İslam Tıp Tarihi içinde cerrahların babası kabul edilir. Yıllarca Endülüs Emevi devleti hükümdarlarından olan İkinci Hakem'in saray doktorluğunu yaptı. Giriştiği cerrahi müdahaleleri başarıyla sonuçlandırıyordu.
Zehravi farklı operasyonlar için yeni ameliyat alet ve enstrümanlarıyla hiç denenmemiş yeni metotlar geliştirdi.
Dünyada ilk estetik cerrahi müdahaleyi başarıyla uygulamıştır.
Nasıl mı?
İri cins kara karıncalarla. Endülüs coğrafyasında yaşayan iri cins kara karıncaları temizlenmiş cilt üzerindeki yara dudaklarına getirip, iki tarafı birbirine kavuşturarak ısırdığında ince bir makasla karıncanın kafası boynundan kesiliyor. Estetik dikiş böylece atılmış oluyor.
Endülüste bu dönemde ilk defa anestezi uygulanmıştır. İber yarım adasında İspanyolca Cizanya adı verilen, sedatif etkisiyle narkotik kategoride yeri olan bitkiyi cerrahlar anestezik madde olarak kullandılar. Kanamayı durdurmada ve ameliyat alanını kapatmada ipek iplik kullandılar. Yaygın venöz kanamalarda mum ve etil alkol kullandılar.
Avrupalılarda Kaynak karartma
Avrupalılarda kaynak karartma 1086 Toledo-Tuleytula tercüme okuluyla başlamıştır.
Önce sıra dışı dürüst aydınlardan (1884-1956) Jorj Sartın, itiraf ediyor. Onu yalnız tıp tarihi değil İlim Tarihi de (Ar-Ge Tarihi) de dünya çapında önemini vurgular. Sartın diyor ki; "Endülüs Emevi uygarlığı Avrupanın yaşadığı karanlık dönem-Orta Çağın en önemli ilim ve kültür merkezidir. Museviler ve hırıstıyanlar Müslümanlara bağımlıdır. Müslümanların yönetiminde hayat standartları-seviyeleri yükseldi.
Ancak 1100 yılında Endülüslü İbn Abdın feryad ediyor; " Ne Yahudilere ne de Hırıstıyanlara, onların hukukunu ilgilendiren kitaplar dışında hiçbir eser satılmamalıdır. Çünkü bu kitaplar Müslümanlarca yazıldığı halde, kendi dillerine çevirirken mutlaka kendi uzmanları ve papazlarına atfediyorlar. Yazar adını değiştiriyorlar. Eseri kendileri yazmış gibi takdim ediyorlar. Bununla kaynak karartıyor ve bilim hırsızlığı yapıyorlar.
İkinci bir örnek; Ebul Kasım, İlk defa Laparatomi yapmış, batnı açarak barsak ameliyatı yapmış ve dikiş atma yöntemlerini geliştirmiş. Açık yaraları kapatırken ipek kullanmış. Ancak üç asır sonra yaşayan bir Fransız Cerrah bu buluşları kendine mal etmiş. Bunun adı bireysel ilim sahtekarlığıdır.
İlim insanlığın ortak malıdır. Fransızlar; " Benden üç asır önce gelen Endülüslü meslekdaşım Ebul Kasım Tıp Tarihinde ilk defa bunu buldu ve denedi. Ama ben metodu geliştirdim ve ondan daha başarılı oldum." Demeliydi. Fakat kaynak zikretmiyor ve utanmadan bu maddeyi ilk defa ben kullandım, bu benim keşfimdir diyebiliyor.
Müslüman Endülüs ilim adamlarının eserlerini Batı dillerine çevirirken ilk sayfayı yırttılar, yani yazarın adını çıkardılar kendi adlarını yazdılar veya aynı konuda çalışan birinin adını yazdılar. Örnek o kadar çok ki! 1935 yılında ölen Alman hekim Stutgartlı Walcher, Zehravinin ve Ebul Kasımın buluşlarını kendine mal edip, kendi buluşu ve çalışması olarak dünyaya aktarıyor.
Endülüste gördüğümüz gelişmenin yanında, ortaçağ Avrupasında onursuz bir meslek olarak kabul edilen tıp doktorluğu, giyotin cellâtlığıyla aynı tutulurdu.
1163 yılında Katolik kilise meclisinin aldığı kararla doktor yetiştiren tıp fakülteleri kapatılmıştır. Avrupada tıp okulları kapatılırken, aynı yıllarda dünyada ilk sinir ve ruh hastalıkları hastanesi Suriya Selçuklularından Nureddin Mahmut Zengi tarafından 1157 yılında Halepte açılmıştı. Ortaçağ karanlığında kalan cahil Avrupalılar sinir ve ruh hastalarını vücuduna şeytan girmiş diyerek Paris ve Londra şehir meydanlarında çıtır çıtır yakarlardı. Aynı asırda İslam ülkelerinde aynı hastalar Halep, Sivas-Divriği, Edirne ve Kurtubanın belirli merkezlerinde Ney ve Kanunlardan taşan Müzikle yahut kuş ve su sesiyle tedavi edilirdi.
Avrupa asırlarca süren Katolik bağnazlığının skolastik-doğmatik batağına gırtlağına kadar saplandığı bir dönem yaşamıştır. Ancak İslam dünyası için bir ortaçağ yoktur, olmamıştır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



