Sultan Abdülhamid'in Maarif Nazırı Haşim Paşa'ya izafe edilen: "Şu mektepler olmasaydı maarifi ne güzel idare ederdim" şeklinde bir söz vardır. Daha sonraki Maarif Nazırlarından Emrullah Efendi'ye ait olduğu da rivayet edilen bu söz, bir dost meclisinde şaka niyetiyle söylenmiş olmanın yanında; anlaşılan bütün okulları değil, sadece bazı okulları kastetmektedir...
Geçtiğimiz Cumartesi günü İstanbul Milli Eğitim Müdürü Dr. Muammer Yıldız'ı dinlerken, sık sık bu söz hatırıma geldi nedense. Tabii ki İstanbul Milli Eğitim Müdürü'nün benzer bir şeyi kastetmesi sebebiyle değil; eğitim-öğretim işinin arzu edildiği gibi yapılabilmesinin ne kadar zor olduğunu anlamamıza vesile olacak şeyler konuşulması sebebiyle...
Alışılmış bürokratlardan farklı bir kişi Dr. Muammer Yıldız. Akademik bir geçmişi var ve konusunda uzman olduğunu hemen anlayabiliyorsunuz. Bulunduğu konumun altında ezilmek yerine, onun gereklerini yerine getirmeye kararlı birisi...
Milyonlarca öğrenci... Okul ve derslik açığı devam ederken, bir de yetersiz öğretmen sayısı...
Sadece İstanbul'da 5 bin eğitim kurumu mevcut. Bunlarda okuyan öğrenci sayısı da üç buçuk milyon...
Normalde en fazla 30 kişi olması gereken sınıflar yerine 40, 50 hatta bazı yerlerde 60 70 kişilik sınıflar sözkonusu... Bu durumun düzeltilebilmesi için olağanüstü bir çabaya ihtiyaç var, çünkü sistemin aynı şekilde devam etmesi için bile yıllık 2 bin civarında derslik (sınıf) ilavesi gerekiyor.
Eğitim-öğretimin kalitesi, seviyesi
İstanbul'daki öğretmen açığı 24 bin... Türkiye genelindeki öğretmen açığı, 150 bin... Atama bekleyenlerin sayısı ise 300 bin!.. Dr. Yıldız, İstanbul'un sıkıntılarının halli için 12 bin vekil öğretmen istihdam ettiklerini ama bunun da meseleyi çözmeye yetmediğini vurguluyor. Bu şartların bir de ikili eğitim yapıldığı halde böyle olduğu düşünülürse, eğitim-öğretimin fiziki şartları konusunda, daha çok yapacak iş olduğu ortaya çıkıyor.
Küçük ya da orta ölçekli şehirlerde nisbeten kolay halledilebilecek bu mesele, İstanbul gibi şehirlerde daha da problemli hale geliyor; okul yapabilecek parayı bulabilseniz bile, yer bulma imkanı yok çünkü...
İstanbul'un en temel özelliklerinden birisi, her şeyin en uçlarının burada bulunması. Dr. Muammer Yıldız nerdeyse hemen her konuda olduğu gibi, eğitim öğretim hususunda da, en iyi ve en kötünün İstanbul'da birarada bulunduğunu vurguluyor.
Bazı gazeteci ve yazarların katıldığı sohbet toplantısında, neler yapılabileceği üzerinde yapılan değerlendirmeler, meselenin bir bütün olarak ele alınması gerektiğini ortaya koyar nitelikteydi.
Okul-derslik ihtiyaçlarının giderilebilmesi, öğretmen açıklarının karşılanabilmesi ve sistemin hakikaten ülkenin ihtiyaçlarına uygun bir şekilde çalışabilir hale gelmesi için Milli Eğitim bütçesinin daha da artırılması temel şart anlaşılan ve bu uzun vadeli bir iş...
Eğitimim kalitesi, dershaneler meselesi, özel okulların durumu ve başka birçok mesele esas olarak bütçe meselesiyle alakalı...
Dr. Muammer Yıldız'ın anlattıklarından çıkarılabilecek pratik netice ise, hiç değilse çocuklarımızın okuduğu okullarla biraz daha fazla ilgilenmemiz ve onların müdür ve öğretmenleriyle hemhal olmamızın gerektiği...
Böylelikle, hiç değilse bazı acil sıkıntılara çözüm üretebilmek mümkün...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



