İnanç insanı kuşatır. Nahif, ipeksi, zarif dokunuşlarla onarır yüreğe inanç, hem de örselemekten koruyup, kollayarak. İnancın yüreği sarmalaması, bir annenin yeni doğan çocuğa sarıp sarmalamasına benzer... İnancın sarmalamasında şefkat vardır, merhamet vardır. Zaten inanç meşalesince hayat hayat olur. Firak vuslat olur...
İnsan olmanın yolu ise inançla harmanlanmış direnç sıcaklığını kuşanmaktan geçer. İnsan görkemli inancı kuşanabilirse, bu aynı zamanda direnci kuşanmak demektir. O zaman eylemler Rahmanî bir boyuta taşınır.
İnancı kuşanmak, insan olma adına girişilen harlı bir eylemdir.
Özgürlüğün namlusuna çiçekler inançla sürülür yalnızca.
İnanç çiçekleriyle yürek esenlik ülkesi olur.
Diriliş türküleri inançla bütün coğrafyaları tutar...
İnançla özgürlüğün suyu yeryüzüne cömertçe akar.
İnanç, putların saldırıları karşısında en büyük dirençtir, kaledir. O yüzden en çok zorbalar, put severler korkar inançtan. Zorbaların, zalimlerin ateşi inançla söner.
İnançla yoğrulmuş dirençle lâmbalar daha gür yanar,
Yürek kir ve pastan temizlenir,
Feraset artar...
Direnç çiçekleri, inanç eylemini kuşanan direnişçiler tarafından derlenir, toplanır...
Kardeşlik...
Sahi, kardeşlik nedir?
Kardeşlik evrensel bir nâme midir?
Ay ışığında daha bir titreşimle akar nehirler. Irmaklar da öyle...
Nehirlerin akıntısında yakamozlar titreşir biteviye. Soğukta üşüyen ve titreşen insanı çağrıştırır. Bazen de bir çocuğun yüzünde açan sevimli gamzeyi.
Deniz sularında yıldızların kayması gibi kayıp gidilmez. Nehir sularına ay şavkını vururken nehrin melodisiyle kıyamı kuşanmak mümkündür. Ayın şavkıyla sular billurlaşır, zümrüdü anka gibi ay suyun yüzünü parıldatır o zaman. Su ile ay ışığının buluşması, secdelerin gülleşmesi anlamına gelir.
Güneşin bütün kusurları sere serpe orta yere sermesine, gizde kalanları gün yüzüne çıkarmasına karşın ay farklıdır. Bu yüzden giz, bu yüzden ışıltı vardır çehresinde... Ne var ki, melekler ne güneşin büyüsüne kapılırlar ne de ayın... Melekler kayıtlarını sürdürüp taze günah ve taze sevapları kayda geçirirler.
Çağ deliler çağı.
Delilik derken bir siperden söz ediyoruz.
Müslüman'ca bir hayatın gayri müslim bir hayattan ayrıcalıklı ve üstün olduğuna inanıyoruz ve "delilik gömleğini" severek ve isteyerek giyiyoruz.
Pahası ne olursa olsun çıkarmaya niyetimiz yok...
Kavga için değil, esenlik içindir mücadelemiz. Tarih boyunca süren "Hak Batıl mücadelesinde" Hakk'tan yana tavır alıyor, insanları kir akan oluklardan değil de, nur akan oluklardan içmeye çağırıyoruz.
O yüzden devrime değil, dirilişe gönül vermişiz. Kültürel zeminde de yaşadığımız coğrafya evrensel düşünceden kaynaklanan bir anlayışla kuşatılmış olması en büyük direncimiz ve tutamağımız. Bu kuşatılmanın albenisini paylaşmak en büyük temennimiz.
Secde yürüyüşü...
Gecenin tanıklığındaki ruh festivalleri daha anlamlı, daha ürperti ve coşku vericidir. İnsanların topluca ölümle buluştuğu vakittir gece... İnsanlar yarı ölüm olan uyku eylemine başlamadan önce ya da onu yarıda keserek bitimsiz secde resitalleri daha anlamlıdır. Ay daha bir gülümser secde eylemiyle o zaman.
İnsan ise hayat yokuşlarında örselenir. Umutsuz kaldığında dertlenen yüreğin vücuda yaydığı onmazlıkla sarsılır. Kuşatıcısız kaldığında ise insan daha çok bir iskeleti andırır; kırılır kanatlar...
Kuşların kanatları kırıldığında uçamaz olur. Kuş olmanın cezbedici büyüsünü yitirir. Ya insanların kolu kanadı kırılırsa?
İnsanların kanatları kırıldığında dünya anlamını ve büyüsünü yitirir. Sadece yürek ülkesinde sessiz çığlıklar tek düze bir şekilde bestesini sunarlar insan bedenine, yüreğine.
Kanatlar kırıldığında kuşlar uçamazsa da yine yarım kalmış bir sevdalı misali yaşamayı sürdürürler. Fakat insan başkadır. Çünkü insanın kanatlarının kırılması dünyaya küsmesi anlamına gelir. Coşku gider, yaşama karşı müthiş bir isteksizlikle zihin çekmecesinde onulmaz yarıklar açılır. Yürek parça parça olurken bütün beden bu parçalanmışlığın yankısıyla örselendikçe örselenir.
Hiç düşündünüz mü, en çok kimler örselenir, diye.
İnsan en çok kimleri, neden örseler?
Cevabı oldukça yalın ve basittir:
Sevdikleri örseler...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



