Dünyanın gözü, gücü hak sebebi sayan ve küresel bir imparatorluk kurmayı hedefleyen Bush yönetiminden sonra göreve gelen ABD'nin yeni Başkanı Obama'da...
Obama'nın önünde iki seçenek var; Ya Neo Con'ların "bizden değilseniz düşmanımızsınız" politikasını sürdürecek ya da düşmanlık, savaş ve kin politikasını bir kenara bırakıp işbirliğini, uzlaşmayı ve barış içinde bir arada yaşayabilme politikasını benimseyecek.
Obama'nın ilk açıklamalarından ve eylemlerinden Bush yönetiminin politikasını benimsemeyeceğini çıkarmak mümkün. Ama henüz hâlâ dünya kamuoyu, Obama yönetiminin nasıl bir yol haritası izleyeceğini de bilmiyor, kestiremiyor.
Obama'nın izleyeceği yol haritası kuşkusuz, küresel dünyanın yeni jeopolitik ve stratejik konumu ile de yakından ilgili olacak.
Newsweek Türkiye dergisine bir söyleşi veren dünyanın fikir üretebilen sayılı entelektüellerinden Prof. Immanuel Wallerstein, önümüzdeki dönemde dünyanın karşılaşacağı jeopolitik ve ekonomik gelişmeleri şöyle özetliyor: "Dünyanın çok taraflı olma niteliği pekişecek ve ABD'nin dünya sistemindeki büyük gücü azalacak. Dünyada müthiş bir jeopolitik karmaşa yaşanacak ve çeşitli güç merkezleri arasında yeni ittifaklar oluşacak. Büyük bir ekonomik krizin ilk aşamalarını yaşıyoruz. İşsizlik artacak; hayat standardı daha da düşecek. Korumacılık yükselirken uluslararası ticaret hacmi ise daralacak..."
"Ekonomik kriz Amerikan rüyasının sonu mu olacak?" sorusuna Wallerstein, Obama yönetiminin işinin ne kadar zor olduğunu ortaya koyan şu cevabı veriyor: "Hayaller asla bitmez. Ama "Bu krizle, ABD'nin refahın, gücün ve paranın toplandığı yer olmaktan gelen o müthiş gücünün sonu mu geliyor" diye soruyorsanız, evet, o günler geride kaldı. Bu demek değil ki ABD güçsüz, beş parasız bir ülke haline gelecek. Ama herkesin Amerikalı olmak istemesi gibi bir durum artık söz konusu olmayacak, başka ülkelerin konumu da iyi olacak."
Bugün pek çok siyasi, ekonomik ve kültürel gelişmenin nedeni olarak görülen ve ABD'nin deyim yerindeyse kaymağını yediği küreselleşme süreciyle ilgili Wallerstein'in bakışı çok olumsuz:
"Beş yıl sonra küreselleşme kelimesini hatırlamayacağız bile. Küreselleşme kapitalist ekonominin tarihindeki bir döngüsel yapıya verilen isim sadece. Bu yapı gereğince, dünya ticaretinin önündeki engeller ve ekonomik süreçlerde devletin rolü azalır. Son dört yüzyılda bu durum pek çok kez yaşandı ve ardından hep ticarete engellerin getirildiği, hükümetin ekonomideki rolünün ve korumacılığın arttığı dönemler geldi. Küreselleşme gerçekte siyasi bir söylemdi. İnsanlara, hükümetlere daha serbest bir ekonomik modele uygun davranmaları gerektiğini anlatmanın ve Margaret Thatcher'ın ünlü "Başka alternatif yok" sözünde ifadesini bulduğu gibi, bu anlayışı dayatmanın bir yoluydu. Oysa, her zaman alternatif vardır ve zaten şimdi Amerikalılar ve İngilizler dahil, herkes alternatiflere başvuruyor..."
Türkiye'de "Amerikan gücünün gerileyişi" kitabıyla tanınan Wallerstein'in uluslararası sistemin önümüzdeki dönemde alacağı yeni şekil ve küresel bir aktör olarak ABD'yi bekleyen yeni tehditlerle ilgili söylediklerini çok önemli buluyorum.
Obama yönetiminin Amerika'nın yeni yol haritasını belirlerken artık eskisi gibi dünyanın tek hakim gücü olmadıklarının ve küreselleşme rüzgarının arkalarında bulunmadığının farkında olmaları gerekir. Bunu fark ederlerse, dış politikalarında uyguladıkları tahakküm, baskı ve dayatma anlayışının yerini barışa ve işbirliğine bırakma ihtimali daha fazla gibi gözüküyor.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



