İnkarcıların "Kültür adamı" olarak takdim edildiği,
Fuhuş tacirlerinin vergileriyle kutsandığı,
İkiyüzlülüğün itibar gördüğü,
Hainlere madalya takıldığı,
Hakkın kirletildiği,
Batılın parlatıldığı,
Helalların aşağılandığı,
Haramların kanunla korunduğu,
En helal paranın içine faizin tozunun karıştığı,
Hayırların hakaretle karşılandığı
Şerlerin şen ve şakrak kabul edildiği,
Haramların üzerine "Zaruret Şirketinin" mührüyle "Helaldır" damgası vurulduğu,
Haramilerin fetvatörlerinin her haramı helal kıldığı,
Din satarak dünya almanın rağbet gördüğü,
Hidayet verip dalalet satın alındığı,
Günah işleyenlerin sevap işleyenlere tercih edildiği,
Zalimlere hizmetin nimete dönüştüğü bir dünyada yaşıyoruz.
İyi ya işte bize bir fırsat doğdu.
Sevgili Peygamberimiz "İnsanların üzerine öyle bir zaman gelir ki o gün dinine sarılan insan elinde köz taşıyan insan gibidir" buyurmuş. (Tirmizi, Sünen, K.. Fiten bab 73)
Zor günler olduğunu biliyorum ama biz, zor günlerin adamıyız.
Beled süresinin 12-16 ıncı ayetlerinde zoru aşmamız istenmektedir.
Elimizden ateşi atıversek bu dünyada donup kalacağız, öbür dünyada cehennem ateşinde yanacağız.
Öyle ise bu dünyada ateşimizi elimizde taşıyacağız da gıkımız bile çıkmayacak.
Böyle günlerde sabrederek yoluna devam edenlerin sevabının ashabın sevabından elli kat fazla olduğunu haber verir sevgili Peygamberimiz. (Ebu Davud Sünen, K. Melahım, hadis 3778, Tirmizi, Sünen, K. Tefsir-ul Kur'an hadis no 2984)
"Su sıkıştırılamaz" bu bir tabiat kanunudur.
Rabbimiz, tabiata bu kanunu koyduğu gibi Kur'an'ında da Müslüman'a hiçbir insanın zarar veremeyeceğini haber verir. ( Al-i Imran111,120)
Hapse atsalar Rabbiyle halvet olur, sürgün etseler seyahat olur, malını zorla alsalar yükünü ve imtihan sorusunu hafifletirler, işkence etseler günahlarının dökülmesine sebep olurlar, öldürseler şehitlik makamına yükseltirler.
Hiçbir zorluk onu yolundan alıkoyamaz. Yolu denize uğrasa Musa aleyhisselam gibi geçer.
Yolu hapse uğrasa Yusuf aleyhisselam gibi orayı medreseye çevirir.
Ateşe atsalar İbrahim aleyhisselam gülistanına dönüşür.
Biz, su gibiyiz. Suyun önünü kesseler başka tarafa akar ve gittiği yeri yeşertir. Müslüman'ın bu hizmetini engellerlerse öbür taraftakini yapmaya devam eder. Her tarafından kuşatırlarsa "Yırtarım dağları enginlere sığmam taşarım" der.
Görüntü sizi aldatmasın. Su, dalda çiçek görünürken de, demirde çelik gibi görünürken de, havada gaz halinde iken de, kutuplarda buz halinde görünürken de su olmaya devam eder.
Su, damla olur, damlaya damlaya göl olur, çay olur, nehir olur, deniz olur, buz olur, şekilden şekile girer fakat özelliğinden hiç bir şey kaybetmez. Müslüman insan, damla gibi tek başına kalsa veya cemaat denizine karışsa, dünyanın hazinelerine sahip olsa veya kendinden başka bir şeyi kalmasa her halükarda Müslümanlığından hiçbir şey kaybetmez.
Su saydamdır. İçinden dışı görünür. Dışından içi görünür. Müslüman'ın da içi dışı gibi olmalı, dışı da içi gibi olmalı.
Su, mermere aksa, mermerdeki su ile de buluşunca mermerde iz bırakır, Mü'min de, kafir insanın fıtratındaki İslâmla buluşunca kafirde olumlu iz bırakır.
Su gibi aziz olunuz, iyimser bakışla yolunuza devam ediniz.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



