İstanbul'a geldiğimiz yıllarda her şey bizim gibi Anadolu'dan gelenler için farklı biraz farklı ve daha güzel görünüyordu. O zaman İstanbul'un nüfusu iki buçuk milyon civarındaydı ve yıl 1967 idi. O zaman kabalık yapan birini pek çok kişi "Başka İstanbul yok!" diye ikaz eder, o da çevresinin bu ikazından gerekli payı alırdı. Kısaca İstanbul henüz metropol olmamış, sur içi İstanbul'u hâlâ önemli bir yerleşim yeriydi ve insanlar burada yaşarken bile terbiye edilir ve bundan da kimse alınmazdı. Elbette ibadetler de daha iyi icra edilirdi.
Ramazan günlerinde Beyazıt ile Sultanahmet arasında pek çok farklı şey olur, Kapalı Çarşı'nın iki tarafındaki Sahaflar ile Nuruosmaniye Camii çevresi büsbütün değişik görülürdü. MTTB'de geçen zamanlarımızdan sonra bu bölgede iftar ettiğimiz zaman ister istemez bazı terâvihleri Nuruosmaniye Camii'nde kılardık. İşte o zaman farklı ve biraz uzun, ama çok zevkli bir namaz kıldığımızı hatırlarım. Çünkü her dört rekât sonunda sevilen bir ilâhi müezzinler tarafından seslendirilir ve musikiden anlayan arkadaşlar da her dört rekatın kıraati ile bunlar arasında makam bakımından benzerlik olduğunu söylerlerdi.
Böyle her biri farklı makamlarda okunan ezanları da İstanbul'a gelince öğrendik. İstanbul'un eski müezzinlerinin bu dinî musiki makamlarını iyi bildiklerini ve Saadettin Kaynak gibi büyük bir bestekârımızın da Sultanahmet Camii müezzini olduğunu duyduk...
Bunun Enderun Teravihi ile Cumhur Müezzinliği adıyla yeniden hayata geçirildiğini ve yeni nesillere tanıtıldığını görmek, gerçekten benim de nostaljik duygularımı okşadı. Demek artık biz de ihtiyarlıyoruz diye düşündüm ama güzellikleri gördüğüme de sevindim.
Bir gelenek ihya ediliyor
Teravih namazının her dört rekâtının Türk musikisinin beş ayrı makamında kılınması ve aralarının Cumhur Müezzinleri tarafından bu makamlarda bestelenmiş ilahilerle süslenmesi gerçekten güzel. Osmanlı'dan yakın zamana kadar sürdürülen bu geleneğin ''Enderun Usulü'' olduğu bilinir. Bu gelenek yakın zamana kadar Nuruosmaniye Camii ile bazen de Sultanahmet Camii'nin müezzinleri tarafından sürdürüldüğü görülürdü. Bu camilere özgü bir gelenek zannedilen ''Enderun Usulü'' bu yılki Ramazan'la birlikte Sultanahmet Camii'nden ilki yapılarak yeniden uygulanmaya başlandı ve İstanbul'daki öteki büyük camilerde sürdürüldü.
Uygulaması Osmanlı sarayındaki Enderun Mektebine dayanan ve bugün unutulmaya yüz tutan ''Enderun Usulü'' teravih namazı geleneği, artık bundan sonra her yıl Ramazan ayında Sultahahmet Camii gibi büyük camilerde bu uygulamayı sürdürecek sanıyoruz.
''Enderun Usulü'' teravih namazının cami cemaatinin de katıldığı, o yüzden de "Cumhur Müezzinliği" denmişti. Böyle namaz kılmanın örnek olmak maksadıyla Ramazan ayının her gününde ayrı bir camide uygulanması, gerçekten güzel bir tanıtım çabası. Bu uygulamanın, Ramazan teravihlerinin daha coşkulu ve daha hoş bir havada kılınmasını sağlayacağı ve bununla birlikte teravih namazını genç nesillere sevdirerek özendireceği için takdire değer.
Bu uygulamanın hayata geçirilmesini, elbette İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinliklerine borçluyuz. İstanbul 2010 Avrupa Ajansı Klasik Türk Müziği Yönetmeni dostumuz Mehmet Güntekin'in sergilediği projelerden biri olan ''Enderun Teravihi ve Cumhur Müezzinliği'' programı, İstanbul Müftülüğü'nün destekleriyle yönetiminde sürdürülüyor.
Projede görev alan ilâhiyat tahsilinden sonra bazıları master da yapmış olan ve Üsküdar Musiki Cemiyeti'ndeki çalışmalara katılan altı kişi, hanendeliğiyle tanınan müzisyen Mehmet Kemiksiz'in öncülüğünde bu faaliyeti bir proje haline getirmişler ve İstanbul 2010 Kültür Ajansı'na teklif etmişler. Bu türden çalışmalara her zaman açık olan Mehmet Güntekin dostumuzun 2010 Ajansının Klasik Türk Müziği Yönetmeni sıfatıyla verdiği destek, projeyi hayata geçirmiştir. Ramazan boyunca proje, 29 büyük camide kılınacak Teravih Namazı ve Süleymaniye'de kılınacak Bayram Namazı şeklinde bütünleştirmiştir. Ayrıca, konuyla ilgili kitap yayınlanarak yapılan meşk, yazılı metinle din görelilerine ulaştırılmaya çalışılmıştır.
Bu projede yer alan ve imam, müezzin, din dersi öğretmeni, vaiz olarak dinî görev yapanlar, Mehmet Kemiksiz'le birlikte şu isimlerdir ve hepsi de din eğitimi veya hizmeti alanında uzmandır: Ramazan Kutlu, İdris Erdem, Hüseyin Suiçmez, Zinnuri Kurt ve Ali Esen.
''Enderun Teravihi ve Cumhur Müezzinliği'' geleneği, 80 sene öncesine kadar Ramazan ayında İstanbul'un pek çok camilerinde ve konaklarında uygulanıyordu. 40 yıl öncesine kadar İstanbul'un bazı camilerinde az da olsa görülen bu usulde kılınan teravihlerin günümüzdeki yaygın teravihlerden en önemli farkı, 20 rekâtlık teravih namazının her dört rekâtının, Türk musikisinin beş ayrı makamında kılınması ve namaz aralarının bu makamlarda bestelenmiş Türkçe ilahilerle süslenmesiydi. Bu ilâhilerin büyük çoğunluğu Yunus Emre, Hacı Bayram, Aziz Mahmut Hüdai, Kuddusi Baba ve İbrahim Hakkı Erzurumlu gibi halkımız tarafından çok sevilen evliya şairlere aittir.
Saraydan istanbul'a ve bütün ülkeye
Bu projeye öncülük eden Mehmet Kemiksiz'in bir televizyon programında söylediği husus çok önemli: Osmanlı döneminde pek çok dini gelenek sarayda geliştirilir, İstanbul'daki camilerden topluma yayılırdı, şimdi tersi yaşanıyor. Pek çoğu köylü kökenli olan din adamlarının amatör bir şekilde geliştirdikleri üsluplar büyük şehirlerle İstanbul'un büyük camilerinde icra edilmeye başlanıyor. Böylece üslup birliği sağlamak da imkansızlaşmış oluyor.
''Enderun Teravihi ve Cumhur Müezzinliği'' programıyla ilgili olarak, gençlik yıllarında bu şekilde namaz kıldığını ifade eden Memduh Cumhur, bu namaz geleneğini Nurettin Cerrahi Asitanesi'nde, yani Muzaffer Ozak hocaefendinin Atikali'deki dergahında musikiye aşina büyüklerinden görerek öğrendiğini söylüyor ama benim hatırladığım kadarıyla, bunu bilen elbette başkaları da vardı ve bazı camilerle dergahlarda böyle namaz kılınıyordu.
Makamların kullanılış şeklinin yıllar içerisinde kalıplaştığını ve daha çok "Hicaz'', "Segah'', "İsfahan'', "Uşşak'' ve "Acemaşiran'' makamlarının kullanıldığını duyuyoruz.
Müzisyen bir şair ve yazar olan Memduh Cumhur dostumuz, tarihten gelen kayıtlarda bu namaz geleneğinin resmi bir ismi olmadığını ama kimilerinin bu namaza ''Enderun Teravihi'' dediğini belirterek, "Teravih namazı 20 rekat olduğu için halkın sıkılmaması düşünülerek ona bir musiki zenginliği katılmak istenmiş" diyor ve şöyle devam ediyor:
''Enderun Usulü Teravih Namazı kılınırken, mesela, rast makamından hicaz makamına geçerken, baş müezzin makamlar arasındaki geçişi salavat çekerek yapardı. Hicaz makamına geçerken karar perdesinde bırakır ve genellikle o perdeye istinaden hicaz makamında dört rekatta sureler okurdu. Daha sonra müezzin, karar kıldığı perdeden Hicaz makamından daha sonraki makama geçerken de yine salavat çekerken, makamdan makama geçiş hünerini sergilerdi. Daha sonra imam, hazır olan perdeden yeni makamdan tekbir çeker ve yeni dört rekat namaz başlardı. Rekatlar arasında geçiş yaparken imam, bütün cemaatin katılabileceği şekilde ilahiler okurdu.''
Biz de bu geleneğin gelecek nesillere aktarılması gerektiğine inanıyor ve ''Enderun Teravihi ve Cumhur Müezzinliği''nin Ramazanda dini duyguların heyecana gelmesini sağlayan hoş bir uygulama olduğunu düşünüyoruz. Bunun bir uygulamasını henüz görüp yaşamamış olanlara, 500 kişinin toplandığı camide herkesin bir ağızdan aynı makamda ilahi okuduğunu düşünmesini tavsiye eder ve böylece nasıl güzel bir ahenk oluşacağını söyleriz.
Böyle namazı kıldırabilecek kadar musiki eğitimi almış yeni imamlara ve müezzinlere ihtiyacımız olduğunu biliyor ve buna öncülük eden şahsiyetlerin Din Görevlilerine güzel örneklik yaptığını görüyoruz. Güzel sesli hafız ve müezzinlerin bundan sonra daha çok itibar görebileceğini ve hiç değilse Ramazanlarda bunların herkes tarafından aranabileceğini söyleyebiliriz. Bundan sonra inşallah güzel sesli müezzinlerin ezan okur ve kamet getirirler.
Diyanet'in önümüzdeki yıllarda bu konuda da ciddî çalışmalar yapması gerekir. Mehmet Kemiksiz'le Ramazan Kutlu, İdris Erdem, Hüseyin Suiçmez, Zinnuri Kurt ve Ali Esen'i kutluyor, Mehmet Güntekin'e de dini musiki ile kültürümüz adına teşekkür ediyoruz.
Mustafa Miyasoğlu


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




