İki gözü dünyaya kapalı, fakat ALLAH Teâlâ'ya açık olanlar, iki gözü dünyaya açık, fakat ALLAH Teâlâ'ya kapalı olanlardan daha iyidirler. Hac sûresinin kırkaltıncı ayet-i kerimesinde açıklandığı gibi, asıl körlük gönül körlüğüdür. Gözleri görmeyen kaldırımdan düşebilir. Ancak gönül gözü kör olan kâfirler ise cehenneme düşerler ve unutulmuş muamelesi görürler.
O bakımdan haklı olarak deniliyor ki: "ALLAH Teâlâ'yı bulan ve bilen ne kaybetmiştir? O'nu kaybeden ne bulmuştur?" Şüphesiz O'nu bulan her şeyi bulmuştur.
İki gözü de kör olan İbn-i Ümmü Mektum, İran'ın fethinde Kadisiye'de kör gözleriyle sancağı elinde tutarak İran'lıların hakkı görmelerine sebep olmuştur.
Kim ALLAH Teâlâ'nın kitabından yüz çevirir ve onu unutmuş görünürse dünyada onun hayatı sıkıntılıdır. Kalbi ne huzur bulur, ne de rahat eder. Her ne kadar refah içinde yaşıyor görünse, istediğini yese, istediğini giyse, istediği yerde otursa da, dalâletinden yani yanlış yolda olmasından dolayı, kalbi dar ve sıkıntılıdır. Çünkü onun kalbi ıstırap, şaşkınlık ve şüphe içindedir. Ayrıca kabri de daralır da kaburgaları birbirine geçer.
Kişi ALLAH Teâlâ'nın yolunu izlemekle, dalâlet yani yanlış yolda olmaktan ve mutsuzluktan yana güven içinde olur. Yüce ALLAH Teâlâ yalnız yolunu izleyenleri, dalâlet ve mutsuzluktan koruyacaktır. Mutsuzluk, dalâletin yani yanlış yolda olmanın ürünüdür. İsterse, dünyanın bütün imkânlarına sahip olsun. Bu imkânların bizzat kendileri bile mutsuzluktur, onun için hem dünyada mutsuzluk, hem ahirette mutsuzluk...
Haram olan nimetleri ve kazançları mutlaka bir keder izler. Sürekli üzüntü içindeler. İnsan ALLAH Teâlâ'nın doğru yolundan sapınca şaşkınlığa, huzursuzluğa ve bunalımlara girer. Oradan oraya sürüklenir. Bir türlü dengeli istikrarlı olamaz. Mutsuzluk, yemyeşil-gür bir çayır gibi görünse de zehirli otları da barındıran bir otlak gibidir.
Çünkü hemen ardından ahiret yurdunda en büyük mutsuzluk gelir. ALLAH Teâlâ'nın doğru yolunu izleyenler ise yeryüzünde dalâlet ve mutsuzluktan uzaktırlar. Bu ise kaybedilen cennetin tekrar geri gelişidir. Ahiret gününde ise zaten oraya dönecektir.
ALLAH Teâlâ ve O'nun geniş rahmeti ile bağını koparan yaşam, ne kadar bolluk ve eğlence dolu olsa da sıkıntı doludur. Bu ALLAH Teâlâ ile bağını koparmanın ve O'nun huzurundan, koruyuculuğundan mahrum olmanın sıkıntısıdır. Şaşkınlığın, ürkekliğin ve kuşkulu hayatın sıkıntısıdır. İhtirasın ve endişenin sıkıntısı. Elindekine dört elle sarılma ve onları kaybetmeme endişesinden kaynaklanan sıkıntı.
Arzuların parıltıları ardında sürüklenme ve kaçırdığı her şeye karşı duyulan hayıflanma sıkıntısı. İnsanın kalbi ALLAH Teâlâ'nın koruyuculuğu dışında başka hiçbir yerde huzura kavuşamaz. ALLAH Teâlâ'nın kopmayan sağlam kulpuna yapışmadan, güvenin huzurunu hissedemez.
Şüphesiz ki, imanın verdiği huzur, hayattaki tüm lezzet ve rahatlığın üstünde bir durumdur. İmanın huzurundan mahrum olmak ise, öyle bir mutsuzluktur ki, fakirlik ve yoksulluğun sebep olduğu mutsuzluk asla onunla bir olamaz.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



