milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • MEDYA
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

18 MAR 2010 PER
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • ALERJİ DÖNEMİ BAŞLADI
  • TACİKİSTAN'DA ÇIĞ DÜŞTÜ: 8 ÖLÜ
  • SİVAS'TA TRAFİK KAZASI: 3 YARALI
  • BU BAĞI AÇIKLA OBAMA
  • 12 EYLÜL'E YARGI YOLU MU AÇILIYOR?
  • EDİRNE'DE ZEHİR TACİRLERİNE OPERASYON: 11 GÖZALTI

Diyanet’in “İslam’a Giriş” serisi 2

02 MART 2009
PZT 02:10

[-] Normal [+]
  • Aile Hayat
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Paylaş
  • Yorum Yaz

Diyanet'in neşrettiği İslam'a Giriş Serisi'nin "Ana Konulara Yeni Yaklaşımlar" alt başlığını taşıyan cildinde Sünnet/Hadis konusunu işleyen yazıdan son bir alıntı: "... Örneğin bir ilahiyatçı veya İslami ilimlerle uğraşan bir bilim adamı, Hz. Peygamber'in örnekliğinin doğru anlaşılması ve dinî uygulamalara kaynaklık eden sahih sünnetin tespiti ve değerlendirilmesi yolunda, geçmiş birikime ilaveten, Kur'an, Hz. Peygamber'in hayatı, akıl ve tarihî veriler ışığında ve modern bilimin sunduğu yeni imkânlarla zihinlerde tereddüt uyandıran rivayetlerin tahlil ve tenkidini yaparak Müslüman halka bu alanda sağlıklı bir zemin oluşturmalıdır." (79)

Bu pasajdan iki şey anlaşılıyor:

1. Bugünün insanının zihninde tereddütler uyandıran rivayetler -isterse sıhhati üzerinde geçmişte ittifak edilmiş olsun- tahlil ve tenkit edilerek dünyamızdan çıkarılmalıdır. Burada dikkat çeken husus, zihniyet oluşturması gereken ve geçmişte zihniyet oluşturmuş bulunan rivayetlerin dahi modern insanın zihin dünyası esas alınarak tahlil ve tenkit edilmesini telkin eden genellemedir. Oysa modern insanın İslam tasavvuru ile Kur'an ve Sünnet anlayışı esas kabul edilerek rivayetlerin buna göre değerlendirilmesi, Efendimiz (s.a.v)'in rehberliğine, O'na itaat ve ittibaya değil, olsa olsa O'na muhalefete götürür!

2. "Geçmiş birikim" diye ifade edilen şey, Hz. Peygamber'in örnekliğinin doğru anlaşılması ve dinî uygulamalara kaynaklık eden sahih sünnetin tespit ve değerlendirilmesi için yeterli olmamıştır. Kur'an, Hz. Peygamber'in hayatı, akıl ve tarihî veriler ile modern bilimin sunduğu yeni imkânlar devreye sokulduğunda, geçmişte yapılana oranla daha "objektif" ve mütekâmil çalışmalar ortaya konulacaktır. Bu tesbit bir yönüyle, geçmişte yapılan çalışmaların, Kur'an, Hz. Peygamber'in hayatı, akıl ve tarihî veriler göz önüne alınmadan yapıldığı için, diğer yönüyle de, modern bilimin imkânlarından "mahrum" bulunduğu için eksik/yanlış olduğunu ima etmektedir. Her iki durumda da hakikat-i hale aykırılık arz eden bu tesbitin "yeni yaklaşım" olması dışında fazla bir özelliğe sahip bulunmadığını söylemek zorundayız...

Kader bahsinde şöyle deniyor: "Konuyu inceleyen her âlim, irade, kader, mesuliyet kavramlarını tek tek ele aldığı zaman, her biri için takındığı tavrı, diğer konuya geçtiğinde âdeta unutmuş, birincisinde kabullendiği prensipleri ve mantığı, ikincisinde rahatça terk edebilmiş, bu yüzden ortaya çıkan çelişkileri görmemiştir. Tipik örnek olarak Nureddîn es-Sâbûnî'nin Allah'ın sıfatlarını anlatırken kullandığı "Lâ vâsıtate beyne'l-cebri ve'l-ihtiyâr (Cebr ile ihtiyar arasında bir orta yol yoktur), daha yalın bir ifadeyle "ya cebr vardır ya da ihtiyâr, ortası yoktur" mantığını göstermek mümkündür. Bu düşünceyi ifade eden yazar, çok geçmeden kulun fiilleri, ihtiyâr, istitaat meselelerini izah ederken, rahatça cebr-i mutavassıt, tefviz-i mutavassıt gibi telifçi, orta yolcu düşünceleri de ele almakta tereddüt etmeyecektir. Benzeri örnekleri hemen her alimde görmek mümkündür." (179-80)

İslam'a Giriş'in aynı cildinde yar alan "kader" bahsinin yazarı, Ehl-i Sünnet'in Akaid/Kelam kitaplarının tamamında yer alan "kader" inancının tutarsız, delilsiz ve yanlış anlamalara dayalı bir husus olduğunu isbat davasındadır ve davasına böyle bir girizgâhla zemin hazırlamaktadır. Zikrettiği es-Sâbûnî örneği ile yetinmesi elbette yeterli olmayacaktır. Kader inancını -bilinen şekliyle- ortadan kaldırıp, yerine yeni bir anlayış ikame edebilmek için Akaid/Kelam alimlerinin tamamını aynı zan ve töhmetin altına sokmak zorundadır! Okuyucuda "aldatılmışlık/kandırılmışlık" hissinin başka türlü uyandırılması mümkün olmayacaktır zira!

Evet, Mâturidiyye akaidinin önde gelen alimlerinden Nuruddîn es-Sâbûnî, dilimize de çevrilmiş bulunan el-Bidâye isimli eserinde (83), Allah Teala'nın, kadîm ve zatıyla kaim bir "irade" ile mürîd (dileyen, irade eden) olduğunu anlatmaktadır. Allah Teala'nın irade sıfatının, mef'ulatının belli bir miktar ve vakitte olmasını gerektirdiği görüşünün aklî delillerini zikrederken şöyle der: "Aklî delile gelince, muhdes varlıkların var oluş miktar ve vakitlerine bakıldığında, farklı bir miktarda ve var oluş zamanlarından daha önce veya sonra olmalarının Allah Teala'nın onları icad eden kudretine nisbetle aklen imkânsız (müstehil) olmadığı görülür. Eğer onların hususen o miktar ve vakitte var olmalarını gerektiren irade (i ilahiye) olmasaydı, onlar o hal üzere bulunmazdı. Çünkü onların o hal üzere olmasını gerektiren irade Allah Teala'nın zatında mevcut olmasaydı, Allah Teala alemi var etmeye mecbur olurdu. Zira cebr (mecbur olma) ile irade, ıztırar ile ihtiyar  arasında orta bir yol yoktur. (Bir şeyi yapmaya) mecbur olan varlık, aciz bir varlıktır."

Burada Allah Teala'nın, kadîm ve zatıyla kaim bir irade ile mürîd olduğunu ortaya koymak için son derece tutarlı ve ilzam edici bir aklî delalete başvurulmuştur. Elbette Allah Teala için "kadîm ve zatıyla kaim bir irade ile" mürîd olup olmamak bakımından "orta bir yol" söz konusu olamaz.

Yazara göre, es-Sâbûnî'nin çelişkisi, ya Allah Teala için bir "cebr-i mütevassıt"ı veya insan için kadim ve zatıyla kaim bir kudreti söz konusu etmemesindedir!! Oysa Allah Teala'nın kudretini "mütevassıt" miktarda dahi olsa hangi kudret "cebr" altına alabilir, yahut hangi akıl insanda kadim ve zatıyla kaim bir kudret vehmedebilir?

İnsanda bir "cebr-i mütevassıt" yahut "tefviz-i mütevassıt" bulunması, bu iki kavramın Allah Teala hakkında tasavvur edilmesinin imkânsızlığıyla çelişmez! Yukarıdaki satırların yazarı bunun idrakinde olması gereken birisidir. Dolayısıyla burada açık bir "anlamama" problemi bulunmaktadır! (Yazarın yaşadığı başka anlama problemlerine örnekler için bkz. http://www.darulhikme.org.tr/?sf=haber

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Aile Hayat bölümü’nde 02.03.2009 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: diyanet, kader, hz. peygamber,
benimde söyleceklerim var

yorumcular

toplam 3 yorum|yorum rssrss

  • diyanet kimi temsil ediyor?

    sayın ebubrekir hocam seri yazılarınızda şuna da değinirmisiniz...gerçekten diyanet kimi temsil ediyor? ben de çocukların için hazırlanmış ve bedava dağıtılan( ...)öğreniyorum setini inceledim.bu kitaplarda ele alınAn hususlar sadece SÜNNİ- HANEFİ MEZHEBİ baz alınarak hazırlanmış.bu durumda şunu sormak lazım.türkiyede kaç milyon ŞAFİİ var?? kaç YÜZBİN CAFERİ var.veya kaç milyon ALEVİ müslüman var?? bunlar bu ülkenin vatandaşı değilmi?? ve diyanet kurumu hanefi olmayan vatandaşların da vergisiyle ayakta kalmıyormu?* neden öyleyse diğer mezheplere yönelik bi çalşıması yok???

    selman72 | KatılıyorumKatılmıyorum (3.3/10 puan) | 02 Mart 2009 21:43

  • tilki meselesi 2

    Bu adamlar acaba gerçekten O yüce zatların bütün ilim ve irfanlarına ulaşıp sonra daha ileriye gidecek dereceye geldiklerini ney dayanarak düşünüyorlar.

    Aslında diyanete laf etmek de istemiyorum ama çıkıp sokağa kime sorsanız en çok torpilin döndüğü yer olarak diyaneti söylerler. Bence bir ayna alıp kendilerini çeki düzene soksalar çok daha iyi olur. Böyle bir ortamda oluşan kurumun ne kadar ilmî olacağı malumdur.

    etusch | KatılıyorumKatılmıyorum (3.3/10 puan) | 02 Mart 2009 12:46

  • tilki meselesi

    Bugün kendilerini alim ya da akademisyen olarak sunan şahıslar Osmanlı'nın son zamanlarında peydah olan ve milletimizin kültürünü mahfeden yarım akıllı ve yarım ilimli sözde ilim ve kültür adamlarının sözde aydınlarının devamı olarak hala vücuttan atılamamış bir durumdadırlar.

    Tilkinin yetişemediği üzüme kovuk demesi gibi bunlarda asla yetişemeyecekleri alimlere çamur atmaktalar. Bugün islamda yenilikten bahsetme cür'etini gösterenler Serahsi (r.a.)'ın El Mebsut'unu nasıl yazdırdığını okuyup kendilerinden hiç mi utanmıyorlar.

    etusch | KatılıyorumKatılmıyorum (3.3/10 puan) | 02 Mart 2009 12:39

Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Dr. Ebubekir Sifil

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Muhtelif Meseleler-3
    2. Üniversalite???
    3. Rıhle 8
    4. Muhtelif meseleler (2)
    5. Bardakoğlu'nun mesajı
    6. Muhtelif meseleler (1)
    7. Kandiller
    8. Sahih Kaynaklar ve Alimlerle İletişim Programı
    9. Bir miras meselesi: Avl - 2
    10. Müslümanlığımızın Sünnet-i Seniyye ile ilişkisi
    1. Fethullah Gülen Hoca ve Bahailik
    2. İmam maturidi kim? Maturidilik ne?
    3. Okuyucu soruları-2
    4. “Çağdaş Nurculuk” mu, “Bid’atkârâne bir hıyanet” mi?
    5. Ruhu’l-Beyan tefsiri ve vitir namazı (1)
    6. Mana Önderlerimizden
    7. Erkeklerin altın zinet kullanımı - I
    8. Kur’an Müslümanlığı - 3
    9. Gayb Bilgisi (1)
    10. “Bu cadde çıkmaz sokak”
    1. İslam’da yorum tekeli
    2. “Cemaatli” Olmak, “Cemaatçi” Olmak
    3. 2010: Kuran yılı
    4. Diyanet’in “İslam’a Giriş” serisi (2)
    5. Hepsi bu mu?
    6. Kandiller
    7. Bardakoğlu'nun mesajı
    8. Üniversalite???
    9. Bazı cemaatler ve metotlar üzerine (3)
    10. Gazze, onurumuz
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Aile Hayat

    1. Fırın Sütlaç
    2. İşittiler ve itaat ettiler!
    3. İç Pilav
    4. ‘Çocuklarımla iyi iletişim kurmak istiyorum’ diyen ebeveynlere tavsiye
    5. Tevbe kapısı
    6. Kazandibi
    7. Sağlığımız tehlikede!
    8. İslam’da kadınların evlenme hürriyeti
    9. Trakya Zerdesi
    10. Hayat İman ve Cihad...
  • Diğer

    1. “Meçhul Şehitlik”te yatan kahramanın kimliği belirlendi
    2. ”Kendimi ihbar ediyorum”
    3. 86 yaşındaki nineden oğluna ikinci hayat
    4. Alerji dönemi başladı
    5. Kurtulmuş’tan Okul’a ziyaret
    6. Tacikistan'da çığ düştü: 8 ölü
    7. Sivas'ta trafik kazası: 3 yaralı
    8. Bu bağı açıkla Obama
    9. 12 Eylül'e yargı yolu mu açılıyor?
    10. Edirne'de zehir tacirlerine operasyon: 11 gözaltı
  • Çok Okunanlar

    1. ABD bu adaya neden silah sevkediyor
    2. İsrail'in cakasını fena bozdu
    3. Başkanı bile utandıran defile
    4. Terörizm Sempozyumu’nda bir terörist
    5. Topraklarımıza el koyuyorlar
    6. "Sinagog inşası savaş ilanı demektir"
    7. Kare kare İsrail vahşeti
    8. Kurtulmuş Başbakan olacak
    9. KEY ödemelerinde tarih netleşti
    10. Corrie ailesine mektup
  • Çok Yorumlanan

    1. Başkanı bile utandıran defile
    2. Kare kare İsrail vahşeti
    3. Terörizm Sempozyumu’nda bir terörist
    4. Yeni Anayasayı millet yapmalı
    5. ABD bu adaya neden silah sevkediyor
    6. İsrail'in cakasını fena bozdu
    7. İsrail Genelkurmay Başkanı, Ankara'da
    8. Corrie ailesine mektup
    9. Yine ABD yine katliam
    10. "Sinagog inşası savaş ilanı demektir"
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape

Video

  • 27238 kez izlendi 15.12.09
  • 801 kez izlendi 23.01.10
  • 1397 kez izlendi 29.01.10

Multimedya Galerisi

Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek