İnsanlar ölüyor ya da yaralanıyor olmasa, katılarak gülmek işten bile değil... Koltuğunu korumak için batılılardan yardım isteyen ve muhalifler idareyi ele alırlarsa çok kötü şeyler olabileceğini ileri süren Kaddafi, muhaliflerini teröristlikle suçluyor ve eğer onlara mani olunmazsa, son kale Libya'nın da çökeceğini ve el-Kaide'nin Avrupa'nın kapılarına dayanacağını söylüyor.
Olabileceğini iddia ettiği o çok kötü şeylerin bir kısmı ise tuhaftır, birçok Müslümanın gözünde Kaddafi'yi Kaddafi haline getiren şeylerdi.
Başta ABD olmak üzere, İslam ülkelerini ve Afrika'yı sömürmek için can atan emperyalist batıya, Libya'dan meydan okuyan güçlü bir sesti Muammer Kaddafi. Libya'yı yöneten Kral İdris Sunusi'nin sağlık sebepleriyle Türkiye'de bulunduğu sırada yönetime el koyduğunda, orada iyi bir şeyler olduğuna ve bundan sonra daha iyi şeyler olup, belki de İslam Alenine örnek teşkil edebileceğine inananlar da vardı muhakkak.
Kaleme aldığı ve herhangi bir ciddi tarafı olmadığı hemen herkesçe bilinen Yeşil Kitap'ın, bazı mecburiyetlerin eseri olduğu ve bir süre sonra, bizzat Kaddafi tarafından ortadan kaldırılacağı, galiba herkesin beklediği bir şeydi.
Libya'da ne olup bittiği tam olarak bilinemediği ve uluslar arası medyaya da, her defasında Kaddafi'nin Müslümanların yüreğinin yağını eriten çıkışları yansıdığı için, dünyadaki gelişmeleri izleme alışkanlığı olan dindarlar açısından biraz da 'Kaddafi'dir, ne yapsa yeridir' şeklinde değerlendirilen bir konuydu.
İktidarda 42 yılını geride bırakmış olsa da, bir gün mutlaka daha düzgün adımlar atabileceği beklentisi devam ediyordu.
Ancak takke düştü ve kel göründü.
Tunus ve Mısır'ın ardından Libya'da başlayan olaylar, yıllardan beridir bilinen ve ama pek telaffuz edilmeyen konuların günyüzüne çıkmasını sağladı. Belki bin Ali ve Hüsnü Mübarek kadar kötü değildi Kaddafi ama yine de 'dediğim dedik' havasında bir diktatördü ve başta dini olanları olmak üzere bütün özgürlükler, iki dudağı arasından çıkacak sözlerle mukayyetti.
Libya'da yer, içer, evlenir, iş, aş, araba ve dahi ev sahibi olabilirdiniz... Ancak Kaddafi'nin kurallarına karşı gelmemek şartıyla.
Yıllardan beri, Libya zindanlarında bulunduğu rivayet edilen dindar insanlar söylentisi dolaşıp durdu aramızda. Kaddafi, tam olarak kafalarımızda oluşturduğumuz gibi olmasa da, dinlerine önem veren Müslümanları sırf bu sebepten hapse atacağına pek inanılmadı.
Birçok Libyalı'dan: "Kaddafi karpuz gibidir; dışı yeşil, içi kırmızı; kalbi de çekirdekleri gibi, siyah!" sözü duyulduğu halde...
Rahmetli Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın başbakanlığı sırasında gerçekleştirdiği resmi Libya ziyareti sırasında olup bitenler, gözlerimizi açmalıydı aslında. Libya'yı tartışılmaz bir şekilde demir yumruklarıyla yöneten Muammer Kaddafi açısından, halkın oylarıyla Türkiye'de Başbakanlık makamına yükselebilmiş bir Erbakan Hoca, kabul edilemez bir şeydi herhalde...
Erbakan'ın ziyaretinde yaptıklarının yetmediği düşüncesiyle olsa gerek, ziyaretten kısa bir süre sonra özel olarak çağırdığı iki ayrı TV kanalı aracılığıyla, Erbakan Hoca aleyhine olabileceğini düşündüğü başka bazı açıklamalar da yapmıştı...
Libya'da da tanınan ve sevilen Erbakan Hoca'yı kıskandığı için mi, yoksa batılı ağababaları istediği için mi böyle yapıyordu, bilinmez...
Kaddafi'nin asılsız bir efsane olduğu ve yıllardan beri hem Libyayıları ve hem de Müslümanları oyaladığının açıkça ortaya çıkması, bu kadar geç olmasaydı keşke...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



