılabilirler ve gene bazı bakanlık ve Meclis Başkanlığı veya başkan vekilliği koltuğuna oturabilirlerdi. Yapmadılar. Bu tür teklifler kuruluş aşamasında sadece DYP'den değil ANAP'tan ve Turgut Özal'dan da gelmişti. Hayır demişlerdi. Erbakan Hoca nerede ise biz oradayız. Yasaklanmakta, hapiste, sürgünde... neden? Ne zorları vardı? Zorları yoktu ama davaları vardı. Onlar, başbakanlık, bakanlık, meclis başkanlığı yanında başka bir şeyin de peşinde idiler. Milli Görüş davası, İslam Birliği, Yeni Bir Dünya Düzeni, Hakça Düzen... Yetki sahibi olunacaksa eğer bunları gerçekleştirmek için olunmalı idi. Yoksa nefsi, dünyevi bir saltanat için değil. Erbakan Hoca'nın Başbakan olması için 30 yıl beklemesi ve Başbakan kalması için başka bir şey yapması gerekmiyordu ki... Milli Görüş gömleğini çıkardım demesi ve çıkarması yeterdi. Öyle değil mi? Siz kimliğinizi ve çizginizi inkar edin yeter ki ve yeni istikametler tutturun, neler olmaz bu ülkede? Bir köye seçim sandığı kurulmadığı keşfedilir hemen, o vilayette yapılan seçimler iptal edilir, sizin milletvekili olmanız ve partinin başına geçip başbakan olmanız için yeni bir seçim bile yapılır. Yapılır mı yapılmaz mı?

Erbakan Hoca, 1995 genel seçimlerden sonra; Demirel gibi dün dündür, bugün bugündür, onlar siyaseten söylenmiş şeylerdi deseydi ve her türlü icraatta Demirel veya Özal çizgisini sürdürseydi onun hükümetini kim, neden yıksındı? Oysa maksat; Başbakanlık değildi. Maksat, İslam Birliği, D-8'ler, yeni bir dünya kurmak yani kısacası Milli Görüşü iktidara getirmekti. Ve 28 Şubat'tan sonra olan bundan dolayı oldu. Partisi kapatıldı. Hatırlıyorum, RP'nin kapatılma kararı için Başbakanlığın merdivenlerinde "Dünya tarihinde küçük bir nokta mesabesindedir." demişti. Milletin ve hatta milletvekili arkadaşlarının, yakınındaki kişilerin başından kaynar sular dökülmüş, içleri kan ağlıyor, Hoca hak-batıl mücadelesinin seyrine göre onlara bu bir şey değil, deyip teselli bile etmiyor. "Dünya tarihinde küçük bir nokta." deyip geçiyor. Eminim içeri girince "Haydi arkadaşlar yeni parti kurma çalışmalarına hemen başlayalım." demiştir. Çünkü o MNP'den beri hep aynı çizgiyi sürdürdü. Partisi mi kapandı? İlk sözü "Haydi yenisini kuruyoruz." olmuştur. İşte onun bu konuda en büyük destekçisi, yardımcısı, dostu idi benim "Erbakan Çiçeğinin Aksamı" dediğim kişilerdir. Yılmak ve umutsuzluk yoktu. Çünkü Hoca'yı en iyi onlar tanıyordu. Kendisinden birkaç yaş büyük birine olan bu itimadın, inancın, güvencin gerisinde sizce ne var? Sizce bu adamlar neden onun etrafında pervane? Neden bu adamlar kendi yaşıtı birinin elini öper? Emredersin Hocam, der? Sen ne dedin de yapmadık? der. Neden? Hepsi de yüksek tahsil görmüş, bazıları iki fakülte bitirmiş, kendine göre seçmeni, çevresi olan, sendika kuran ve idare eden, yazı yazan, hatip olan, bürokrasinin en önemli koltuklarında bulunmuş olan bu adamların derdi ne? Bunları sordunuz mu hiç? Bu zamana kadar siz bu adamları konuşmalarında, demeçlerinde, yazdıklarında, "ben" dediklerini duydunuz mu? Ben duymadım. Bu adamlar hep "Hocamız" dedi, "davamız" dedi, "Milli Görüş" dedi. Bunu inkâr edemezsiniz. Çünkü Hoca, bir insan sarrafı olarak yol arkadaşlarını iyi seçmişti. "Önce refik sonra tarik" demiş ecdadımız. Bunu biliyordu. Onları bir yandan yetiştiriyor bir yandan da millet hizmetine, hak-batıl mücadelesine katıyordu Hoca.

Ben size bir şey diyeyim mi? Eğer, Mehmet Akif Ersoy, Bediüzzaman Said-i Nursi, Elmalı Hamdi Yazır, Erbilli Es'ad Efendi, Ali Suavi... Kısacası zamanın âlimleri, dervişleri, yazarı, şairi, devlet adamı, yine zamanın halifesi Sultan Abdülhamit'in destekçisi ve yardımcısı olsalardı; hürriyet ve bilmem ne adına İttihat ve Terakki'ye koltuk çıkmasalardı dünya ve Türkiye çok farklı olacaktı. Kısmî ve kişisel gerekçelerini İslam davasının önüne engel olarak çıkaran bu zevat çekmedi sadece bunun ceremesini, -sonlarını hatırlayınız- bütün bir millet ve ümmet çekti. Aynı şey Milli Görüş için de geçerlidir. Eğer kanaat önderleri, cemaatler, yazarı, çizeri, gazetesi, televizyonu, şirketi ve bilmem nesi ile okulumu, dersanemi, kadromu, akrabamı, şirketimi koruyacağım diye Milli Görüş çizgisi dışındakilere destek vermeseydi Türkiye şimdiye çoktan varacağı yere varmıştı. İslam Birliğine engel olanların, zamanın halifesinin yıkılışına seyirci kalanların akıbetlerine uğramalarından korkarız bu kişilerin.

Bir şey daha: Yenilikçi ve Milli Görüş gömleğini çıkarmış AKP'nin öncülerinin çevresine bakın bir. Yol arkadaşlarını gözden geçirin. Ne görüyorsunuz? Acaba bu yeni jenerasyonun çevresinde bir tane olsun "eski"lerden kimse neden yok? Hı? Nasıl bir öncü kadrosu var AKP'nin? Eğer AKP, Milli Görüş çizgisini gayet geniş (larj); esnek, milli ve İslami ilkelerinden uzak görseydi, kendisi daha sıkı (radikal), İslam Birliğini kendisinin sağlayabileceğini, yeni dünya düzeninin ancak kendisinin kurabileceğini, adil düzeni kendisinin kotarabileceğini söylemiş ve bu konuda icraat ortaya koysaydı; o zaman Milli Görüş çizgisi için "eksik, istikametten uzak" diyebilirdik. Bütün yerli ve İslami ideali terk etmiş bir çizgi olan AKP, Milli Görüş çizgisini nasıl istikamet dışı görebilir yahu? Eğer durum böyleyse o zaman o istikametlere bakmamız gerekir ki biz de onu yapıyoruz.

Peki, geleceği var mı bu çizginin? Yok. Her şeyden önce gençliği yok bu arkadaşların. Neden gençliği olsun ki? Çünkü dava yok. Meğer bütün dava milletvekili, bakan, başbakan, meclis başkanı olmak imiş. Meğer Turgut Özal'a sadece bunun için karşı çıkmışlar ki bugün onun yerine geçince onu örnek siyasetçi olarak görüyorlar ve onu takip ediyorlar. Boşuna mı ANAP tasfiye oldu. Çünkü bir ülkede iki tane ANAP olmaz. Bir ülkede iki tane DYP olmaz. Bir tane olur.

Haydi, bir soru daha soralım: Bir zamanların hızlı Milli Görüşçülerinin geldiği bu flu çizgiden geriye ne kalacak dersiniz? Size söyleyeyim sadece ah ve vah! 29 Mart seçimlerinde kimin başı dik idi? Aldığı % 5 oy ile Saadet Partisi'nin. Yüzde 37 ile mutlu değildi AKP, öyle mi? Neden? İki konvoy, iki rakip karşı karşıya geldiğinde neden AKP'nin yüzüne bir utanma, bir sıkılma, bir mahcubiyet, bir suçluluk duygusu oturuyordu? Ben görevimi Allah için yaptım, duygusunun verdiği sevinç ve huzur hali kimde vardır? Milli Görüşçülerde, Numan Kurtulmuş, Erbakan Hoca ve arkadaşlarında.

Size son bir şey söyleyeceğim. Efendimiz aleyhisselam ashabını koruyup kolladığı için Habeş Kralı Necaşi'nin gıyabi cenaze namazını kılmıştır. Bu ülkede vefa beklenecekse bu yerlerden biri Milli Görüştür. Bundan dolayı diyoruz ki Milli Görüş gömleğini çıkaranların sıkıntılarına ve hatta cenazelerine bile sahip çıkacaklar, ardından üzülecekler varsa onlar yine bizleriz. Bu unutulmasın. İkincisi ve en önemlisi; bu ülkede "bir şey" olacaksa, dünya yeni bir şekil alacaksa bu Milli Görüş sayesinde olur ve olabilir; olmayacaksa hazır olun kıyamete gidiyoruz demektir.

Şimdi bu sözlerimizi okuyanlar bazı isimler ve olaylar zikredip şu şöyledir filan böyledir diyecek. Buna ben de yeni şeyler ekleyebilirim. Ama bu, ağaçtan, ormanı görememek demektir. Unutmayalım ki yakin halde kıl bile engeldir. Yakından değil biraz uzaktan ve yukarıdan bakın, görüntünün hiç de öyle olmadığını göreceksiniz. Sıffin ve Cemel'in içinde olanlar değil biraz dışarıdan bakanlardan olun. İstikametin doğru olduğunu göreceksiniz.

Son söz olarak şunu söyleyelim: Dikene ne güzel kokuyorsun demişler, gül arkadaşım olur, demiş. AKP'lilerin varsa bir kıymeti geçmişte Milli ve İslami bir çizgide yürüdükleri içindir. Erbakan Hoca'sını terk etmeyen, şu yaşta hâlâ onun gözünün içine bakan öncü kadronun da kıymeti de kıtlık zamanda verilen lokmanın unutulmaması gibi bütün zor zamanlarda Erbakan Hoca'nın çevresinde ve en önemlisi Milli Görüş davasının içinde yer almalarından kaynaklanmaktadır. Bu insanlar; şu yaşta; sadakat nedir, dava nedir, birlik beraberlik nedir, Erbakan Hoca kimdir onun anlatmakta ve anlatmaya çalışmaktadırlar.

Daha önceki yazımızın adı "Prof. Dr. Necmettin Erbakan: Hedefe Kilitlenmiş Adam" idi. Şimdi buna bir ilavede bulunabiliriz. Erbakan Hoca ve Hedefe Kilitlenmiş Adamlar.

Selam olsun onlara.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 04.05.2009 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: erbakan, milli görüş, milli nizam, dyp, anap,
benimde söyleceklerim var

yorumcular

toplam 2 yorum|yorum rssrss

  • allah razı olsun

    bu makale beni hem ağlattı hemde böyle bir davanın içinde bulunduğum için gururlandırdı.gazetede okudum ve eve ilk geldiğimde makalenizi değer verdiğim dosyalar arasına indirmek oldu allah razı olsun.

    mehmetgelebek | KatılıyorumKatılmıyorum (5.0/10 puan) | 04 Mayıs 2009 20:44

  • hay allah kalemine güc versin

    mükkemmel bir makale,hissettiklerimize tercüman oldunuz,Allah bu yolda muvaffak eylesin,tesekkür ederiz.

    ozagor | KatılıyorumKatılmıyorum (5.0/10 puan) | 04 Mayıs 2009 16:04

Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Kamil Yeşil

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. "Yürek elbet acıyor esvap değiştirirken"
    2. Bir senaryo hikâyesi: zafer yahut hİç
    3. Aşk ile
    4. Rahip T. Jones, sen kendine yan
    5. Eğitim sorunu, öğretmen sorunudur
    6. Hafızlara ÖSS muamelesi
    7. Yaz Kur’an kursları
    8. Sadece secde...
    9. Trabzonlu
    10. Asıl ve gölge
    1. İstiklal Marşı yazma yarışmasına kaç (büyük) şairimiz katıldı?
    2. 14’lük kız mı; 14 yaşında bir kız çocuğu mu?
    3. Vaaz kasetleri nesli...
    4. Atatürk’ün kaç tane Gençliğe Hitabesi var?
    5. Bir taziye yazısı, Baskın Oran’lar ve Tevfik Fikret’ler
    6. Zevce, eş ve karı
    7. Vaaz ve hutbelerin değişen dili
    8. İnanıyorsanız, üstünsünüz
    9. Kâmil bir mürşit olarak Ahmet Yüksel Özemre Hoca
    10. Televizyonlarda görücü usulü evlilik
    1. Vaaz ve hutbelerin değişen dili
    2. Ey Yahudi!
    3. Türkçe Olimpiyatları üzerine
    4. Bir kez daha Türkçe Olimpiyatları üzerine
    5. Zincirler kırılsın, Ayasofya açılsın!
    6. Erbakan çiçeğinin aksamı...
    7. Pompalı tüfek kalmadı, lav ve bomba verelim
    8. Sebep olanlar çözüm olamaz
    9. Prof. Dr. Necmettin Erbakan: Namaz ve proje adamı...
    10. Aşı, Başbakan’a bir suikast mı?
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Ya Allah!
    2. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    3. Müslüman gençler İstanbul'da buluştu
    4. Yargı sürecini beklememiz lâzım
    5. Kur'an'la hayat bulan bir nesle doğru
    6. Kur'an'a hizmet en büyük şereftir
    7. Şırnak'ta bir üsteğmen şehit düştü
    8. Din kültürü dersleri ilahiyat fakültelerine devredildi
    9. Doktora kılıçla saldıran zanlı gözaltında
    10. Fetih namazı
  • Diğer

    1. Filistin'de ulusal uzlaşı hükümeti kurulması istendi
    2. Rajoy: "İspanol bankalarına hiçbir kurtarma olmayacak"
    3. 2012-ALS sonuçları açıklandı
    4. Esed'in başına 450 bin dolar ödül koydu
    5. Yunan gazeteciler greve çıktı
    6. Bahreynli aktivist el-Havaca açlık grevine son veriyor
    7. Saad el-Matlabi: "PKK ve PEJAK meselesinin çözümü Erbil'de"
    8. Askeri operasyonlar Hama'da da katliam boyutuna vardı: 50 ölü
    9. Avro'nun sonuna doğru mu?
    10. Modalife'tan yaz kampanyası
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Bu olacak Ayasofya!
    3. Ya Allah!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Şok Detay
    6. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    7. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    8. İstanbul, İslam dünyasının liderlerine ev sahipliği yapacak
    9. Terör Dehşeti
    10. Kahraman polis can kaybını önledi
  • Çok Yorumlanan

    1. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    2. Zile Kalesi restore ediliyor
    3. Hollande Afganistan'da 'farklı' şekilde kalacak!
    4. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    5. Tekkeler niye kapatıldı?
    6. Küresel ekonomide "Yunan" korkusu
    7. Fransa'yı topa tuttu
    8. Katılım Bankaları yüzde 20'yi hedefliyor
    9. Bol keseden laf var
    10. Avrupa'da resesyon Rusya'da siyasi krize dönüşür
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek