milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

28 MAY 2012 PZT
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • YA ALLAH!
  • KRAMPLARI ÇÖZÜCÜ,TESKİN EDİCİ,(ÇANOTU)
  • YENİ BİR DÜZEN KURMANIN VAKTİ GELDİ
  • MÜSLÜMAN GENÇLER İSTANBUL'DA BULUŞTU
  • FETİH NAMAZI
  • FETHİMİZ MÜBAREK OLSUN!
  • FETHİN ERLERİ HOCASIYLA BULUŞTU
  • MİLLİ GÖRÜŞ BARIŞIN DİLİDİR
  • İSTANBUL, İSLAM DÜNYASININ LİDERLERİNE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK
  • BU OLACAK AYASOFYA!

Efsunkâr bakışlı Erciyes

09 AĞUSTOS 2009
PAZ 01:15

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Hacılar'ın bunaltıcı sıcağından kurtulmanın en güzel yolu bağ evlerine gitmek belkide. Bu sebeple, gözümüzün önünden hiç kaybolmayan Erciyes'in eteklerindeki Kızıltepe'nin (Başkanlara bir öneri: Talas-Hasan Dağı ve Hisarcık-Kıranardı'ndaki dinlenme ve piknik tesislerinin bir benzeri bu bölgeye büyük bir zenginlik katar) yanından geçerek, Lifos Dağı'nın önündeki Yusuf amcaya ait bağlara ulaşıyoruz.

Şiresi yağmur gibi damlayan dut ağaçları

İnsanı büyüleyen, yemekten imtina edilen, enva-i çeşit meyveler kendilerini bütün canlıların hizmetine sunmuşlar. İnsan bir anda kendisini dünyadaki cennet bahçelerinde zannediyor, dallarındakini cömertçe sunan meyve ağaçlarını görünce. Her adımda farklı bir ağaç, her adımda farklı bir tat; ekşi, tatlı ve acı birbirine karışıyor. Hepsi bir arada, üstelik de yüzde yüz organik. Biraz daha bağların arasında gezinirsek, hem oksijen hem de doğal bitkiye vücudumuzun reaksiyonu sorun olabilir. Onun için Aytekin beyin, Ali Dağı'ndan güneşin batışını seyretme teklifine hayır diyemiyoruz. Bağ evlerinin arasından geçerek, doğa sevdalısı Prof. Dr. Ali Çavuşoğlu'yla selamlaşarak, Kangalların zincirleri koparma eylemlerini izleyerek, şiresi yağmur gibi damlayan dut ağaçlarını silkeleyerek Ali Dağı'na ulaşıyoruz.

Tefekkür iklimine açılan manzara

Kayseri Organize Sanayi, hem işlevi hem de güneşin sökünleşen ışıkları altında altın sarısı gibi parıldıyor karşımızda. Ve  tepelerin ardından batan güneşle birlikte ortalık alacakaranlığa bürünüyor. Kayseri, dakikalar geçtikçe irili ufaklı lambaların ışıltısıyla adeta "ateş böcekleri"nin kamp kurduğu bir sahraya dönüşüyor. Karanlıkta kalan bağ evlerinin bahçelerindeki çırçır böceklerinin muhteşem seramonisi, bütün laf-ı güzafları bitirip, insanları tefekkür iklimine kilitliyor. Ta ki, batan güneşin Hacılar üzerinden tekrar doğuşuna kadar.

Bugün günlerden Cuma. Eskiden bağlardan, bahçelerden, yaylalardan kopup gelerek ibadethaneleri bayram yerine çevirenler yine mevcut. Dualara amin demek, günahlara gözyaşı dökmek için Cami-i Kebir hıncahınç dolu. (Anketlere göre Hacılarlının % 74.5'inin 5 vakit namaz kıldığı, % 98'inin de Cuma Namazı kıldığı tespit edilmiş.)

Nursaçan Hocaefendi'nin sıkıntısı

Hacılar Cami-i Kebir'de cemaat pür dikkat kesilmiş, övünç kaynakları İmdat Necmettin Nursaçan Hocaefendi'yi dinliyor, merkezi sistemden. Kah, naif ifadelerin coşkusuyla Fatih Sultan Mehmed'in atına atlayıp Balkanlara gidiyor. Kah, Akşemseddinlerin çağrısına uyup, Bosna'da yaptırılan caminin açılışı için herkese "atla gel" çağrısında bulunuyor. Cümlelerini bağlarken biraz zorlanıyor, iki camiye yardım talebi için. Meğer Kayseri'de, özellikle de Hacılar'da camilerde yardım toplamak artık "en büyük ayıp"- lardanmış. Nursaçan Hocaefendi'nin sıkıntısı da bundanmış.

Hacılar Merkez Cami-i Kebir'in de baştan aşağı bütün restorasyon giderlerini "Boydak Grubu" üstlenmiş. Ortaya estetik ve sâde bir mimari çıkmış.

3917 metrelik zirveye tırmanış

İşte tepemizdeki Erciyes, yine efsunkâr bakışlarıyla bizleri süzüyor ve yaz ortasında kar toplayan zirvesine davet ediyor: "Ey yabancılar sizlerle de paylaşacaklarım var" diyor. Dağların hem mitolojik çağlarda, hem efsanelerde, hem de peygamberler tarihinde önemli bir yer tuttuğunu göz ardı etmeyerek, Erciyes'in bu çağrısına kulak vermemiz gerekir.

Cenab-ı Allah (c.c.)'ın da Kur'an-ı Kerim'de Sînâ Dağı'na yemin ettiğini düşünürsek; dağların duruşlarıyla, ulaşılmaz doruklarıyla insanlığı hep cezbettiği aşikâr. Ruhumuza üflenen içgüdüyle; hem yalnızlaşmak, hem Yaratıcıya yakınlaşmak için bekli de en uygun yerlerdir zirveler.

İşte bu içgüdünün bizleri harekete geçirmesiyle, gözlerimizi 3917 metre yükseklikteki heybetli Erciyes Dağı'nın zirvesine dikiyoruz. Zirveye ulaşabilirsek eğer, saklı güzelliklerin yanında Karadeniz'i ve İskenderun Körfezi'ni de görebilmeyi hayal ediyoruz.

Heyecan dorukta. Sabahın erken saatlerinde, Hacıların sırtını dayadığı Erciyes'in üzerinde dolaşan bulutlara rağmen, Kartın Dağı'nın kenarından, bağ evlerinin içinden geçerek, Süt Donduran'a doğru hareket ediyoruz. Yollar çok bozuk. Bazen taşıtımız bizi, bazen de biz taşıtı taşıyarak, eski su kemerlerinin aşağısından, yalçın kayaları saran kavak ormanlarının ve kar sularının şırıltılarını dinleyerek zirveye doğru ilerliyoruz. 3 saatlik bir tırmanıştan sonra nihayet 2700 metre yükseklikteki Süt Donduran Mevkii'ne ulaşıyoruz.

"Boydak Dağ Evi"nin etrafı adeta bir şenlik yeri. Kimileri çadırını kurma-sökme telaşında, kimileri birbirlerine Erciyes Dağı'nın efsanelerini anlatmakta, kimileri ellerinde dürbün zirvedeki insanları gözetlemekte, kimileri ise Erciyes'in zirvesinden yeni inmiş, donan ellerini dağ evindeki ocakta ısıtmakta. Ve bu olup bitenlere bizlerle birlikte Erciyes Dağı da şahitlik etmekte.

Biz yaklaşıyoruz, Erciyes uzaklaşıyor

Süt Donduran'da biraz dinlendikten sonra, ekibin bir kısmını dağ evinde dinlenmeye bırakıp, zirveye doğru yöneliyoruz. İlerlerken yalçın kayalar gözlerimizde devleşiyor, kar suları kulaklarımızı sağır ediyor. Erciyes'in zirvesi ise biz yaklaştıkça uzaklaşıyor. Zirveden inenlerle rastlaştığımızda, kimileri "yukarıda kar yağıyor" diyor, kimileri "aman buzul yarıklarına dikkat edin" diyor, kimileri "muhteşemdi" diyor, kimileri "3200 metreden dönmek zorunda kaldık" diyor. Herkesin dilinde ayrı bir Erciyes. Doğru, fakat birbirini hiç tutmayan.

Zirveye doğru ilerledikçe karda yürümek zorlaşıyor, kar benek benek. Yukarıdan kopup gelen irili ufaklı kaya parçaları bizleri ürkütüyor. Ve kar taneleri üzerindeki o kaya parçacıklarında hayata tutunmaya çabalayan "uğur böcekleri" bizleri şaşırtıyor. Demek ki, bizleri zirvesine çeken Erciyes'in, onlara da fısıldayacağı sırları var.

Üzerinde yürüdüğümüz kar kalınlığı ortalama 10, belki de 20 metre. Fakat altından aşağıya doğru çağlayan su sesleri insanı ürpertiyor. Fakat zirveye doğru gözümüzü dikip, adımlarımızı attığımızda bütün korkularımız sıfırlanıyor. Korku ile ümit arası bir durum zuhur ediyor.

Erciyes, gelinlik giymiş  bir kız gibi...

Önümüzdeki Erciyes'in fotoğrafı yavaşlatılmış bir film karesi gibi değişiyor. Tıpkı nazlı bir gelin gibi; bir karede bütün güzelliklerini ifâ ederken, diğer bir karede sisten örülmüş şalını çekiyor o naz eden çehresine.

Ve bizler 2900 metreye ulaştığımızda, Erciyes'in kurduğu kumpasa düşüyoruz. Önümüz sis ve arkamızdan çığ gibi gelen bulut kütlesi bizleri hiç beklemediğimiz bir heyecan ve korkuya sürüklüyor. Görüş mesafesi 20-10 derken 1 metreye kadar düşüyor. Nefes almakta güçlük çekiyor, birbirimize bağırarak yer tespiti yapmaya çalışıyoruz. Birkaç dakikada bizleri donduran sis dalgası, üzerimize soğuk su damlacıklarını bırakarak zirveye doğru ilerliyor.

Bu şoktan sonra biz de, "Bir dahaki sefere Erciyes; Süt Donduran'dan müsaade etmezsen, Tekir Yaylası'ndan zirvene ulaşacağız" deyip geldiğimiz izler üzerinden geriye dönmek zorunda kalıyoruz. Etrafı 30 kilometre çaplı, zirvesi 50 metre kalınlıkta buzullarla kaplı, İç Anadolu'nun en yüksek dağına veda ederek, değişik medeniyetlere ev sahipliği yapmış beton kokusu üzerine sinen şehre doğru iniyoruz.

Medeniyetlerin buluşma noktası: Kayseri

Buralara kadar gelip, Hacılar'ı ve Erciyes'i gezip az da olsa Kayseri'den bahsetmemek abes olur herhalde.

Medeniyetlerin oluşmasında yolların önemli bir faktör olduğunu gözlemlediğimizde, bunlara tanıklık eden şehirlerden birisinin de Kayseri olduğunu görüyoruz.

Hitit, Roma ve Bizans döneminde ulaşım ve ticaret yollarının Kayseri'den geçmesi bu şehri daima önemli kılmış. Selçuklu döneminde yapılan kervansaraylar, Osmanlı dönemine ait hanlar ve derbent yerleri hâlâ önemli örnekler olarak tarihe ışık tutmakta Kayseri vilayetinde.

Şehirlerin karakterini anlamaya çalışırken, İslâm geleneğinde şehirlerin iki önemli hususa dikkat edilerek kurulduğu göze çarpıyor. Birincisi "dinî esas", ikincisi ise "ekonomik esas". Bu gelenekleri Kayseri şehrinde aradığımızda; birincisinin Ulu Camii (Cami-i Kebir) civarında, ikincisinin ise Kapalı Çarşı'nın bulunduğu civarlarda tesis edilmiş olduğunu tahmin edebiliyoruz.

Bu özellikleriyle Kayseri, Selçuklular döneminde Anadolu'yu dünyaya bağlayan bir kavşak ve önemli ticaret merkezi haline gelmiş. 12. ve 13 yüzyıllarda Pazarören köyünde 40 gün boyunca kurulan "Yabanlu Pazarı", Kayseri'nin o tarihlerdeki önemini teyit etmektedir. Anadolu Selçukluları'ndan beri önemli bir merkez olan Kayseri, özellikle Sultan Alaeddin Keykubat döneminde inşa edilen dinî ve sosyal kurumlarla adeta bölgenin parlayan yıldızı olmuş. 1243 Kösedağı Savaşı'ndan sonra bir süre Moğol esareti altında kalan Kayseri, daha sonraki dönemlerde Eratna Devleti, Kadı Burhaneddin Ahmed Devleti, 1398'de de Osmanlı Devleti'nin idaresine girmiş.

Yamalarla bezeli hırka

Bu dönemde kentte Türk, Ermeni ve Rum cemaati adıyla üç topluluk bulunuyormuş. II. Meşrutiyet'in ilanıyla iktidara gelen İttihat ve Terakki Partisi döneminde Kayseri'ye en önemli katkıyı Mutasarrıf Muammer Bey yapmış. 2 yıllık görev süresinde eğitim ve bayındırlık konularında bir hayli gayret göstermiş ve Kayseri'nin bugünlere gelmesinde önemli hizmetlerde bulunmuş.

Geniş bulvar ve daracık sokaklardan geçerken, şehrin üzerindeki çeşitli medeniyetlerin yamasıyla bezeli hırkayı hissediyoruz. Fakat gözümüz ve gönlümüz yamalardan çok "hırka"nın kendisinde kalıyor. Çünkü bu şehrin üzerindeki hırkayı Selçuklu temsil ediyor.

Bu hırkaya el sürerek ve hissederek adımlıyoruz açık hava müzesi Melikgazi'nin sokaklarını. İlk karşımıza çıkan manevi abide, Seyyid Burhaneddin Hazretleri'ne ait türbe. Kayseri Mezarlığı'nın içinde bulunan türbe, fevç fevç insanların akınına uğruyor.

Kayseri'nin manevi direği

1165 yılında Tirmiz'de doğan Seyyid Burhaneddin, ilk tahsilini yaptıktan sonra Belh'e giderek Sultan'ül Ulema Bahaeddin Veled Hazretleri'nden 12 yıl manevi ilimler tahsil eder. Bu dönemde Mevlânâ Celaleddin-i Rûmi'nin mürebbiğini ve atabekliğini yapar.

Hocasından icazet alarak Tirmiz'e dönen ve orada halkı irşada başlayan Seyyid Burhaneddin, gördüğü bir rüya üzerine Celaleddin Rûmi'yi yetiştirmek üzere 1231 yılında Konya'ya gelir. Daha sonra Mevlânâ'nın zahiri ilimlerde ilerlemek için Halep ve Şam'a gitmeleri üzerine Kayseri'ye yerleşir. Kayseri'yi çok seven Seyyid Burhaneddin 1244 yılında burada vefat eder.

Seyyid Burhaneddin Hazretleri, Hazreti Hüseyin'in neslinden olup, gerçekleri iyi araştırıp kavradığı için "muhakkik", gizli sırları bilmesinden dolayı "Seyyid-i Sırdan" mahlaslarıyla da tanınıyor.

Bir anlamda; Eyüp Sultan İstanbul için ne ifade ediyorsa, Mevlâna Konya için ne ifade ediyorsa, Emir Sultan Bursa için ne ifade ediyorsa, Kayseri için de Seyyid Burhaneddin Hazretleri o.

Yarın: Özal ve Gül'den bebelere sürpriz

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 09.08.2009 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: kayseri, sanayi, dağ, erciyes, cami, boydak,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Sabri Gültekin

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. "Vicdanını cüzdanına sıkıştırmamış" bilim insanları...
    2. Bu gece fırsat gecesi!
    3. Afrikalı çocukların ölümünü bekleyen akbabalar!..
    4. Hoş geldin, manevi iklimin nûru...
    5. Cemaate hasret cami
    6. 'Cihad edilmeyen yerde İslâm yaşamaz'
    7. Âkif'in hâtırası saygı ve ilgiye muhtaç
    8. Türkiye, Japonya'daki nükleer felaketi fırsata dönüştürebilir
    9. Her şey aslına rucû edecek...
    10. Ölümüyle ders veren adam!
    1. ‘Az gülünüz, çok ağlayınız’
    2. Hüzünle yoğrulan buluşma
    3. Efsaneler diyarı KAZDAĞLARI
    4. İşte er meydanı! Sermuharriri ifşa ediyorum!
    5. Şehadete koşan mektepliler
    6. Ebabiller gelecek!
    7. Ömrünü Millî Görüş davasına adayan bir liderin yaşam öyküsü...
    8. İnsanlık liderini kaybetti
    9. SIRLARA AÇILAN TEVHİD KAPISI -7-
    10. Üç mabedin gözyaşları
    1. İnsanlık liderini kaybetti
    2. Ocaklarımıza ateş düştü
    3. Taceddin Dergâhı’nda bir kardelen...
    4. Millî Görüş Lideri Erbakan’ı dinlerken…
    5. Ölümüyle ders veren adam!
    6. Her şey aslına rucû edecek...
    7. Afrikalı çocukların ölümünü bekleyen akbabalar!..
    8. Kurban; kulluğun ispatıdır
    9. Kâinatın dirilişi...
    10. Müjde! Müjdeler olsun. Manevi iklimin gözbebeği Şehr-i Ramazan geldi...
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Ya Allah!
    2. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    3. Müslüman gençler İstanbul'da buluştu
    4. Yargı sürecini beklememiz lâzım
    5. Kur'an'la hayat bulan bir nesle doğru
    6. Kur'an'a hizmet en büyük şereftir
    7. Şırnak'ta bir üsteğmen şehit düştü
    8. Din kültürü dersleri ilahiyat fakültelerine devredildi
    9. Doktora kılıçla saldıran zanlı gözaltında
    10. Fetih namazı
  • Diğer

    1. Vücutta kene yoksa bile KKKA belirtilerine dikkat
    2. Hac kuraları yarın çekilecek
    3. "Mevsim normalleri" şeftaliye yaradı
    4. Dünya İslam Alimleri Birliği, katliamı kınayan bildiri yayımladı
    5. ABD'li öğretmen Müslümanlığı seçti
    6. "Engelli doğurdu" diye terk edilen kadına, polis sahip çıktı
    7. Türkiye'nin Gül Bahçesi'nde hasat mevsimi
    8. Hula katliamının tanıkları, yaşadıkları dehşeti anlattı
    9. "Kürtaj, bir insanlık suçudur"
    10. Eski elektronik eşyalar geri kazanılacak
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Ya Allah!
    6. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    7. İktidarda figüran çatlağı
    8. Şok Detay
    9. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    10. Yasa geri çekilsin
  • Çok Yorumlanan

    1. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    2. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    3. Zile Kalesi restore ediliyor
    4. Mısır seçimleri Filistin'i etkileyecek
    5. Sezaryenle doğanlarda obezite riski daha fazla
    6. Gençlerde çatışma
    7. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    8. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    9. İlk çeyrekte yarım puan büyüdü
    10. 30 bin kişi çıkaracak, 3.5 milyar dolar tasarruf edecek
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek