Haberleri okuyorum: Doğu Türkistan'a karşı ilgisizlik hat safhada... Tepkiler cılız! Birinin gündemi Ergenekon, diğerinin transfer laklakları... Meşhur köşe yazarlarından biri de, hâdiseyi Türkiye'deki "Kürt sorunu"na düğümlemiş. Allah'ım neresi burası, açık hava tımarhanesi mi? Hani, neredesiniz, Müslüman'ın derdiyle dertlenenler, neredesiniz insandan dem vuran hümanistler... Ve şu trajediye bakınız: Dışişleri Bakanlığı, sorumluların en kısa zamanda tespit edilmesini istiyor, Çin halkına baş sağlığı diliyor. Şimdi bunu dedik ya, mahalle bakkalı mı yönetiyoruz, sualine kurban gidebilir acımız. Politik gerçekleri, ticari ilişkileri olan bir dünyada, insandan ve canından bahsetmenin gereksizliği malûm!
Hadi şiddeti sıradanlaştırdınız, katliam da mı öyle artık? Çin yönetimi, İsrail'in değişik bir sürümü aslında... Hayat hakkı tanımayışı, aldırışsızlığı, yok ediciliği ile varlığını daim ettiren cinsten! Çin yönetimi, "içeride" yaşananların "dışarıya" yansımasını engelliyor. Bazılarına göre ise, ABD, Çin'i yıpratmak istediği için, Uygur Türklerini kullanıyor. Bu, şu demek: Ne haliniz varsa görün! Çin'in bölünmez bütünlüğü için yaptığı her şey meşru...
Ne istiyor Doğu Türkistanlı Uygur Türkleri? Kültürel haklarıyla birlikte, insan gibi yaşamak...
"Çin konsolosluğunun önünde protesto" babında haberler okumuşluğunuz ve işitmişliğiniz vardır muhtemelen. Gök mavisi bayrakları, hem öfkeli, hem de hüzünlüdür her daim. Doğu Türkistanlı için o bayrak, sessiz bir çığlığın ifadesidir. Yok farz edilen, itilen, kakılan... "Doğu Türkistanlılar, Çin'i protesto etti" haberlerine rağmen, tepki cılız kalmaktan öteye gidemiyor aslında! Muhakkak vardır bir sebebi alameti... Kimisi "Kızıl Çin" bahsinden dolayı görmezden gelirken orayı; yazarı "milliyetçi" etikete maruz kalmamak adına susuyor! Basında malûm... Bir de işin ticari boyutunu düşünen, "tamamen duygusalcılar" var ki, onlar da Çin pazarıyla haşir neşir!
"Rus tehlikesi başımızın üstünde olduğu müddetçe, Doğu Türkistan bağımsız olamaz" der, üç efendiler: İsa Yusuf Alptekin, Mehmet Emin Buğra, Mesut Sabri Baykuzu. Şöyle devam ederler: "Rus nüfuzuna düşmemek şartıyla, Çin boyunduruğundan kurtulmak için evvelâ Çin'den büsbütün ayrılmadan, bir milli muhtariyet kurmak ve bu muhtariyet sayesinde milletin kültürünü, siyasi mefkûresini ve iktisadi seviyesini yükseltmek lâzımdır."
"Haklarının iade edilmesini" talep eden Doğu Türkistanlılar, kendi topraklarında terörist-bölücü muamelesine maruz; "öteki" bir nevi... Haberlerde, beyanatlarda sıkça telaffuz edilir: "Doğu Türkistanlı teröristler..."
Çinli'nin ipeğinden ziyade, pek şöhretli işkencesi de dünyaya nam salmıştır. "Nükleer deneme" ile ispat edilen bir vahşilik!
Şu yasaklara bakınız: "Türk ve Türkistan kelimelerini kullanmak, hacca gitmek, namaz kılmak, oruç tutmak, dini tedrisat yapmak, misafir yatırmak, izinsiz seyahat yapmak, idam edilenlere yas tutmak, düğün ve cenaze merasimi yapmak, ipekli ve yünlü elbise giymek..."
Çoğalma tehlikesine karşı da gerekli önlemler fazlasıyla alınmıştır: Kısırlaştırma...
Doğu Türkistanlı var oluşunun vebalini ödemekle yükümlüdür!
Mehmet Emin Batur Bey'in dediği üzere: "Doğu Türkistan'ın 17. yüzyılın ortalarından itibaren devam ede gelen bağımsızlık mücadelesi, dünyanın en şovenist, en gaddar ve kendisinden başka hiçbir millete hayat hakkı tanımayan Çinli'lere karşı yapılmış bir mücadeledir."
Kim işitecek bu feryadı? Uluslararası kamuoyu mu? Zira uluslararası kamuoyunda, "kurtlukta kanun düşeni yemektir" şiarı geçerli! Çin'in uluslararası kamuoyundaki imajı, Doğu Türkistan Türklerinden daha kıymetli...
Bunca yaşanan şeye rağmen, Çin yönetiminin şiddetine rağmen var olmaya çalışan Doğu Türkistanlılara Müslüman din kardeşleri ve soydaşları yeterince sahip çıkıyor mu? Tabii ki hayır: "Her koyun kendi bacağından asılır" ya da "Ne yapalım gidip savaşalım mı?"
İsa Yusuf Alptekin Bey'in tabiriyle, "unutulan vatan"ın adı: Doğu Türkistan!
Esasen; dini, dili, ırkı kim olursa olsun, ezilen ve altta kalan her kim varsa, insanlık adına sahip çıkılmalı. İnsan olmak ve insan kalmak için böylesi bir duruşa muhtacız...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




