milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

28 MAY 2012 PZT
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • YA ALLAH!
  • KRAMPLARI ÇÖZÜCÜ,TESKİN EDİCİ,(ÇANOTU)
  • YENİ BİR DÜZEN KURMANIN VAKTİ GELDİ
  • MÜSLÜMAN GENÇLER İSTANBUL'DA BULUŞTU
  • FETİH NAMAZI
  • FETHİMİZ MÜBAREK OLSUN!
  • FETHİN ERLERİ HOCASIYLA BULUŞTU
  • MİLLİ GÖRÜŞ BARIŞIN DİLİDİR
  • İSTANBUL, İSLAM DÜNYASININ LİDERLERİNE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK
  • BU OLACAK AYASOFYA!

Edebiyat geleneği üzerine

21 OCAK 2007
PAZ 00:39

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Gelenek konusunda bir zamanlar hayli yoğunlaşan tartışmaları bir yana bırakarak, kavram olarak gelenek sözünden ne anlaşıldığına ve nasıl değerlendirildiğine dikkat edelim. Aktüel tartışmalar, bir yanıyla politik ve dünya görüşlerine bağlı çekişmeler, giderek kavramlara, aslında taşımadıkları olumlu ya da olumsuz anlamlar yükleyerek zihinleri bulandırmaktan, önemli problemleri çıkmaza sokmaktan başka bir sonuç doğurmaz. Tartışmaya katılan kişi, kimi zaman kendi düşüncelerine karşı görüşleri savunduğunun neden sonra farkına varır. Bu yüzden, gelenek kavramının son yıllardaki tartışmalı ve biraz da bulanık değerlendirmelerden ötede, bizi ilgilendiren yönüyle ele alalım. Böylece daha açık seçik kavramış oluruz.

Gelenek, eski tabiriyle an'ane, bir tarihi ve belli bir kültür birikimi olan toplumlarda söz konusudur. Sınırları az çok belli bir coğrafyada, din, dil ve kader birliği etmiş, yaşadıkları olayların farkına varabilen insan topluluklarının bir gelenek oluşturabildiğini görüyoruz. Gelenek, biraz da kültüre ait bir kavramdır. Bunun maddi kültüre ait unsurları olduğu gibi, manevi kültürü ilgilendiren yönleri de vardır.  Sosyal ve siyasi gelenekler yanında, dinle, sanat ve edebiyatla ilgili gelenekler de vardır. Bunların duygu ve düşüncenin şekillenip ortaya çıkmasında etkileri çok önemli olduğu için, üzerinde durulması gerekir. Üzerinde durmadığınız bir şeyin kültürel önemi ve değeri söz konusu bile olamaz.

Gelenekle görenek farkı

Daha çok basit üretim ve tüketim ilişkileriyle varlığını sürdüren topluluklarda görülen ve bir zaman sürdüğüne inanılan davranış bütününe, görenek ve alışkanlık denmesi yanlış değildir. Babadan oğula geçen, saygı ve inançlarla sürdürülen bu davranışların gelenekleşmesi için, mensupları tarafından farkına varılması, benzerlerinden ayırdedilmesi ve bu başkalığın inanç ve kültür temellerinin ortaya konması gerekir. Bu da elbette kültürel bir faaliyettir ve ona inananların benimsemesiyle önem kazanır.

Bu bakımdan geleneği sadece “terâküm etmiş tecrübeler” olarak tanımlamak yanlış değilse bile biraz eksiktir. Geleneğin oluşumundaki sosyal şuuru, hiç değilse şuuraltı kadar hesaba katmak zorundayız Sosyal şuuru da o toplumun beğendiği, benimsediği olay, tutum ve davranışların değerlendirmesini ortaya koyan eserlerle bunlara alınan tavırlar belirler ve geliştirir.

Gelenekle görenek ve alışkanlık birbirinden farklı olduğu kadar birbirine de bağlı kavramlardır. Bir şeyin gelenek haline gelebilmesi için, daha önce onu görmemiz ve alışmamız gerekir. Sevmenin alışmakla birlikte olduğu söylenir ki, doğrudur. İlk görüşte bizi çarpan şeyi sevmek için onu tekrar tekrar görmek isteğimizi, onu kavramaya çalışmak isteğinden farklı değerlendirmemek gerekir. Sevdiğimiz şeyi tekrar tekrar görmek isteğinin bizi heyecanlandırdığı gibi, belli bir haz da verdiği ortadadır. Fertteki bu psikolojik olgudan topluma yönelerek, geleneği, tarih boyunca toplum tarafından sevilen, benimsenen davranış şekilleri ve ölçüler bütünü olarak da değerlendirebiliriz. Bu bütünlüğün benzerlerinden farkı, her insan topluluğunu diğerinden az çok ayıran dil, tarih ve coğrafya değişikliğine olduğu kadar, belki de ondan fazla din, devlet ve kader birliği düşüncelerine de bağlıdır. O yüzden, geleneği bir kültür olayı olarak değerlendirirken, birinci unsurlar kadar ikinci unsurlar üzerinde de durmak gerekir. Sosyal şuurun, şuuraltına bağlı oluşumunda, ikisinin birbirinden ayrılmaz bütünleyici fonksiyonunu unutmamalıyız.

Geleneği, statik, değişmez bir olgular bütünü olarak görmek de yanlıştır. Belli şartlarda, belli bir tarih biriminde oluşan kültür birikiminin, o toplumun belli dönemine ait zevkleri, değer ölçülerini de ortaya koyması tabiidir. Bundan, geleneğin tutucu bir nitelik taşıdığı sonucu çıkmaz, gelenek dinamik de olabilir.

Toplum değişince geleneklerle göreneklerin de değiştiğini görüyoruz. Nitekim bizde de böyle olmuştur. Göçebe çadır hayatından yerleşik hayata geçince yaşama biçimine bağlı olarak üretim ve tüketim şekliyle birlikte edebiyat anlayışı da değişmiş; Uygurlar önce Budizme, sonra da Müslümanlığa yönelmiştir.

Din değişimiyle birlikte, kopuz çalan ozanların elindeki sözlü edebiyat geleneği saz şairlerinin dilinde âşık tarzı Halk Edebiyatı ve tarikat terbiyesi alanların dilinde de Tekke Edebiyatı oluşturmuştur. Zamanla bu şifahî edebiyat yerini yazılı metinlerle ortaya çıkan Divan Edebiyatı anlayışına bırakmıştır.

Her alanda görülen bu zihniyet değişimi, medeniyet değişimine yol açmış, bu değişimi halk, aydın ve devlet birlikte gerçekleştirmiş; bütünlük daha güçlü bir biçimde ortaya konmuştur. Böylece Karahanlılardan sonra birbirinin devamı olan, Selçuklu ve Osmanlı devlet birlikleri meydana gelmiştir.

İkisi arasındaki Fetret devrinde de pek çok beyliğin benimsediği din ve medeniyet anlayışı, o dönemde varlığını koruyan Medrese ve Tekkelerle varlığını bu topraklarda kökleştirmiştir. O yüzden, bu bütünlüğü gerçekleştiremeden zihniyet ve medeniyet değişimine yönelen Tanzimat sonrası edebiyatımız, sırf yeniliği ve birbirine karşı olmayı moda haline getirmeyi marifet saymıştır. Edebiyat geleneğimizle ilgiyi kesmeyi yeniliğin şartı görmüştür.

Tanzimat nesli ile Servet-i Fünun’dan sonraki dönemde yetişen aydınların büyük çoğunluğu, yüz yıla yakın bir zamandır, içinden çıktıkları toplumun diline ve problemlerine tamamen yabancı, onun dışında bir zihniyet gerçekleştirmeyi amaç edinen bir eğitim ve öğretimden geliyorlardı. Gençler için örnekler ve ölçüler, hep geleneğimizin dışından alınıyor ve inatla batılıların bizi beğenmesi, yeniliğimizi kabul etmesi bekleniyordu. Bunun sonuçsuz bir çaba olduğu, çıkmazın gülünçlüğü yakın zamana kadar görülmemeye özen gösterildi. Yüz yıla yakın bir zaman buna öylesine alışıldı, o kadar benimsenip yayıldı ki, bu zihniyeti hâlâ kabul etmeyenlerin varlığı şaşırtmamalı bizi.

Her sanat geleneğinin ve medeniyet anlayışının çeşitli duygu ve düşünceleri anlatmak için belli biçimleri, bir takım denemelerden sonra ulaştıkları bazı kalıpları olmuştur. Bugün bütün dünyada klasik olarak bilinen sanat eserlerinin çoğunun belli kalıplara, belli biçimlere az çok uyduğu görülmektedir. Bu yakınlık ister istemez, bunlar arasında bir ilgi kurulmasına, klasik değerlerle geleneksel biçim özelliklerinin birbirinden ayrı düşünülmez hale gelmesine yol açıyor. Bu da kendiliğinden medeniyet anlayışına götürüyor.

Klasikle geleneksel olan

Klâsisizmin Fransa'nın bir edebiyat dönemine ait ölçüler toplamı oluşunu ve Romantizmden farklılığını Andre Gide gibi, “alçak gönüllü bir değerler, faziletler topluluğu” olarak anlar ve klasik oluşu, zorlamasız bir mükemmellikle hiyerarşik biçimde düzene ve ölçüye uygunlukta görürsek, klasikle geleneksel olanın birbirine karıştırılmasının sakıncaları bir ölçüde ortadan kalkar. Böyle olunca, Tanzimatçıların ilk neslini daha çok Romantik anlayışı benimsedikleri için klasik ölçülere de karşı olduklarına hükmederek, Divan edebiyatı ile Klasisizmin ölçüleri arasında bazı yakınlıklar kurduklarını söyleyebiliriz.

Ne var ki, o günlerde de Batı’da da aşılmış bir sanat anlayışı olan Romantizm, bizde «akademik» denilebilecek bir tarzda iki-üç dönem daha sürecek; yeniliği batıcılıkta bulma yanlışlığımız, geleneğiyle olduğu kadar çağıyla da ilgisiz bir çekişmeyle Cumhuriyet'in ilk yıllarına kadar gelecektir. Cumhuriyet'ten sonra da önceki dönemlere oranla daha başarılı bir benzeme ve benzetme dönemi başlar. Bu noktada, küçük bir yanlışlığı göze alarak, Yahya Kemal'in şiirde yaptığı şeye batıdaki benzerleri gibi “Neo-klasisizm” denmesini hatırlayıp Divan edebiyatına bizim klasik bir edebiyatımız demek çok da yanlış olmayacaktır.

Klasik kavramına, klasisizm akımı dışında, her zaman değerini koruyan, “akademik kalıplar”da zorlanarak meydana gelmemiş eser olarak ele aldığımızda, geleneksel değerlerin evrensele açık örnekleri halinde, bize o kültürün temel değerlerini ve ölçülerini verecektir. O yüzden gelenek, bir yandan görenek ve alışkanlığa bağlı, onların sosyal şuura katılmasıyla oluşurken, bir yandan da klasik değerlerin, evrensel nitelikteki eserlerin çerçevesini belirleyerek o ölçülerde ortaya çıkmasını sağlar.

Yahya Kemal’in eserlerini ve estetik görüşlerini doğru yorumlayan öğrencisi, şair ve estet bir romancı olan A. H. Tanpınar'ın ifadesiyle, “değişerek devam etmek, devam ederek değişmek” şeklinde özetlenebilen dinamik gelenek anlayışı son derece önemlidir. Her zaman bazı sosyal ve kültürel temellere bağlı motiflerle oluşan gelenekten faydalanmak isterken, onu oluşturan değerleri gözden uzak tutmamalı. Gelenekten tabii bir şekilde faydalanmak isteğinin kendiliğinden olması, “akademik” denilen belirli kalıplarla zorlamalara düşmemesi ve “turistik ilgiler”e dönüşmemesi için yeterli bir kültürel birikim gerekir. Yoksa ortaya çıkan şeyler, yine eskinin birer taklidi ve orijinaliteden yoksun özentilikler olmaktan kurtulamaz...

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 21.01.2007 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Mustafa Miyasoğlu

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Ölüm yıldönümünde Üstad N.Fazıl:M.Miyasoğlu / Necip Fazıl Muhabbeti
    2. Gaziantep'te geçen gün ve bu şehrin kültürü
    3. Ay Vakti ve Şeref Akbaba
    4. Şehir Tiyatroları Nereye Gidiyor?
    5. Antakya'da bir gün
    6. Şehir Tiyatroları devrimi
    7. Klasiklerin yayınlanması ve okunması
    8. Kur'an Öğretimi ve Din Eğitimi
    9. Demokratik basamaklar ve siyaset gündemi
    10. Ömer Seyfeddin dünya dillerinde
    1. Golyat’a atılan taş Gargat ağacı
    2. Hüseyin Rahmi ve Şıpsevdi Romanı
    3. Salih Baba, Dede Paşa ve Abdürrahim Efendi
    4. Dünyayı değiştiren liderler
    5. Çağdaş Türk romanı seminerleri
    6. Konya Kitap Dünyası kitapları
    7. Zaferlerimiz ve Destan Edebiyatımız
    8. Edebiyat geleneği üzerine
    9. “Fatih’in Şiirleri” ve “Şiirin Sultanları”
    10. Kıbrıs’ta Çanakkale Şehitleri ve Gençlerimiz
    1. Naipaul rezaleti ve Türkiye öğretmenliği
    2. Ay Vakti ve Şeref Akbaba
    3. Sultan Vahdettin üzerinden siyaset yapmak...
    4. Numan Kurtulmuş ve Türkiye’nin Gündemi
    5. Mesut Uçakan’ın sinema hayatı
    6. Bu bizim hayatımız
    7. Hanefi fıkhı ve sünnetin yüceltilmesi
    8. İki rahmetli aydının sorumluluğu
    9. Zaferlerimizi çalanlar
    10. Enderun Teravihleri ve Cumhur Müezzinliği
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Ya Allah!
    2. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    3. Müslüman gençler İstanbul'da buluştu
    4. Yargı sürecini beklememiz lâzım
    5. Kur'an'la hayat bulan bir nesle doğru
    6. Kur'an'a hizmet en büyük şereftir
    7. Şırnak'ta bir üsteğmen şehit düştü
    8. Din kültürü dersleri ilahiyat fakültelerine devredildi
    9. Doktora kılıçla saldıran zanlı gözaltında
    10. Fetih namazı
  • Diğer

    1. Vücutta kene yoksa bile KKKA belirtilerine dikkat
    2. Hac kuraları yarın çekilecek
    3. "Mevsim normalleri" şeftaliye yaradı
    4. Dünya İslam Alimleri Birliği, katliamı kınayan bildiri yayımladı
    5. ABD'li öğretmen Müslümanlığı seçti
    6. "Engelli doğurdu" diye terk edilen kadına, polis sahip çıktı
    7. Türkiye'nin Gül Bahçesi'nde hasat mevsimi
    8. Hula katliamının tanıkları, yaşadıkları dehşeti anlattı
    9. "Kürtaj, bir insanlık suçudur"
    10. Eski elektronik eşyalar geri kazanılacak
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Ya Allah!
    6. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    7. İktidarda figüran çatlağı
    8. Şok Detay
    9. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    10. Yasa geri çekilsin
  • Çok Yorumlanan

    1. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    2. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    3. Zile Kalesi restore ediliyor
    4. Mısır seçimleri Filistin'i etkileyecek
    5. Sezaryenle doğanlarda obezite riski daha fazla
    6. Gençlerde çatışma
    7. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    8. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    9. İlk çeyrekte yarım puan büyüdü
    10. 30 bin kişi çıkaracak, 3.5 milyar dolar tasarruf edecek
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek