Şu anki "Diyanet İşleri Başkanlığını," eski diyanetle kıyasladığımızda büyük yeniliklerin yapıldığını belirtmemiz gerekiyor.
Eskiden "dini konularda" bir mesele ortaya atıldığında, herkes bir şeyler söylüyordu.
Bilen de konuşuyordu bilmeyen de...
"Diyanet İşleri Başkanlığı" ortaya çıkıp -bu meselenin esası budur- "iradesini" ortaya koyamıyordu. Şimdi ise, herhangi bir dini konu tartışıldığında, "Diyanet İşleri Başkanı" ortaya çıkıyor, demecini veriyor ve son noktayı koyabiliyor, o tartışılan konu da orada bitiyor...
Diyanet İşleri, her şeyi istenilen düzeyde yürütüyor fikrini savunmuyorum.
Eskiyle mukayese ettiğimizde büyük mesafelerin alındığını ve yeni bir takım düzenlemelerin yapıldığını söylüyoruz.
Daha yapılabilecek çok yeniliklerin olduğunu da belirtmeliyiz.
Ancak, Türkiye'nin "sosyo-politik" şartlarının daha olgunlaşmadığını ve "demokrasi alanında" daha çok şeylerin yapılması gerektiğini hepimiz biliyoruz, inşallah ileriki zamanlarda bu duruma geliriz diyelim.
Benim burada anlatmak istediğim, "camilerde vaaz veren hocaların" sunumlarıyla ilgilidir.
Bu değerli hocalarımız, ayet ve hadisler ışığında yaptıkları vaazlar "ahiret âlemine" yönelik bilgilerle beraber ayeti ayetle, hadisi hadisle açıklayarak konuyu güncelleştirememeleri ve "pratiğe dönüştürememeleri" meselesidir.
Ashab-ı Kiram'dan örnekler sunarken bir türlü Mekke sokaklarından çıkıp günümüze gelememeleri büyük eksiklik...
Bilgi var, hitabet var ancak sosyal olaylara vakıf olmadıklarından hep "klâsik söylemlerle" vaazlar veriyorlar.
Bu klâsik söylemleri yıllardan beri dinlediğimizden etkili olamıyorlar ve en önemlisi cemaati uyutuyorlar.
Bu klâsik yaklaşımı yıkmak için "İstanbul Topkapı Teknik Oto Sanayi Sitesi Çinili Camii imamı Ahmet Yüter Hoca" yeni ve farklı bir uygulama yapıyor.
Kendi sahasında uzmanlaşmış "ne kadar akademisyen, bilim adamı, sanatçı, edebiyatçı, sporcu, kişisel gelişimci, müzisyen ve popüler kişiler varsa" onları Cuma günleri kürsüye çıkarıyor ve cemaatle buluşturuyor.
Tabi bu girişim cemaatin de ilgisini çekiyor ve dikkatlerini çekiyor.
Farklı bilgiler, farklı söylemler ve farklı kişiler insanlar üzerinde etkili oluyor ve cami cemaatine "yeni bir ufuk ve bakış açısı" kazandırıyor.
Bu girişimin gerçekten önemli ve yararlı olduğu kanaati hâkim...
Her şeyden önce, camide vaazları ve hutbeleri dinleyen cemaati uyutmuyor ve dikkatle dinlemelerini sağlıyor.
Kişisel gayretleriyle bu girişimi yapan bir din görevlisi yerine, "Diyanetin bütün imamları" bunu uygularlarsa ülke çapında nasıl bir etki yapacağını varın siz düşünün?..
Çağın insanı, gerçekten farklı bir kişiliğe ve farklı bir profile sahip.
Devamlı yenilik ve farklılık istiyor.
Aynı bilgilerin tekrar tekrar dile getirilmesi ve klâsik söylemlerin tekrarlanması insanları bıktırıyor.
Günümüzün insanı yeni bilgileri, güncel olayları, her gün karşılaştığı olayları dinlemek istiyor.
Bu bağlamda, "din görevlileri devamlı kendilerini yenilemek zorundalar..."
Bununla beraber, dışarıdan takviye akademisyenleri ve sahasında uzman kişileri kürsülere çıkarmak, cami cemaati için çok yararlı olacağı kanaatindeyiz.
Özellikle "evlilik, aile ve çocuk eğitimi" konularında uzman kişileri kürsülere çıkarıp ailenin, evliliğin ve çocuk eğitiminin önemiyle ilgili konularda insanlarımızın bilgilenmeye çok ihtiyaçları vardır.
"Evlilik, aile ve çocuk eğitimi" deyip geçmemek lâzım.
Elimizde kala kala tek sağlam kurum, "aile müessesesi kalmıştır," lâfını söylüyoruz ama işin aslı, hiç de öyle değil (!..)
Her geçen gün "boşanmalar" giderek çoğalıyor.
"Ailenin içine virüs girmiştir." Bu toplumsal kırılma, toplumu ve sosyal yaşantıyı içten içe yozlaştırıyor.
Dolayısıyla en sağlam bildiğimiz "aile yuvası," giderek elimizin altından kayıp gidiyor.
Bu nedenle de cuma günü zorunlu olarak insanların toplandığı camilerimizde farklı kişilerin kürsülere çıkarılması konusunu, Diyanetimiz ciddiye alıp yaygınlaştırırsa, hatta mecburi tutarsa çok yararlı ve etkili bir hizmet yapmış olacaktır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



