Başbakan Erdoğan'ın Mısır ziyareti sırasında görüldü ki, Mısır halkının Türkiye'ye karşı müthiş bir sevgisi, ilgisi var. Başbakan ve beraberindeki heyeti coşkuyla karşılayan Mısırlı gençler, Türkiye'ye çok büyük bir önem atfediyor, çok şey bekliyorlar.
Mübarek'i deviren Mısırlı gençlerin öncelikli beklentisi elbette ülkelerinde yeni bir düzenin kurulması.
Demokratik yapıya sahip, insan haklarına ve özgürlüklere dayanan, hukukun üstünlüğünü esas alan yeni bir yönetim beklentisi, bugün Mısır için her şeyden daha önemli ve öncelikli.
Çünkü ancak bu yeni yönetim yapısıyla Mısır diktatörlüğün kirli izlerini silebilir, nefes borularını açabilir, aydınlığa kavuşabilir.
Böyle bir yönetim aynı zamanda aş ve iş demektir.
Mısırlıların ekmeğinin büyümesi, adaletin tesis edilmesi, gelir dağılımındaki bozukluğun düzeltilmesi de ancak demokratik bir düzenin inşa edilmesiyle mümkündür.
Başbakan ve heyetine gösterilen ilgi, sergilenen coşku, Mısır'ın yeni bir düzen inşa ederken Türkiye'nin desteğine/yardımına/katkısına ihtiyaç duyduğunu, böyle bir talebin olduğunu ortaya koyuyor.
Daha açık yazalım: Mısır, Türkiye'nin liderliğinde bir yol haritası izlemek istiyor.
En azından Mısır halkı böyle bir talebi, sergilediği sevgi gösterisi ve coşkuyla açıkça ortaya koyuyor. Türkiye'nin elinden tutmasını, zor ve sıkıntılı geçiş sürecinde yanında olmasını, desteğini esirgememesini arzuluyor.
Türkiye'yi yönetenlerin, karar vericilerin bu talebi görmesinde ve analiz etmesinde büyük yarar var.
Türkiye'nin Mısır'a yönelik desteği sınırlı ekonomik ve sosyal işbirliği anlaşmaları ve birtakım girişimlerle sınırlı kalırsa; Mısır halkının talebi karşılanmamış olur.
Mısır halkı, Türkiye'ye "düzen kuran bir ülke" rolü biçiyor, bunu görmek gerekir.
Yeni bir anayasa yaparken, demokratik kurumları inşa ederken, gelecek vizyonunun yol haritasını çizerken Türkiye'nin liderlik etmesini, kendi tecrübelerini paylaşmasını istiyor.
Bu talep Türkiye açısından stratejik değere sahip, önemli imkanlar barındıran, bölgesel gücünü pekiştirecek bir fırsat.
Türkiye düzen kuran bir ülke olabilirse, küresel güç olma yolunda da önemli adımlar atabilir.
Ama düzen kurmak isteyen, başka bir ülkenin yol haritasını çizmeye talip bir ülkenin de öncelikle kendi "düzeninin" sağlam, yol haritasının engelsiz olması gerekmez mi?
Türkiye yıllardır tartışıyor ama hâlâ yeni sivil bir anayasa yapmayı beceremedi.
Türkiye başına bela olan terör sorununu kökünden kazıyıp atamadı, bu soruna kalıcı bir çözüm üretemedi.
Gelir dağılımında adaleti sağlayamadı, üretim ekonomisini oturtamadı, dış borçlardan kurtulamadı, bütçesini denkleştiremedi.
Keşke bütün bunlar yapılabilseydi de, Türkiye başka ülkelere öncülük, liderlik, ağabeylik edebilseydi.
Sevgi, ilgi, coşku güzel; ama düzen kuran ülke olabilmek için önce kendi düzeninizin sapasağlam olması, güçlü ve muktedir bir ülke olmanız gerekmez mi?


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



