"turayı barayı ajanuğ kezeyi
vefalığ kim erki ajanda tileyi
kişi kızlıkı baldı kayda tilegü
tilep bulgu erse tileyü köreyi
kamuğ arzu buldum kişi bulmadım men
kalı bulsa arzum güzinge bakayı
vefa kahtı boldı cefa toldı dünya
vefa kimde erki men azrak kolayı
apang bulsa men bir cefalığ akı er
eginke yüdeyi közümke arayı
kalı bulmasa men vefa birle yolnguk
keyik tağı birle tiriglik kılayı"
Günümüz Türkçesine çevirisi şöyledir:
"Kalkayım, gideyim, dünyayı gezeyim; dünyada acaba vefâlı kimse var mı, arayayım.
İnsan nâdir oldu, onu nerede aramalı; aramakla bulunacaksa, bir arayıp bakayım.
Ben bütün arzularımı buldum, fakat bir insan bulamadım; eğer bu arzum da yerine gelirse, onun yüzüne bir bakayım.
Vefâ kıtlaştı, dünya cefa ile doldu; vefâ acaba kimde vardır, ben ondan bir az isteyeyim.
Eğer bir vefâlı, cömert insan bulursam, onu sırtımda taşıyayım, gözüme süreyim.
Eğer ben bir vefalı insan bulamazsam, yabani hayvanlar ile birlikte ömür süreyim." (*)
Alıntıladığım beyitler Yusuf Has Hacib veya Yusuf Uluğ Has Hacib" (yaklaşık doğumu 1019/410, ölüm tarihi hakkında kesin bilgi yok)'in "Kutadgu Bilig" adlı ölümsüz eserinin 6565-6570 numaralı beyitleridir. Doğu Türkistan, Çin Halk Cumhuriyeti'nin Sincan-Uygur Özerk Bölgesi şeklinde nitelendirdiği, Türklerin kadim yurdudur. Kadimdir, Türklerin tarihin derinliklerinden orta Asya'ya, Türkistan'a, Kafkasya'ya, Anadolu'ya, Arabistan'a, Mısır'a, Balkanlara ve Avrupa'ya yayılışlarında kaynaktır. Kadimdir, Türkler'in İslâmiyet ile buluşmalarında ilk mekandır. Yüce İslâm'ın bengisu özüyle yeni bir kimliğe kavuşan Türklerin öncü kalemleri Kaşgarlı Mahmud, Farabî, Yusuf Has Hacib Karahanlılar'ın İslâm medeniyetine katkıları ulu değerlerdir.
Doğu Türkistan, anayurdumuz, Türk ve Müslüman olan kimliği dolayısıyla, nice bir zamandır zulüm ile ağırlaştırılmış bir tutsaklığı yaşamaktadır. Çin Halk Cumhuriyeti her ne kadar Sincan-Uygur Özerk Bölgesi olarak resmiyette tanımış gözükse bile, geleneksel Çin tarih ve coğrafyasında Doğu Türkistan'ı yabancı, düşman, yok edilmesi gereken bir bölge olarak görmüştür. Geleneksel Çin diplomasisi, Hanlıklar, imparatorluklar, Halk Cumhuriyetleri rejimine rağmen, ırk, coğrafya ve kültürel bakımdan şoven, bağnaz ırkçılıktan milim ayrılmamıştır. Aslında bir "Çin" ırkı tarih boyunca olmasa da böyledir bu.
İnsanlığa ve tarihe "Çin işkencesi" yönetimini kazandıran bu görünüşte uysal ama inatçı ve gaddar kişilik yıllardan beri Doğu Türkistan ve Tibet'te acımasız soykırımını icra etmektedir. Bu uygulamasıyla Çin, nüfus ve coğrafyasının, ayrıca ekonomisinin büyüklüğüne rağmen, insanlık, uygarlık, kültür, özgürlük ve insan hakları bakımından ilkelliği temsil etmektedir.
Yusuf Uluğ Has Hacib'in mısralarında yüzlerce yıl önce dile getirdiği yakınmalar, bugün Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin içinde bulundukları, bulunduğumuz ruh halini de terennüm eder gibidir.
Çin Halk Cumhuriyetiyle birlikte bir zulüm dünyasının egemenlerinin bir oyunu olursa, Allah'ın da bir oyunu olduğuna her mü'min yürek şeksiz-şüphesiz inanmaktadır. Doğu Türkistan, Çin'in Aşil topuğu neden olmasın?
(*) Reşit Rahmeti Arat: Kutadgu Bilig 1, metin, 3. Baskı, TDK Yayınları, Ankara 1991; Yusuf Has Hacib: Kutadgu Bilig, çevr. R.R. Arat, TTK Yayınları, Ankara 1985


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



