Adındaki iki kelimeyle ruhen, fikren ve ilmen özdeş olmuş bir şahsiyet: Nazım Elmas...
Derinlerden gidiyor; muntazam eserlerle. Mümtaz çalışmalara imza atıyor; elmas değerinde...
Onu ilk olarak Cahit Zarifoğlu üzerine yapılan akademik bir çalışma ile tanıdık. Cahit Zarifoğlu - Eserlerinin Tematik İncelemesi (2000, Ukde Yayınları) adlı kitabı, yayımlandığı yıllarda büyük bir ihtiyacı karşılamıştı. Şimdi kimlerin kütüphanesinde vardır bilmem; bildiğim, yeni basımının acilen yapılması gerektiğidir. Zarifoğlu'yla ilgili kitaplık çaptaki öncü bir çalışma olması onu hayli değerli kılıyor...
Bu ilk çalışmasıyla Cahit Zarifoğlu'nu, hayat hikâyesi, şahsiyeti, fikir dünyası, ele aldığı konular vb bakımlardan inceleyen Nazım Elmas, bir sonraki çalışmasını Mehmet Akif üzerine yaptı. Onun, Hisli Yürek - Mehmet Akif'in Şiir Sanatı başlıklı kitabı, Akif'i sanatçı yönüyle dikkatlere sunan önemli bir eser olarak zikredilir. Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası tarafından yayımlanan (2000) bu kitabın da yeniden okur karşısına çıkmayı beklediğini belirtelim.
Nazım Elmas, Zarifoğlu ve Akif üzerine yazdığı kitapların yayımından 10 yıl sonra üç kitapla bir çıkış yaptı. Yazar bu kez şiir ve şairler hakkında değil, roman sahasına ağırlık vermişti...
Türkiye'de romancılığın başlangıç yıllarına (Tanzimat ve sonrası yıllar) ait bir sahayı seçmiş olan Nazım Elmas, bahsettiğimiz üç kitabın ilkinde Romanın Kapıları'nı (2010, Çizgi Kitabevi Yayınları - Konya) aralıyor. Tanzimat Romanında Mukaddimeler ve Hatimeler alt başlığını taşıyan bu eserde yazar, "ön sözler" ve "son sözler"in işlevini şöyle belirtiyor: "Romanın ortaya çıktığı ve yaygınlaşmaya başladığı ilk zamanlarda yazarların, okuru bilgilendirme gayreti içinde oldukları görülür. Romanın niçin yazıldığından başka, okurun nelere dikkat etmesi gerektiğine dair bilgiler de başlangıçta verilir." Batıda sıkça görülen bu durum, Tanzimat romancılığında da kendisine yer bulmuştur.
Bu bağlamda Romanın Kapıları'nda konuyla ilgili ayrıntılı bir değerlendirme takdim edildikten sonra, Tanzimat döneminin çeviri ve telif eserlerindeki önsözler ve sonsözler orijinal ve sadeleştirilmiş olarak, iki şekilde takdim edilmiştir. Kitapta, Tercüme-i Telemak, Sefiller, Robenson, Monte Cristo gibi ilk tercüme romanların yanı sıra, Ahmet Mithat Efendi, Namık Kemal, Recaizade Ekrem ve Nabizade Nazım gibi öncü kalemlerin ilgili metinleri aktarılmıştır.
Nazım Elmas'ın Romana Doğru (2010, Çizgi Kitabevi Yayınları - Konya) adlı kitabı Ahmet Mithat Efendi'nin eserleri üzerine bir ihtisasın ürünü. Ahmet Mithat'ın eserlerindeki Roman/Hikâye Terminoloji'sinin incelendiği kitap, bir bakıma "hace-i evvel"in roman dünyasına yapılan terminolojik tespitler yolculuğudur.
Romana Doğru'nun Giriş bölümünde Ahmet Mithat'ın roman dünyası ele alınıyor. Onun eserlerinden yola çıkılarak, romanın ne olduğu, nasıl ve niçin yazıldığı, romancının kimliği, kahramanları, okurla münasebetleri, roman türleri vb. bu bölümde ayrıntılı bir şekilde ortaya seriliyor. Eserin ikinci bölümü Ön Sözler ve Son Sözler adını taşıyor ve Ahmet Mithat Efendi'nin eserlerindeki bu metinler iktibas ediliyor. Romana Doğru'nun son bölümü Kurmaca Anlatı Dünyasının Terimleri başlığını taşıyor. Burada Ahmet Mithat'ın eserlerinde kullandığı edebiyat terimleri açıklamalı ve örneklemeli bir şekilde sunulmuştur. Bizce, Romana Doğru'nun en önemli bölümü burasıdır.
Muhaberat ve Muhaverat (2010, Çizgi Kitabevi Yayınları - Konya) Nazım Elmas'ın bizlere kazandırdığı son eser. Ahmet Mithat Efendi ile Muallim Naci'nin mektuplaşmaları, bilindiği gibi bizzat Ahmet Mithat tarafından kitaplaştırılmıştır. Fakat bu eser şimdiye kadar Latinize edilip yayınlanmamıştır. Bunun farkına varan Nazım Elmas, bir dönemin iki büyük edebiyatçısı arasında gerçekleşen bu yazışmaları önce Latin harflerine çevirmiş, ardından sadeleştirerek günümüz okurunun hizmetine sunmuş, böylece Önsöz ve Giriş'i takiben iki bölümlük eser vücuda gelmiştir.
Ahmet Mithat Efendi'yle Muallim Naci'nin dostluk ve arkadaşlıklarını olduğu kadar, dönemin kültür, sanat ve edebiyat dünyasının akislerini de yansıtan Muhaberat ve Muhaverat, mektup edebiyatının bizdeki ilk örneklerinden olması bakımından da meraklılarını bekliyor.
Nazım Elmas'ı bu çalışmalarından ötürü ne kadar takdir etsek, azdır...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



