Bugün bu saate kadar dünyadaki yedi milyar insan en fazla kimin sözünü tekrarladı?
Dünyaca ünlü bir filozofun günümüzü açıklayan bir lafı mı?
Ünlü bir şarkıcının şarkı sözü mü?
Sevgili Peygamberimizin bir hadisi mi?
Yoksa Allah (c.c.) ın kelamı mı?
Aklınıza gelen cevap türkü, şarkı, deyim veya atasözü ise yanıldınız.
Bugün sabah saat beşten itibaren bu saate kadar en çok tekrarlana kelam Allah kelamıdır.
Milyonlarca Müslüman bugün sabah namazında dört defa "Fatiha" süresini namazlarında okudular.
İnsanların yazdığı değerli kitaplar da okunurken hem bilgi sunar hem de zevk verir ama insanların gözleri ve kulaklarının görme ve duymaları sınırlı olduğu gibi akılları ve fikirleri de sınırlıdır. Çelişkilerle dolu olabilir.
Sonra insanların en değerli fikir kıvılcımları Allah'ın kelamı karşısında mumun ışığının güneş karşısındaki durumu gibidir.
Onlar, bizim gibi insan olduğu için eserlerini bir defa okursunuz, iki defa okursunuz, uzun zaman geçtikten sonra belki bir defa daha okursunuz ama Kur'an öyle değil.
O, hava alır gibi, vücudun gıdasını verir gibi, su içer gibi her an okuyarak huzur buluyoruz.
"Peki ama hiç ihtiyaç hissetmeyen insanlar var" derseniz doğru derim.
Gıdasızlıktan hastahaneye kaldırılan bir hastaya en değerli gıdalı yiyecekleri önüne koysanız, yönünü öbür tarafa çevirir ve kusmaya çalışır.
"İman, İslâm, Kur'an" gibi kelimeleri duyan birinin yüzünü öbür tarafa çevirmesi en fazla ihtiyacı olduğu şeye karşı çıkması gibi bir şeydir.
Siz, doktor hassasiyeti içinde ona yaklaşacak, önce zafiyeti giderilecek, gıda alabilir hale getirecek, ondan sonra O kitaba kendisi sahip çıkacaktır.
En sevdiğiniz bir şiiri birkaç defa tekrarlayabilirsiniz sonra bırakırsınız. Ama günde beş vakit nama_zında kırk defa "Fatiha" suresi okuyan bir insan yetmiş senelik ömründe bir milyon defa "Fatiha" suresi okur da bıkmaz. Ölürken çocuklarına vasiyet eder, "Beni fatihasız bırakmayın" der.
Üstüne üstlük bir de kabir taşına "Ruhuna Fatiha" yazdırırlar.
Manasını bilmeden okuyan bu insanlara "Anlamıyorlar" denemez.
Uzaktan gülü görünce gözümüz ve gönlümüz gülüyor.
Peki ne anladık? Henüz kokusu gelmedi.
Anlamadan okuyan yakınınıza İngilizce bir eser verin ve anlamadığı küçücük o eseri baştan sona okumasını isteyin bakalım ne olacak!
Ama Kur'an anlaşılmak, amel edilmek için indirilmiştir. Ölüler için okunabilir, ama diriler için indirilmiştir. Dirilere okunmalıdır.
Manasını bilmeden televizyonda, radyoda, camilerde okunan Kur'an altmış beş kilodan kırk sekiz kiloya düşürülen güreşçinin çeşme başında su içmesine benzer.
Bir avuç su içerse tartıda kaybedecektir. Vücudu ise sünger gibi suya muhtaçtır. Güreşçi ağzına suyu alıp alıp geri çıkartmaktadır.
Bizim hayatımızdan Kur'an uzaklaştırılmış. Toplum vücudu ona süngerin suya ihtiyacı gibi muhtaç ama "Ağzına al ve hemen geri çıkar, boğazından aşağıya inmesin, hayatına mal etmek isteyenler toplum minderinden uzaklaştırılır" diyorlar.
Kur'an'ı kalbimize nakşedeceğiz. Davranışlarımızı onunla süsleyeceğiz.
Topluma örnek olacağız ki, toplum bize bakarak kendi hayat gergefine İslâm'ın nakşını işlesin.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



