İstanbul bembeyaz bir örtü altında...
Yedi tepeli bu şahâne şehir ak bir gelin duvağının altında...
Galiba birkaç gün daha bu manzaralar yaşanacak...
Gerçi kitaplarda okuyoruz; İstanbul'da öyle kışlar yaşanırmış ki Boğaz dahi donarmış...
Karşıdan karşıya buz üzerinden geçermiş ecdad...
Ama en azından çocukluğumdan bu yana İstanbul'da böyle kışlar yaşanmadı.
Sizce de Cenap Şahabettin'in meşhur kar şiiri Elhan-ı Şita'yı okumanın tam da zamanı değil mi?
Alın gazeteyi elinize, pencerenin önüne oturun, lapa lapa yağan ahenkli karın şiirsel ezgileri altında okuyun bu satırları... Buyurun;
"Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş,
Eşini gaib eyleyen bir kuş gibi kar
Gibi kar
Geçen eyyâm-ı nevbaharı arar...
Ey kulûbün sürûd-i şeydâsu,
Ey kebûterlerin neşideleri,
O baharın bu işte ferdâsı
Kapladı bir derin sükûta yeri
Karlar
Ki hamûşâne dem-be-dem ağlar.
Ey uçarken düşüp ölen kelebek
Bir beyaz rîşe-i cenâh-ı melek
Gibi kar
Seni solgun hadîkalarda arar.
Sen açarken çiçekler üstünde
Ufacık bir çiçekli yelpâze,
Nâ'şun üstünde şimdi ey mürde
Başladı parça parça pervâze
Karlar
Ki semâdan düşer düşer ağlar!
Uçtunuz gittiniz siz ey kuşlar;
Küçücük, ser-sefîd baykuşlar
Gibi kar
Sizi dallarda, lânelerde arar.
Gittiniz, gittiniz siz ey mürgân,
Şimdi boş kaldı serteser yuvalar;
Yuvalarda -yetîm-i bî-efgân! -
Son kalan mâi tüyleri kovalar
Karlar
Ki havada uçar uçar ağlar.
Destinde ey semâ-yı şitâ tûde tûdedir
Berk-i semen, cenâh-ı kebûter, sehâb-ı ter..
Dök ey semâ -revân-ı tabiat gunûdedir-
Hâk-i siyâhın üstüne sâfî şükûfeler!
Her şahsâr şimdi -ne yaprak, ne bir çiçek! -
Bir tûde-i zılâl ü siyeh-reng ü nâ-ümid..
Ey dest-i âsmân-ı şitâ, durma, durma, çek.
Her şâhsârın üstüne bir sütre-i sefîd!
Göklerden emeller gibi rizan oluyor kar
Her sûda hayâlim gibi pûyân oluyor kar
Bir bâd-ı hamûşun Per-i sâfında uyuklar
Tarzında durur bir aralık sonra uçarlar,
Soldan sağa, sağdan sola lerzân ü girîzân,
Gâh uçmada tüyler gibi, gâh olmada rîzân
Karlar, bütün elhânı mezâmîr-i sükûtun,
Karlar, bütün ezhârı riyâz-ı melekûtun.
Dök kâk-i siyâh üstüne, ey dest-i semâ dök.
Ey dest-i semâ, dest-i kerem, dest-i şitâ dök:
Ezhâr-ı bahârın yerine berf-i sefîdi;
Elhân-ı tuyûrun yerine samt-ı ümîdi... "
(Cenap Şahabettin- 1870 -1934)
Kehanet gösteren bakan
3 Kasım 2002 seçimlerinde Samsun'dan milletvekili seçilen gazeteci kökenli Suat Kılıç 3 dönemdir Parlamento'da.
2011 Haziran seçimlerinden sonra da Gençlik ve Spor Bakanı olarak Kabineye girdi.
2002 seçimlerinden hemen sonra Meclis'in en genç parlamenteri sıfatını kazanan Kılıç , Meclis Başkanlık Divanı üyesi olmuş, sonraki dönemlerde de uzun yıllar Meclis Grup Başkan Vekilliği görevini ifa etmişti.
Kılıç gazeteci kökenli olmasının yanı sıra aynı zamanda Hukukçu...
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun.
Hukuk Fakültesi'nden mezun olduktan sonra kısa bir süre mesleğini icra etti.
Ardından da içinde sürekli taşıdığı gazetecilik serüvenine girdi...
İlk adım Kanal 7 Ankara Haber Merkezi oldu...
Ardından aynı televizyon kanalının sabah kuşağını sunmaya, sabahları konuklar alıp Ankara'nın özellikle siyasi gündemini izleyenlere ulaştırmaya başladı...
Bir süre sonra ise ver elini NTV. Kılıç'ın gazetecilik hayatında NTV önemli bir yer tuttu. Çünkü bu televizyon kanalının gece haber kuşağını İstanbul Merkez'den Banu Güven ile birlikte sundu...
Ankara'nın önemli gündem maddeleri, günün sonunda onun konuklarıyla bir başka çehre kazandı.
Ancak orada da uzun süre kalmadı.
Kanal D'nin o dönemki genel yayın yönetmeni, şimdi Ergenekon Davası'ndan Silivri Cezaevi'nde tutuklu olan Tuncay Özkan'ın teklifini değerlendirerek bu kanalın parlamento muhabiri olarak göreve başladı.
Bu sürede yıllardan beri kafasının bir yerinde tuttuğu ama 'acaba olur mu olmaz mı' diye tereddütler geçirdiği aktif siyaset içinde bir başka kıpırdadı.
AKP kurulduğu tarihten itibaren de AK Parti'nin açılış törenlerini, çalıştığı televizyon kanalı adına izledi, izlenimlerini aktardı.
Bu arada yazdığı bir kitabın getirdiği ses de kendine güvenini daha da artırdı. Türkiye'nin dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'i konu alan ve 'Son Ispartalı' ismini taşıyan kitabı Arşiv Yayınları'ndan çıktı.
Kitabın henüz girişinde Kılıç'ın ithaf sözleri ise kendisinin gelecekteki tercihiyle yakından ilgili; 'Yöneten demokrasiye, güçlü ekonomiye, onurlu diplomasiye, kalkınmış Türkiye'ye ve tabii, hukuk devletine...'
Erken seçimlerin 3 Kasım 2002'de yapılacağı kesinleştikten sonra ise kararını kesin olarak verdi ve aktif siyasete AKP'den atıldı.
AKP'den milletvekili adaylığı temasları sırasında görüştüğü Genel Başkan Recep Tayyip Erdoğan , "Neden milletvekili olmak istiyorsun?" diye sorduğunda verdiği cevap esasen bugünlerde oturduğu koltukla ilgili; "Efendim ben Türkiye'deki gençliği temsil edeceğim. Gençlerin sesi olacağım, gençlerle ilgili projeler hazırlayacağım."
'Bakanlık Yardımcısı' projesi
Bakan Suat Kılıç şimdi oturduğu koltukta gençlere yönelik projelerini birer birer hayata geçirme arzusunda.
Biliyorsunuz Kredi Yurtlar Kurumu da Milli Eğitim Bakanlığı uhdesinden alınıp kendi yönettiği Bakanlığa bağlandı.
Kılıç'ın yurtta kalan öğrencilerle özellikle sosyal medya üzerinden haberleşmesi, sorunlara anında müdahale etmesi sizin de dikkatinizi çekmiştir. Mesela, "Üşüyoruz, kaloriferler az yanıyor!" diyen bir öğrencinin twitter üzerinden sesini duyar duymaz Yurt Müdürünü arayarak müdahale etti. Böyle örnekler çok...
Ama benim dikkatimi çeken bir husus Bakan Suat Kılıç'ın yıllar önce dile getirdiği bir projenin bugünlerde uygulanıyor olması..
Kılıç, milletvekili seçildiği Kasım 2002'yi takip eden aylarda ilk kez bu satırların yazarına Bakanlık Yardımcılığı projesinden söz etti; "Birçok arkadaşımız şu anda atıl durumda. Bu arkadaşlarımızı acaba nasıl değerlendirebiliriz diye bir soru var gündemimde. Bunun bir yolunun 'bakan yardımcılığı' olabileceğini düşünüyorum. Bunu grup yönetimi ile Genel Merkez'e önermeyi düşünüyorum."
Buna kehânet denir mi?
Ona da siz karar verin...
NOT: Bugün 29 Ocak 2012. Demirbank iyi günler diler. 2012 yılında yeni anayasa vaadini sıcak tutmak adına... 2012'den 29 gün daha eksildi. Oysa yeni sivil anayasa adına atılan en küçük bir somut adım henüz yok. Takipçisiyiz...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



