Son birkaç aydır ivmesini artıran bölücü terör, nereleri ve kimleri vurmadı ki şimdiye kadar?
Ama en çok da Doğu’yu Güneydoğu’yu vurdu.
15 yıldır dış mihrakların ve yerli taşeronlarının işbirliği ile yersiz, yurtsuz; işsiz, güçsüz kalmak zorunda bırakıldı doğu insanı…
Sefaletin, açlığın, eğitimsizliğin pençesine terk edildi.
Senelerce horlandı doğu insanı…
Tabiri caizse sokak mevzuu yapıldı.
Göz alabildiğince yeşil ve bereketli bu münbit topraklar adeta nadasa bırakıldı.
O da yetmedi; sürgün yeri oldu.
Bu da bu toprakları, merhametten nasibini almamış memurların zulüm ve işkence üzerine kurdukları "devlet" mekanizmasının dipçikle kendini gösterdiği bir alana dönüştürdü.
Peki, sonra ne oldu?
Terör mü bitti?
Mezralarından şehirlere kaçanlar geri mi döndü?
Ya da bu ülke insanı için özel üretilen, sürekli hazır kıta olmasına sebep olan ‘düşmanlık paranoyası’ bir daha hortlamamak üzere toprağın altına mı gömüldü?
Öncelikle şunu söyleyelim; evet yakın döneme kadar bu saydığımız gerekçeler kısmen de olsa buzdolabına kaldırılmış, ortalık derin bir sessizliğe bürünmüştü.
Tersine göçler yaşanmış, her gün gelen çatışma haberleri sükûn bulmuştu.
Sanki ‘şefkatli bir el’ değmişti, bölgenin üzerine…
Ama nafile, çok uzun sürmedi bu huzur havası…
Mart ayının sonlarında Diyarbakır’da meydana gelen olaylar sonrasında gözler yeniden buraya çevrildi
Nifak tohumları yeniden ortalığa saçıldı.
Kardeşi kardeşe kırdırma tezgâhında yeni bir perde daha aralandı.
Acılarla yoğrulan doğu insanı, eskisinden daha şiddetli ve sonu kestirilemeyen bir girdabın içerisine atılıverdi.
Gazetemizin kupon yayınına başladığı yeni kitap promosyonu vesilesiyle, 15 gün sürecek bir program kapsamında genel yayın yönetmenimiz Necdet Kutsal ve internet editörümüz Selman Görükoğlu beylerle birlikte üç gündür bölgedeyiz
Hem tekerrür eden sıkıntıyı anlamaya, hem de dertleri paylaşmaya çalışıyoruz.
Elazığ’dan sonra durağımız olan Bingöl’de gördük ki; manzara hakikaten hiç de İstanbul’dan ya Ankara’dan görüldüğü gibi değil. Çok kaygı verici şeyler oluyor. Kiminle konuşsak, kime "neler oluyor?" desek istisnasız herkes geleceğe dair umutlarını hiç mi hiç bu kadar yitirmediklerini söylüyor.
Bölge insanı tekrar nükseden terör belasını öyle bir takım mihraklar tarafından pompalanan ‘etnik’ gerekçelere dayandırmıyor, aksine böyle bir derdin söz konusu bile olmadığını ifade ediyor; inanç ekseni etrafında birliğe, bütünlüğe ve kardeşliğe vurgu yapıyor.
Ancak, tek bir şeyden muzdarip olduklarını ifade ediyor; o da bölgenin ekonomik anlamda mağdur edildiğini, uzun yıllardır üvey evlat muamelesi gördüğüne işaret ediyor.
Hakikaten de öyle!
Uzun yıllar öncede buralara gelmiş, yoksulluğu, dışlanmışlığı gözlemiştik. Cenab-ı Hak lütfetti, yine geldik. O zamandan bu yana ne değişmiş diye sorsanız, rahatlıkla "koca bir hiç" diyebiliriz.
1993 yılından bu yana açılan bunca pakete ve teşvik yasalarına rağmen, Bingöl eski Belediye Başkanı Bedri Tuğ’un ifadesiyle 60 bin nüfuslu şehirde iş yok, herhangi bir yatırımda yok. İşsizlik yüzde 40’lar seviyesine ulaşmış, sayıları da bir elin parmaklarını geçmeyen fabrikaların hepsi kapanmış.
En önemli geçim kaynağı olan hayvancılık iflas etmiş. Elazığ’dan Bingöl’e gelirken yol boyunca gözlerimiz etrafta kalabalık koyun sürüleri aradı durdu. Görebildiğimiz ise bizi derinden sarsan, tek tük ve sayıları yüzü geçmeyen hayvan sürüleri oldu.
Anlatılanlara göre, bundan dört-beş sene öncesine kadar yol kenarları yüzlerce çadırla kaplı olur, havyan sayıları da binlerle ifade edilirmiş. Şimdi ise ne çadırdan, ne de devasa sürülerden eser kalmış.
Hal böyle iken, gözlemimiz, doğu insanının yine de çevresine umut dağıtabilen, yoklukta bile sevinebilen, göç etmek zorunda kalsa bile ‘tüm zorluklara katlanırım" diyebilen bir halet-i ruha sahip olduğudur. Elbette ki bu, "terör başladığı günden beri devlet umutlarımızı suya düşürdü, hep yabancı kaldı" serzenişini söylemeye mani değil.
Velhasıl her şeyin şirazesinden çıkarılmak istendiği bir ortamda doğu insanı asla piyon olmak niyetinde olmadığını göstermiştir. Tek isteği vardır; o da insanca muamele ve kaynakların adil paylaşımıdır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



