'hiçbir şey gerçek değil, herşey müsaade edilmiştir'. William S. Burroughs
Bir: Orhan Pamuk, yazar değildir. İki: Orhan Pamuk, Nobel Ödülü'nü aldı. Üç: Orhan Pamuk, bir odada yıllarca boş bir sayfa karşısında kendini bekletti. Çok sayıda yıl geçti. Yazamadı. Dört: Nobel Ödülü, bir politik araç olarak anlaşılmalıdır. Ödül, ödül değildir.
Deleuze: "Ressamın beyaz bir yüzey karşısında olduğunu düşünmek hatadır... Ressam gerçekten beyaz bir yüzey karşısında olsaydı, model işlevi gören dış bir nesneyi orada yeniden üretebilirdi. Halbuki üretemez. Ressamın kafasında veya etrafında, atölyesinde pek çok şey vardır. Oysa kafasında veya etrafında olan her şey, o daha işe başlamadan, kimisi daha virtüel, kimisi daha aktüel olarak tuvaldedir... Ressamın işi beyaz yüzeyi doldurmak değil, daha ziyade boşaltmak, tıkanıklığı gidermek, temizlemektir".
Türkiye'de okur sayısı, 250 olmalıdır. Az ya da yok anlamında. Türkiye, yazar sayısının okur sayısından fazla olduğu bir ülke. Yazıyorlar. Yazar olmayanlar. Okur olmadan. Asıl, kayıp. Fast Read. Okur-yazar oranı mı? Hiçbir anlamı olmayan birşey, göstermeyen.
Niçin okumuyorlar? Soru aynı anlamı aramak üzere değiştirilebilir: Neyi okudular?
Yarışmak, modern bir olay. İnsanın kendini bir başkası ile yarışıyor varsayması, yeni. Yarışmak, büyük ihtimal ile kayıp ya da kazanç ile sonuçlanacak olan bir eylem. Eşitsizliğin baştan kabûl edilmesine dayalı. Ancak ve ancak kendisini bir başkası ile eşit görmeyen yarışmaya girer. Yarışmak için, şüphe gerekir.
Foucault: 'Ben psikanalistlerin söylediklerinden çok çocuk bakıcılarının söylediklerine önem veriyorum'.
İspanyolca'da umutlu olmak, umudu kuşanmak, kelimelerine karşılık gelir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



