Görevimiz gereği piyasanın nabzını tutma fırsatını bulabiliyorum. Günde en az iki müşterimizle birebir görüşme ve sohbet etme imkanını yakalıyorum. Piyasanın büyük veya küçük aktörleriyle, ekonominin gidişatı, önümüzdeki dönemin getirebilecekleri ve risk alanlarımız üzerine konuşarak, bunları gazetemizin sorumlu yayıncılık misyonu gereği zaman zaman piyasaya sürdüğü ilavelerde değerlendiriyorum. Türkiye'de ekonominin iki yönü var: Ankara'dan, siyaset cephesinden görülen yönü, piyasalarda birebir olarak gerçekleşen gerçek rakamlarla bezeli yönü.
Ekonominin siyaset cephesinden bakılan yönü hiçbir zaman değişmez. İktidara gelen hangi parti olursa olsun, ekonominin tablosu hangi boyutu gösterirse göstersin, siyaset cephesinden ekonomi her zaman tıkırındadır, işler yolundadır, her şey güllük gülistanlıktır. Oysa, ekonominin gerçekten nabzını tutabilmek için piyasalarda hareketliliğe bakmak gerekir, esnafın iş kapasitesine bakmak gerekir, borçlarını-alacaklarını zamanında ödeyip, tahsil edip edemediğine bakmak gerekir. Birkaç büyük piyasa aktörünün işleri yolunda diye, ekonominin tamamının çok güzel bir profil sergilediğini söylemek her zaman mümkün olmaz. Geçtiğimiz hafta perakende ve beyaz eşya sektöründe faaliyet gösteren önemli bir müşterimiz ERPA Yönetim Kurulu Başkanı Erdem Ede ile ekonominin rengini ortaya koyacak güzel bir röportaj yaptık. Fatih'te, Esenler'de ve Asya Park AVM'de çok güzel birer mağazası bulunan Ede, "Piyasanın aman aman bir tablo sergilemediğini" ifade edip Türkiye ekonomisinin son çeyrekte yüzde 8.8 büyümesinin rakamsal olarak çok önemli olduğunu, durgunluk ve krizlerle boğuşan Avrupa ekonomileri içinde farkını ortaya koyduğunu belirterek, "Bu rakamlar bizleri rehavete sevketmesin. Piyasalarda hala Avrupa'dan yayılabilecek bir kriz dalgasının psikolojik baskısı var. Diğer yandan yaz tatili ve Ramazan'ın getirdiği gizli ve nisbi bir durgunluk yaşandı. Bunu aşabilmek için önümüzdeki dönemde piyasalara moral aşılaması yapılması şart görünüyor" dedi. Akaryakıt fiyatlarının sürekli zamlanması, dövizdeki sert iniş ve çıkışların maliyetlere ve satışlara olumsuz yansıdığını, tüketicinin güven unsurunu kazanabilmek için uyguladıkları fiyat stratejilerinin bu durumdan sert şekilde etkilendiğini belirten Ede, "Perakende sektörünün en önemli unsuru fiyat stratejilerinin belirli seviyelerde kalmasıdır. Döviz'deki sürekli dalgalanma maliyetlerimizi çok olumsuz şekilde etkilemiştir. Bu bağlamda dalgalanmanın belirli bir seyir aralığında kalması yönünde Merkez Bankası'nın müdahelesinin şart olduğunu söylememiz gerekiyor. Döviz fiyatlarındaki artış ihracat kalemlerine olumlu şekilde yansıyor ama iç piyadadaki döviz borçlanmaları ise olumsuz biçimde etkileniyor" dedi.
Erdem Ede'nin sözlerinin tercümesi çok açık. Rakamsal parametreler, göstergeler çok yerinde gibi takdim ediliyor. Oysa, piyasada etkisini açık açık hissettiren gizli bir durgunluk söz konusu. Akaryakıt fiyatlarındaki sürekli artış ve döviz fiyatlarındaki dalgalanma da bu durgunluğun dibe doğru kaymasını sağlayan en önemli etken olarak dikkat çekiyor. "Araba yoldan çıktıktan sonra akıl veren çok olur" şeklinde bir atasözümüz vardır. Önemli olan her şeyin yolunda olduğu iddia edilen dönemde gerçekleri görebilmek ve piyasa aktörlerinin sözlerine dikkat kesilebilmektir. Dolar, tarihinin rekorunu kırdı... Dolar milyonerleri paralarına para kattılar. Peki, dolar borcu olanların durumu ne oldu? Kredilerini dolar üzerinden sağlayanların borç kapasitesine ne olacak? Altın bir düşüp bir kalkıyor...
Yarınından endişe ettiğiniz bir ekonominin fitili, bir gün bir yerde ateşlenirse....


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



