Bu ülkede uzun yıllardan beri halka sürekli olarak ‘biraz kemer sıkalım da, şu enflasyon canavarından kurtulalım’ telkininde bulunuldu.
Ancak, ne hikmetse sadece işçi, memur ve esnaf kemer sıkarken, bir avuç olduğu söylenen faizciler sürekli sıkılan kemerden ‘artan’larla ihya edildi.
Ve her ‘kemer sıkma dönemi’ bir ‘kriz’le noktalandı. Zira ülkeyi adım adım felakete götüren politikaların uygulayıcısı olan hükümetler, krizle birlikte halka dönüp, ‘kriz var, daha çok fedakârlık yapmak gerek, aksi halde ülke batacak’ diyerek bütün faturayı vatandaşın sırtına yıktılar.
Sonrasında ise enflasyon biraz gerilediğinde ‘enflasyonun belini kırdık, sakın ola ek ücret, yüksek taban fiyatı falan istemeyin, yoksa bu canavar yine azar’ dediler.
Enflasyon yükselirken de; “Canavar yine azdı, aman onu besleyerek daha da azdırmayın; herkes fedakârlık yapsın” propagandasına hız verdiler.
Yani enflasyon artarken de azalırken de çalışanlar “kemer sıkmaya”, “fedakârlığa” zorlandılar.
AKP’de iktidar da olduğu süre boyunca, ekonomideki tüm söylemlerini öncekiler gibi kurgulayarak; ‘enflasyonu düşürdük, aman çok ücret istemeyin, canavar tekrar azmasın ‘ propagandasını yaptı.
Yaptı da ne oldu?
‘Düşük kur, yüksek faiz’ politikası ile baskı altında tutulan enflasyon yerinde mi saydı? Yoksulluk mu azaldı? İşsizlik mi ortadan kalktı?
Hiçbirisi olmadı. Aksine, halkı alım gücü yerlerde süründü. Açlık sınırında yaşayan insan sayısı 2 milyona, yoksulluk sınırındakiler de 20 milyona dayandı. 5 bin ABD doları diye ifade edilen kişi başına düşen milli gelirin de sanal olduğu anlaşıldı.
40 milyon lira zam alan memur ve emekliler, 400 milyon lira gelire mahkûm edilen aileler, 15 milyon lira zam alan asgari ücretliler ise hiç mevzu bahis bile edilmedi.
Bunun sonucu olarak kapkaç olayları arttı, geçim sıkıntısından aileler parçalandı, cinayetler, intiharlar çoğaldı. ‘Hortumculara yer yok’ dense de açığa çıkan olaylar, çok daha büyük yolsuzlukların varlığına işaret etti.
AKP, enflasyonu da ‘emme basma tulumba’ gibi kullandı. “Enflasyon düştü, ama kimin enflasyonu düştü?” gerçeğini sürekli görmezden geldi. Çünkü ‘canavar’ olarak lanse ettiği ve düşürmekle övündüğü enflasyonu, halkın cebinden çaktırmadan aldığı gelirle rantçılara aktaran bir sistem olarak kullandı.
Unutulmaması gereken bir gerçek var. AKP iktidarında, ücretlerdeki reel kayıp yüzde 15’i buldu. Kaldı ki, sorun sadece ücretlerin gerilemesiyle de sınırlı değil. Bazı temel ürünlerdeki fiyat artışlarına kısaca bir baktığımızda da bunu net olarak görürüz.
Evet, AKP ne diyordu, enflasyonu düşürdük. Doğrudur, enflasyon düşmüştür ama geniş halk kitlelerinin enflasyonu düşmemiş, aksine artmıştır.
Ve gelinen nokta…
AKP’nin ‘düşük enflasyon balayı’ Nisan 2006 ile birlikte sona ermiştir. ‘Her şey yolunda’ mesajı ters yüz olmuştur. Yıllık yüzde 5 enflasyon hedefinin tutturulamayacağı resmen ilan edilmiştir. Durum böyle olunca, geçmiştekiler gibi onlarda hemen ‘mali disiplin bozulmasın’ kılıfı altında ‘canavar azdı, herkes fedakârlık yapsın’ demeye başladılar.
Memura, işçiye verdikleri; “Enflasyon hedefi yüzde 5’tir. Bunu tutturamazsak, memur, işçi ve emeklilerimize de aynı oranda zammı yapacağız” sözünü rafa kaldırarak.
Peki, ne oldu?
Başta giyim, akaryakıt, beyaz eşya olmak üzere, gıda maddeleri, elektronik ürünler ve otomobilde yüzde 5 ile yüzde 15 arasında fiyatlar arttı. İnşaat hammadde fiyatları son bir ay içinde yüzde 25–30 oranında yükseldi. Bu arada özel hastane muayene ve tetkik ücretlerine de yüzde 10 zam geldi.
Ancak, durum bu kadarla da sınırlı değildir. Çünkü petrol ve doğalgaz zamları ve döviz fiyatlarındaki tırmanış yeni zamların gelmesi anlamına gelmektedir. Nitekim birçok sektör şimdi zam hazırlığı içinde bulunuyor. Yakında iğneden ipliğe her türlü malın fiyatı artarsa bu hiçbir zaman sürpriz sayılmamalıdır.
Bu arada gerçek enflasyonun ne olduğu da anlaşılmıştır. Biz söylemiyoruz, iktidara yakın ekonomistler söylüyor; meğerse gerçek enflasyon yüzde 7 ya da 8 değil, en az yüzde 20 – 25 arasındaymış.
Ekonomist Can Aksın yazmıştı; “Türkiye Arjantin gibi olmaz” diyenlere karşı…
“Arjantin ekonomisi çöktüğü zaman Arjantin’de yıllık enflasyon yüzde 2 dolaylarında idi. Yani enflasyonu aşağıya çekmişler ama Arjantin ekonomisi 2- 3 yıl sürekli küçüldüğü için ‘çöküş’ kaçınılmaz olmuştu.”
Velhasıl, eğer bir ekonomi büyüyüp üretmedikten sonra enflasyon yüzde 5’lere çekilse ne olur, düşmese ne olur? Düşünebiliyor musunuz; bir ekonomi, sürekli küçülecek, bir tek yerli bankaya sahip olmayacak, siz kalkıp ‘güçlü Türkiye’den bahsedip duracaksınız.
Yok, öyle bir şey!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



