Ana meseleleri düşünüp her şeye ortak karar vermek... Ne kadar büyük bir mesele değil mi? Ana meselemiz nedir diye 40 yıl düşünsek yine bulamayız. Bulunamayan bir konuda istişare etmek ise boş... Bu idealden vazgeçersek zaten geriye mesele de kalmıyor. O zaman; ya kafamıza göre takılacağız, ya da teslim olacağız. Teslim olanlar olarak bizler temenni ediyoruz ki; dünya İslam toplumları, meseleleri beraber düşünsün ve çözsün. Bu sebeple, ana meselemiz "Yeni bir dünya" olmalıdır.
Kırk yıl düşünsek bulamayacağımız bu konuyu kırk yıldır toplanarak ve ortak karar vererek bir noktaya getirenlerin, ne büyük bir mesele sahibi olduğunu anlayabiliyor muyuz? Anlamaktan aciziz, o kadar ki, bu acizliğimiz teslim olmamıza bile engel, çünkü toplanmıyoruz. Toplanmak, acizliğe son vermenin, teslim olmanın ilk adımıdır.
Kafama göre takılmak varken neden toplanayım ki! Bana sürekli reel-politik düşün diyen bir kafam var ve ben ancak bunu sağladığım ortamlarda toplanırım. Öyle bir toplanırım ki, toplarım her şeyi. Kardeşlerime bile bir şey bırakmam. Kardeş mi, sanki bir yerlerden hatırlıyor gibiyim. Kurban da geldi, kesme işiyle kim uğraşacak, verelim hissemizi de kardeşlerimiz uğraşsın. Zaten kardeşlik uğraşmak demek, ben niye uğraşayım ki! Babama bile güvenmem, çünkü kafama göre yaşarım. Beni sadece ölüm teslim alır. Ölmeden önce ölmek mi? Bu konuyu görüşmek için toplanabiliriz belki. Ancak, şu dünya işleri bitene kadar beni bu toplantıda izinli yazın. Söz, geleceğim.
Kafama göre takılmak yerine neden teslim olmalıyım! Teslim olmak, selamet bulmaksa, selam barışsa ve kendimle barışık olarak yaşamam gerekiyorsa, neden teslim olmayayım? Kafam yüzünden olabilir mi? Evet, kafam yüzünden, kafama göre takılmak yüzünden. Bu kafa bana takılmak için mi verildi, teslim olmak için mi? Beni niye bir seçime zorluyorsunuz kardeşim. Kardeşlik aklıma geldi yine, bu konu kesin uğraşılacak bir konu desenize...
Uğraşmamı istiyorsanız benden önce reşit sayılmam gerekmiyor mu? Doğru, geçen seçimlerde oy vermiştim. Sahi, kafama göre mi oy verdim! Bu kafam beni çıldırtacak, çıldırmadan ya kafamı kumlara gömmeliyim ya da toplantı yapmalıyım.
Toplan, durma toplan. Çünkü toplantı, sıradan ezbercilik yapmak ya da bilinen şeyleri tekrar etmek üzere yapılan bir buluşma değildir. Belirlenen ana fikri yaymak için yapılan bir çalışmadır. "Neden Yeni bir Dünya kurmalıyız" ana fikrini önce kavrayıp sonra uygulamak için vakit harcamaktır. Bu vakti harcamayanlar, vakitlerini bozdurup bozdurup harcamaktadırlar Bir mukayese yapacak olursak, en önemli meseleye yeterince zaman ayırmadığımız açıktır. Bütün meselelerin temelini teşkil eden bir mesele için haftada kaç saat harcıyoruz?
Devir toplantı devri. Masanın başında biri oturmuş sizi bekliyor, boş duran sandalyelerin sahiplerini. Ana meseleleri düşünüp her şeye ortak karar vermeye reşit insanları bekliyorlar. Kafalarına göre takılan insanların, kafalarını duvara çarpmadan gelmelerini bekliyorlar. Hepsi gelecek, biliyorlar. Teslim olanlar ise, her zaman olduğu gibi toplantı salonuna doğru ilerlemeye başladı. Acizliklerinin farkındalar, ama acizliklerinin içindeki gücün de...
Meselenin adı ne olursa olsun, "olmak" kadar "kalmak" olduğunu, insanı mutlu kılanın bu sadakat olduğunun da farkındalar. Çünkü görüyorlar. Peki, siz görmüyor musunuz? Asıl meseleye dönmedikçe göremeyeceksiniz. Çünkü bu, kafanızdaki gözle görülmez. Birileri sizi evlerinizden toplamadan, toplanın, hem de durmadan...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



