Dönemimizde insanların düşünmelerine alan ve zaman bırakılmıyor. İnsan kendi başına değil, sorumlulukları var. Kendisini kuşatan etkiler, insanı kendi başına bırakmıyor. Medya, reklâm aracılığıyla, kapitalizm ile emperyalizm kendi amacı doğrultusundan insanları yönlendiriyor.
Terör azdırılıyor, silâh satışlarını hızlandırmak için. Diğer yandan işgal etmek istediği ülkelerde istediği tarzda olayları kışkırtıyor, kitleleri yönlendiriyor, gerektiğinde ayaklandırıyor, ardından da kendisi o bölgeye çörekleniyor.
Kapitalizm ürettiği malları ne yapıp edip satmak durumunda. Bunu satarken insanların değerlerini, ya da onların konumlarını dikkate almıyor. Bir insandan ne çıkarabilirim düşüncesindedir, ona bakıyor.
Bizi asıl ilgilendiren kültürel kuşatma altında bulunan kitleler, toplumlar, uluslar ve milletler. Kültürel kuşatmalarda insanlar daha kalıcı etki altında olabilirler. Onlar etki altına girince etki alanı genişler. Zihinler daha kolay bozulabiliyor, kontrol altına alınabiliyor.
Kültürel oluşum büyük düşünürlerin çabalarıyla merkezîleşir. İnsanlar merkezdeki açılımla dalgalar hâlinde yayılırlar. Bu, bulunulan zamandan gelecek zamana doğru hareket hâlinde olur. Bu, yeni dalgaların oluşumunu sağlar. Kültür böylece giderek kökleşir. Yan unsurlar da ona katkı sağlar.
Düşünme edimini sağlayan ortamın sağlanması, insanların daha çok okumaları, daha sağlıklı bakışlar sağlar. Olaylar nasıl oluşur, nasıl gelişir, nasıl etki oluşturur bunların farkına varır. Bağlı bulunulan kültür dairesi bir dünya kurar ve bu dünya içinde var olan insanlar bir yandan beslenirler, bir yandan da güçleri oranında katkıda bulunurlar.
Bu yüzyıl veya bu dönem insanların düşünme alanları iyice daraltıldı. Reklâm, medya, bilişim, internet, teknoloji insanlar için başlıca tuzaklar. Üreten ruh ve düşünce böylece köreltiliyor. Genç bir beyin günlerce, aylarca ve hatta yıllarca enerjisini ve gücünü sözü geçen edimlere odaklar. İnternete kilitlenen gençlerin düşünme fonksiyonları durur. Okuma, yazma, eylemde bulunma hâllerinden uzaklaşır. Bu, bir insanın yol yürüyüşünü tavsatır.
Bu dönemde insanımız, kendi uygarlığı doğrultusunda, ideal olana yönelmeli. Günlük ve çıkarcı olandan uzaklaşmalı. Büyük hedefler önüne koymalı. Geleceğe hızlı ve güvenilir adımlarla yürümeli.
Bir bilim adamı, bütün hayatını genişletmek için alabildiğine derinleşmeli. En küçük ayrıntıyı dikkate almalı. Olabilirlikleri dikkate almalı.
Her genç kendisine bir alan seçmeli, alanında yetkin hâle gelmeli. Yetkinliğini hayata geçirmeli.
Sanata ve düşünceye yönelenler en etkili olmanın yollarına bakmalı. Kendisine hedefler belirlemeli, zaman yitirmeden, alabildiğine dikkatli ve süratli ve azimli yolculuğunu bıkmadan ve usanmadan sürdürmeli.
Bu dönemde idealist insanlara büyük gereksinim var.
Çıkarcılık bencilliktir. Bencillik insan tekini ilgilendirir. Bu, zamanla başkalarının haklarına göz koymaya sonra da el koymaya götürür. Bu, kişiyi zaman içinde zalim hâle getirir. Başkasının hakkına göz koymak bir kul hakkıdır ve zulümdür.
Düşünme zamanı. Büyük uygarlığımızın izleğine, yolunda ve düşüncesinde var olmak için düşünme zamanı. Bütün alanlarda başarılı olmak için söz konusu alanlarda yoğunlaşılmalı.
Herkes kendisine düşeni yaparsa, çabalarsa istenilen hedefe çok daha emin yol alınabilir.
Gündelik olandan kaçınılmalı. Kısa hedefler insanı bir yere vardırmaz. Ancak gün içinde var kılar. Uzun hedefler sabır gerektirir. Çilelidir. Bunları göze almaya bakılmalıdır. Bunun getirdiği mutluluklar ve huzurlar çok daha kalıcıdır.
Hayat bugünden veya bir günden ibaret değildir. Hayat ebedî ve ezelîdir. Gelecekte daha huzurlu ve mutlu olmak için buna katlanmak gerekmektedir. Biz günübirlik yaşayan insanlar değiliz. Kalıcı olandadır gözlerimiz.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



