Bir gencin evlilikle ilgilenmesi onun doğasında var olan fıtri bir duygudur.
Bunun aksi düşünülemez.
Ancak, "ne zaman ve ne şekilde" ilgilenmesi hususu önemli.
Her şeyden önce, "eğitim çağları evlilik dönemi" değildir.
Bilgilenme ve hayata hazırlanma dönemidir.
Bu süreç içerisinde, aileden başlayan bir alt yapıyla "eş seçimini ve evliliği" önden araştırıp evliliğe hazırlık için çeşitli girişimlerde bulunmalı.
İnsan hayatında üç önemli dönüm noktası vardır.
Bunlardan birincisi, "iş seçimi",
İkincisi, "dost seçimi"
Üçüncüsü de, "eş seçimi"dir.
Bu seçimleri gerçekleştirmek, hayal edildiği kadar kolay olmuyor.
Emek istiyor.
Zaman istiyor.
Güç ve sabır istiyor.
En önemlisi "bilinçlenme" istiyor.
İnsan ömrünün en önemli kararları olan "iş, dost ve eş seçimi" gelişigüzel yapıldığında, her türlü felâketle karşılaşılanabiliyor.
Özellikle "eş seçiminin" alt yapısı oluşmadan, alelacele verilen kararlarla yapılan evliliklerin bedelleri, maalesef çok ağır oluyor.
Sonunda bir felâkete uğramamak için "evlilik öncesinde" gençlere önemli sorumluluklar düşmektedir.
Bu sorumlulukların farkına varabilen gençler, gereken ön hazırlıkları yaptıkları takdirde, başlarına gelebilecek olumsuzlukları en aza indirmiş olurlar.
Evlik, "uzun maratonlu bir koşuya" benzer.
Ergenlik yaşlarından başlamak suretiyle evliliğe hazırlanmalı.
Nasıl ki, öğrencilikte bir dersten başarılı olabilmek için önce hocanın anlattığı ders dinleniyor, sonra da o ders üzerinde yoğunlaşarak "öğrenme" yolu gerçekleşiyor.
Daha sonraki süreçlerde imtihan zamanı geldiğinde, önceden öğrenilen dersler üzerinde genel bir hatırlatma yapıldıktan sonra "başarı" o zaman elde ediliyor.
Hocanın dersine girmeden ve derse hiç çalışmadan imtihana girenin başarılı olması beklenemiyorsa, evlilikle ilgili önceden hazırlığı olmadan gelişi güzel evlilik yapanın da başarılı olması beklenemez.
Bu bağlamda, "evliliğe uzun vadeli hazırlanmak ve bilinçlenmek" gerekiyor.
"Başarı ve işinin ehli olmak" isteyen yaptığı işe yoğunlaşması gerekiyor.
Talebe ise talebeliğinin gerekleri ne ise onu gündemine alıp onun üzerinde yoğunlaşması büyük önem taşıyor.
Bu yoğunlaşma içerisinde geleceğe yönelik "meslek eğitimi" görenler, geçici duygularına kapılıp evlenmeye kalkarlarsa, elde etmeye çalıştıkları mesleklerinin önünü kesmiş olurlar.
Uzmanların, sosyologların ve psikologların ortak tespitlerine göre; erken yaşlarda evlenmek nasıl sakıncalı bir durum ise, ilerlemiş yaşlarda evlenmek de aynı şekilde sakıncalı ve tehlikelidir.
Normal yaşlarında evlenmeyen erkeklerin, otuz beş yaşını geçtikten sonra, "şüpheciliğe ve kararsızlığa" düşmek suretiyle, ruhsal dengelerinde bozulma ve davranış bozuklukları görülmektedir.
Yirmi beş yaşına kadar evlenemeyen kızlarda ise, "umutsuzluğa" ve giderek "yalnızlığa" itilmek suretiyle, çeşitli komplekslere girebiliyorlar.
Nasıl ki her şeyin, bir zamanı varsa, evlenmenin de bir sırası bir zamanı vardır.
Vakti zamanı gelen her erkek ve kadın, "fiziksel ve sosyal olgunluğa" ulaştıktan sonra mutlaka evlilik arayışı içerisine girmelidir.
"Evlilik için ne yapmalı?" Sorusuna verilecek cevaplar çoktur.
Kısaca birkaç tanesini sıralayalım:
- "Bilinçlenmek ve evlilik olgunluğuna gelmek" birinci şart olarak kabul edilmeli.
- "Evliliğe uzun vadeli hazırlanmak" önemli bir hazırlık sürecidir.
- Yalnız mantık veya duygusal evliliği değil, hem mantık hem de duygusal evlilik yapmak için "dengeler" sağlanmalı.
- "Ortak kültürel değerleri" olanla evlilik yapılmalı.
- "Maddi-manevi güç" elde edilmeden evlenmemeli.
- Mükemmel eş hiçbir zaman bulunmaz, önemli olan "münasip bir eş" bulabilmek için hazırlıklar yapılmalı.
- Evleneceğiniz eşinizi "önce ailesinden başlayarak" araştırma yapılmalı.
- Evlenecek eşler, "rol yapmadan" birbirlerinden ne beklediklerini önceden açık açık konuşmalı.
- "Evlilik şansa bırakılamaz," alınabilecek tedbirlerin hepsi mutlaka alınmalı.
- Eşler birbirlerinin "kişiliklerini tanımadan" evlenmemeli.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



