Bütün dünya Ortadoğu sahnesinde kanlı bir tiyatro seyrediyor. Senaristler, yapımcılar, rejisörler, zulmün şeytan üçgeninde buluşup aktörleri seçip oyunu başlatmış durumdalar.
Mekan, Ortadoğu.
Aktörler, ne dinden geçebilmiş ne kafir dostlardan kaçabilmiş, iki put arasında gidip gelen ve hiç birine yaranamayan insanlar.
Havada, yanmış insan eti, barut dumanı ve kokusu var.
Yollar ve duvarlar kana boyanmış.
Korkudan dağılan kelebekler gibi insanlar yönsüz ve bön bön kaçışıyorlar.
Sokakta serilmiş yatan cesedin üstünden atlayarak kendi canını kurtarmaya çalışan insanlar.
Denizden gemilerle, havadan uçaklarla, karadan tanklarla ateşe verilen evler ve evlerden ayyuka çıkan feryatlar.
Yanmış kül olmuş cesetler.
Feryatlar arasından duyulan ve anlaşılabilen cılız mı cılız Allahü Ekber sesleri.
Yaralananlar, hastanelere gidemiyorlar.
Kanları, zalimler yanında suçluluklarının şahidi olacak.
Yaralı ceylanı vuran avcı gibi İslam düşmanları, yaralı Müslümanı kan iziyle bulup öldürecekler.
Tek suçları var din dışı kalmış Nusayri olmamak.
Ehli Sünnet adını taşıyıp tadına varamamak.
Güneyden gelecek yardımlar, krallık, petrol ve doların şeytan üçgeninde kayboluyor.
Kuzeyden gelecek yardımlar, içinden yanan, dışından çaresizlikten el ovuşturan insanların çaresizliği içinde eriyip gidiyor.
Doğuda Hıristiyan kafiri, Batıda Yahudi kafiri.
Her ikisi de Müslüman katliamına yardım ve yataklık yapıyorlar.
Şeytan şeytanlığını yapacak.
Ateş yakacak, akrep sokacak.
Müslüman ne yapacak?
Ne yapacağımızı Rabbimiz buyurur: "Size ne oluyor ki; Allah yolunda "Ey Rabbimiz, ahalisi zalim olan şu ülkeden bizi çıkar. Bize tarafından bir dost gönder ve bize tarafından bir yardımcı gönder" diyen zayıf bırakılmış erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda çarpışmıyorsunuz?" (Nisa 75)
Mekke'den Medine'ye hicret etmesine izin verilmeyen kadın, erkek ve çocuklara yapılan işkencelere son verilmesini isteyen Rabbimiz, kendi yardımının yine kendi kulları eliyle olacağını bildirir.
Sevgili Peygamberimiz de şöyle buyurdu: "Müslüman Müslümanın kardeşidir. Müslüman Müslümana zulmetmez, Müslüman Müslümanı düşmanına teslim etmez. Her kim Müslüman kardeşinin ihtiyacını giderirse Allah da onun ihtiyacını yerine getirir. Her kim bir Müslümandan bir kederini giderip onu ferahlatırsa, Allah da onun kıyamet gününün kederlerinden bir kederini giderip ferahlatır. Her kim bir Müslümanın ayıbını örterse, Allah da onu kıyamet gününde ayıbını örter" (Buhari, Sahih, K. Mezalim, bab 3, Müslim, sahih, K. Birr, bab 15)
Ayetin emrine uyan sevgili Peygamberimiz, Mekke'yi fetheder ve o erkeklerin, kadınların ve çocukların hem dostu hem yardımcısı olduğunu gösteriverir.
Dost, kara günde belli olur.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



