Önceki gün pek çok evde hüzün vardı. Hacca gitmek isteyenlere, bu yıl da kura çıkmadı.
Çoğu yaşlı hüngür hüngür ağladı.
Tanıdığım nice insan üç dört yıldır kuralara katılmakta.
Ne ki her seferinde hüsran.
Kimi iyice umudunu yitirmiş.
Seneye hayatta olamamaktan bahsetmekte.
Bunca insanı mağdur eden Diyanet'in ise umurunda bile değil, tüm bu yaşananlar.
Sistemindeki tıkanıklık, çözüm üretememesi, yüz güldürücü sonuçlar bulamamasına aldırdığı yok.
Bir kere İstanbul gibi büyük bir şehrin kontenjanını artıracaksın.
Göçlerle köye çevrilmiş, Bitlis ya da Muş gibi küçük şehirlerle bir tutamazsın bu en büyük metropolü.
Nüfus oranlarına göre bir kota uyguluyor musun?
Sonra bir zahmet üşenme de, üç dört senedir hac yolu bekleyen eski kayıtları ayrı havuzlara alıp, fazla kontenjan tanıyarak kurasını çekiver.
Yoksa yaptığınız o yanlış uygulama ile eski yeni kayıt, herkesi bir havuza doldurup, kuralarını çekersen, adaletsizlikler zirve yapar.
Üşenmeyip en eski başvuruya daha fazla kontenjan hakkı ile bu eşitsizliği giderebilirsin.
Yine en yaşlılara uygulanan ayrı bir pozitif ayrımcılığın da olmalı.
Yoksa insanları mezarda mı hacca götüreceksiniz.
Ayrı bir kota da daha önce gidenlere uygulanmalı.
Bir kez hacı olma şansını yakalayanlar, lütfen artık hac kuralarına katılmasın.
Umreye gidip, ferah ferah ziyaretlerini yapsınlar.
Ayrıca, Hükümet üyeleri, Suudi Arabistanla ciddi görüşmeler yapıp, hac kontenjanını artırmaya bakmalılar.
Arabistan, Türkiye'ye kıstığı kontenjanı, Avrupa ülkeleri için cömert kullanmakta.
Zannetmekte ki oradan Müslüman olmuş batılılar hacca gitmekte.
Yok, yine oralarda yaşayan Türkler, Araplar, İranlılar gitmekte.
Bu konu bir an önce çözüme kavuşturulmalı.
Çünkü hac ibadeti bizim ülkemizde iyice çığırından çıktı.
İnsanlara korkunç bir azap vermeye dönüştü.
Kurada kaybedenler kahır ve hüzün dolu.
Hastanedeki yaşlı çaycı teyze ağlarken; utandım, yüzüne bakamadım.
Kuruş kuruş biriktirdiği hac parasına, en acil ihtiyacında bile asla el sürmediğini.
Belki gelecek yıl çıkar ümidi ile dört yıldır beklediğini.
Nuran abla da hasta.
Yok, seneye gayri sağ çıkamam, diye iyice moralini bozdu.
Bunca gözyaşı ve elem arasında, sahi Diyanet ilgilileri rahat uyuyabiliyor musunuz?
Yoksa gereken çözümleri üretemediğiniz için, bir nebze de olsa vicdanınız sızlıyor mu?


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




