Diğer adıyla da Mervan İbni Zuhr, hayatını Tıp İlmine adayan ve çok eser yazıp, çok öğrenci yetiştiren Endülüs'lü meşhur tabiplerden biridir. İlim adamları yetiştiren münevver bir aileden gelir. Dedesi Abdulmelik Kayrevan, tıp öğrenimini Mısıra gidip İskenderiye Tıp okulunda tamamlamış. İbni Zuhr'un babası olan Dr. Abdullah, her devirde bir üniversite kenti olan Kurtuba'nın en tanınmış doktorudur. Hem hasta tedavi eder, hem de yazdığı kitaplar ve verdiği derslerle yüzlerce öğrenci yetiştirmiş.
Tıp öğrencileri için, Arapçadan başka dillere de çevrilen "Muşarabatul Cevaz" adlı bir rehber kitap yazmıştır.
Özel yetenekleriyle temayüz eden İbni Zuhr, Fas'ta eğemen olan Murabıtlar ve Muvahhitler hanedanının saray doktorluğuna getirilmiş. Top ilminin farklı ihtisas dallarında tecrübelerden oluşan yeni eserler yazmış. İlk yazdığı kitap "Genel Tababet" üzeinedir. "Kitabul İktisal fi enfus el Esced" Endülüste yetişen Tıp Öğrencilerinin ilk okuduğu kitaplar arasındadır. Stajyer konuma gelen Tıp Talebelerine ve mesleğe yeni başlayan klinisyenlere temel tıp kültürü veren bir eseri: "Kitabut-Taysir fil Mudavat val Tedbir".
Nihayet Halk Sağlığı ve Koruyucu Hekimliğin esasını teşkil eden diyet ve çoğu da şifalı bitkilerin teşkil ettiği kır ve dağlardan toplanan doğal ilaçlarla ilgili olmuştur.
Endülüs tıbbının yangından kurtulan en önemli eserlerinden olan Koruyucu Hekimlik kitabı "Thsir-Te'sir" adıyla 1280 yılında Avrupanın ilim dili olan Latinceye çevrilmiş ve asırlarca Avrupa üniversitelerinde okutulmuştur.
Dr. Mervan İbn ZUHR, tedavi yöntemleri arasında özel bir yeri olan Hacamat- yani kan aldırarak yapılan müdahaleye karşıdır. İster temiz kan-arter-, isterse de kirli kan-venöz- olsun vücut onları- ömrü dolan şekilli elemanları, eritrositleri- tekrar kullanacağı için kaybedilmemelidir. Çünkü kan, can demektir.
Dr İbni Zuhr'un yazdığı kitaplar İslam kültür merkezlerinde olduğu gibi, Rönesansa kadar bütün Avrupa ülkelerinde okutulmuştur.
Yıllarca bugün tıp fakültelerinde öğretilmeye çalışıldığı gibi Kadavra üzerine yoğunlaşmış. Genel ve özel Patoloji sınırlarını belirlemiş. Hijyenle ilgili çalışmaları Semptomatolojiden Teşhise, değişik hastalıkların tanımlanması ve kategorize edilmesini sağlamıştır.
Perikardit yani kalp zarının iltihabı ve Trakeotomi ile akciğer hastalıkları üzerine önce deneysel sonra da tedaviye yönelik yaptığı girişimlerle genel tababetin ilkelerini belirlemiştir. Ayrıca kemik hastalıkları ve ortopedi üzerine yazdığı bir el kitabı asırlarca tıp fakültelerinde okutulmuştur.
Başta İbn Zuhr olmak üzere hemen bütün Endülüs Doktorları sağlığın en iyi ilacının seçerek alınan gıdalarla doğru ve dengeli beslenme olduğunu vurguluyorlar.
Ömrü veren Allahtır ve nefeslerimiz de sayılıdır Eyvallah! Endülüs ilim adamları çok gözlemleyen, çok yazan, çok okuyan ve çok gezen sıra dışı insanlardır. Nüfus sayımlarından istatistiklere kadar sosyolojik alanı kapsayan çalışmaları örnek teşkil etmiştir.
On ve on birinci yüzyılda hijyen ve taharet kültüründen mahrum olan cahil Avrupada ortalama ömür oranı 30 yaş iken, Endülüste insan ömrü ortalama yetmiştir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



