Krallara, şahlara, padişahlara, cumhurbaşkanlarına nasihat etmek isteyen ama nasihat ettiği takdirde başının gideceğinden veya başına bir şeyler geleceğinden korkan veya nezaket gösterip ince bir dokundurma ile nasihat etmek isteyenler hayvanlar alemini konuşturarak, hikayeler anlatarak gerçekleri ifade etmişler.
Beydaba'nın "Kelile ve Dimne"sinde Feridüddini Attar'ın "Mantık-ut-Tayr"ında, Mevlana'nın "Mesnevi"sinde, Sa'di'nin "Gülistan"ın'da" Türklerin "Tutiname"lerinde La Fontaine'nin "Fables" inde birçok hakikat, hikayelerle dile getirilmiş.
Bu anlatılan hikayelerden payına düşeni alan yöneticiler olduğu gibi kahkahalarla gülüp "Çok şükür biz o hayvanlardan değiliz" diyerek hatalarına devam edenler de olmuş.
İran'ın Lor kentinde bir zengin, şairleri toplamış ziyafet vermiş, kahveler içilirken Lorluları övmeye başlamış.
Övgüsünü o kadar uzatmış ki, dinleyenler bıkmış usanmış.
Övgüsünün sonunda "Bir Lorlu ölünce mezarından bir gül biter" demiş.
Kapının yakınlarında oturan biri "Efendimiz, bütün Lorlular ölünce dünya gülistan olur" diyerek övgü de anlaşılabilecek ince eleştirisini söyleyivermiş ama Lorlu zengin bu sözden çok keyif almış ve o sözün sahibini ödüllendirmiş.
Atalarımız, "Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az" demişler.
Uyarı, anlayanlar için geçerlidir.
Ünlü bir kemancı, seçkin davetliler huzurunda sanatını sergilerken o ülkenin başkanı hanımıyla konuşuyormuş.
Sinek kanadının sesinin bile duyulduğu o salonda başkanın mırıltısı sanatkarı rahatsız edince keman susuvermiş.
Sessizlikten rahatsız olan başkan "Ne oldu, niçin durdunuz?" deyince kemancı "Başkan konuşurken her şey susar efendim" diye iğnelemiş ama o inceliği kavrayamayan başkan, bundan çok memnun olup kemancıyı ödüllendirmiş.
Ama bizim Neyzenimiz bu kemancının düştüğü tongaya düşmemiş.
İçki sofrasında zıkkımlanırken Neyzen Tevfik'ten ney çalmasını isteyen topluluğa, Neyzen, içki sofrasında geri zekalılara ney çalmak, su içen eşeğe ıslık çalmak gibidir anlamında:
Sanma ciddiyet ile sarf ederim sanatımı
Ney elimde suyu durmuş kuru musluk gibidir
Bezm-i meyde süfehanın saza meftun oluşu
Nazarımda su içen eşeğe ıslık gibidir" deyivermiş.
Kral, rüyasında yağmur yağdığını ve çeşmelerden akan sudan içen herkesin delirdiğini görmüş.
Belki bu gerçekleşir diye su depolamaya başlamış.
Bir gün o yağmurun yağmaya başladığını görünce ailesine çeşme suyu içirmemiş.
Çeşmelerden içen herkes sokaklarda oynamaya başlamışlar.
Akılalmaz hareketler yapmaya başlamışlar.
Kral sevinçle dışarı çıkınca halk "Deeeli deeli deeli" diye bağırmaya başlamış.
Kral, derhal eve dönmüş ve çeşme suyundan o da içmiş.
Yıllarca batı cephesine dönerek "Ulu ulu, tek dişi kalmış canavar, ulu" diyenler, "İmana gel bre kafir" diyenler, şimdilerde Kur'an'a, Sünnete, akla, mantığa, fıtrata aykırı söz ve davranışlarını benimseme, uyum sağlama, kanunlaştırma, konusunda yarış yapmaktalar.
Doğru çizgiden bir derecelik sapma yapanlar uzun yolculuklarında doğru çizgiyi göremez hale gelirler.
Onun için biz, her gün namazımızda okuduğumuz "İhdina-s-sırat-al müstakım.../Bizi, doğru yola ilet.
Kendilerine nimet verdiğin (Nebiler, Sıddıklar, Şehitler ve Salih) kimselerin yoluna ilet, gazaba uğrayanların ve sapıklarınkine değil." Ayetini tefekkür ederek okumaya devam edelim. (Fatiha suresi ayet 6-7)
Fatiha suresinin tefsirini isterseniz "ŞİFA TEFSİRİ"nden bir okuyuverin.
İsteme telefonu: (0212) 511 10 85
Cantaş Yayınevi


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




