Modern bilim; canlılarda hücre, maddede atom anlayışı üzerine kurulmuştur. Birincisi canlıların ikincisi cansızların minimum değerini ifade eder ama iş bununla bitmez, bunun daha küçük birimleri de vardır. Mesela, mikrop bu açıklamaların bir mahsulüdür.
Ümmetler, milletlere; milletler daha küçük oligarşik birimlere onlar da bireylere bölünmüştür. Modern zamanlarda aile bir toplum değil, topluluktur. Herkesin odası ayrıdır. Batı'da toplu taşıma araçları bile küçük kabinlere bölünmüştür. Kimse, kimse ile muhatap olması istenmez. Herkesin küçük bir dünyası vardır. O dünyadan dışarıya lumbuzdan bakarsınız. Başlığa aldığım etiket de bu anlayışın bir uzantısı. Bir vitrinde gördüm. Bir takım elbise 99.95 Lira imiş. Bu tür etiketleri görünce sizin aklınıza gelen fragman benim de aklıma gelir. Filmde Kemal Sunal'ın karısı bir televizyon alıyor, kocasından habersiz olarak. Koca işsiz, elde avuçta para yok. Akşam Evde televizyonu görünce soruyor nasıl aldın bunu. "99 liracık" diyor karısı. "Para ile mi?" "Doğru söylüyorsun" diyor koca, "iyi ki 99 liraya almışsın, 100 olsaydı nasıl öderdik, di mi?"
Gülüp geçilecek olay gibi duruyor bunlar ama iş öyle değil. Sıradanlaştığı için gülmeye bile değer bulmadığımız zihniyet aslında tam bir kapitalist zihniyet. 99.95 Lira'ya satılan elbise. 17.95 Lira'ya satılan tişört, 5.90 Lira'ya satılan peynir. İstediğiniz kadar çoğaltabilirsiniz bunu. Bahsi geçen konfeksiyoncular ve peynir fabrikası acaba nasıl olmuş da 99,95 Lira'lık giysi üretmeyi becermiş. Biraz daha gayret gösterseydi 100 Lira'ya ulaşacaktı. Tabi ki böyle değil. Ne diyor bu söz bize? Üstelik mağaza vitrinlerine, el ilanlarına, televizyon reklâmlarına ve panolara çıkarılıyor bu rakamlar. Kapitalizm bize şöyle diyor: Ey modern insan, on kuruşu küçümseme, on kuruş benim için çok mühimdir. Feda/kâr/lığımın derecesini anla ey küçük insan. Senin için ürünlerimin değerini (evet, değerini) on kuruş düşürüyorum ve bu metayı değerinden aşağı satıyorum.
Kim demişti, "Küçük şey yoktur" diye? Evet, küçük şey olmadığı gibi, kapitalizmde değerin ve hele paranın azı hiç yoktur. Modernizmin hücre ve atom üzerine kurulmuş bir düşünce ve yaşam tarzının adı olduğunu söyledik. Modernizme göre canlılarda hücre, maddede atom neyse, ticarette kuruş odur. Siz yolda bulduğunuz on kuruşu almaya tenezzül etmeyebilirsiniz. Ama o kuruş, kapitalist mantıkta cinayet ve savaş sebebidir. Bir özel şirket düşünün. Ay sonunda maaş öderken kuruşu kuruşuna öder; ama alacağını da kuruşu kuruşuna tahsil eder. Büyük alış veriş merkezleri ve bu merkezlerin yazarkasaları hep bu mantıkla çalışır. Beş kuruş eksik ise malı alamazsınız. Hesapta eksik çıkarsa o beş kuruş kasiyerdeki işçiden alınır.
Modernizm, bir yandan israfı, yaşam tarzı ve ekonomi politikası haline getirir, diğer yandan para söz konusu olunca kılı kırk yarar. Ayrıntılar üzerinde duruşun sebebi dikkat edilirse kapital ile ilgilidir.
Kolanın içindeki son damlayı içmek için şişenin içine giren kapitalizm, bize şöyle diyor: Ey küçük insan, dört takım alırsan, yirmi kuruş kâr edeceksin, hadi öyleyse niye duruyorsun? Benden dört takım al ve yirmi kuruş kazan! Sonra da sağa sola hava atarsın.
Ne kanaatkârlık ama!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




