Türkiye'deki 'Ermeni avazları/sözcüleri' gemi azıya aldılar. Sürekli kışkırtma peşinde koşuyorlar ve Türklerden gönül rızasıyla başlarına Ermeni çuvalı geçirmesini istiyorlar. Hayasızca ve pervasızca bir akın bu. Birkaç liberal kılavuzları olmuş Türkiye'de cirit atıyorlar. 'Barışa Emanet Olun' gibi sükseli kitaplar yazan ama kitabı Muallim'in kaseti gibi elinde patlayan Cemal-Celal ikilisinden öteki Hasan ile komando Cengiz ve diğerleri adeta Ermenilerin önünden yürüyorlar ve Ermeni tezleri için ön açıyorlar. Onlar için çığır açıyorlar. Hasan Cemal'in dedesi ifratla bu topraklara zarar verdi torunu da tefritle veriyor. Osmanlı döneminde Türklerle Ermeniler arasındaki yüzyıllara dayanan ilişkiyi ve dostluğu bozan bir avuç Ermeni çeteleri veya komitacıları oldu. Konjonktürün de etkisini unutmamak kaydıyla. Birinci Dünya Savaşı ve Osmanlı'nın dağılmasıyla birlikte Türkiye'nin daralan topraklarında Ermeni sayısı azalmış ve Ermeni Türk ilişkileri tabu haline gelmiştir. Ermeniler travmatik bir toplum olmuş ve Türk nefreti kimliklerinin bir parçasını oluşturmuştur. Kendi itiraflarıyla böyledir. Osmanlı'nın yıkılmasıyla birlikte Ermeni komitacılar geride kalsa da zaman zaman ASALA üzerinden yeniden varlık göstermişler, ete kemiğe bürünmüşlerdir. Komitacılığı geride bıraktık derken şimdi de karşımızda derin mevzilenmiş Ermeni lobicilerini görmekteyiz. Ermeni tezleriyle birlikte yeniden gün yüzüne çıkıyorlar ve Türklerden Ermeni soykırımını tanımasını istiyorlar. PKK'cılar Uludere olaylarını istismar ederken Ermeni lobicilerinin de Hrant Dink cinayetini ve muhakemesini istismar ettiklerini ve teşkilatlanmak için bunu vesile addettiklerini görmekteyiz. PKK'nın Meclis'teki resmi temsilcileri de inandıklarından dolayı değil sadece Türkiye'ye zarar vermek için Ermeni tezlerine sahip çıkıyorlar. Yani karşı tarafta bir şer cephesi ve odakları var.
*
Taraf gazetesi de -zaman zaman itidal çizgisini ve bazı yazarlarını tenzih etsek de- PKK meselesinde ve Ermeni tezlerinde odak hale gelmiştir. Düşünce köşesinin editörü Markar Esayan isimli yazar tam da Ermeni tasarısı Fransız Senatosu'ndan geçtiği gün bu tasarıya edebi bir destek olarak soykırım tellalı Taner Akçam'ın bir makalesine yer vermiştir. Bu bir skandaldır. Taner Akçam Hrant Dink'in cinayetiyle birlikte Talat Paşa'nın intikamının alındığı görüşündedir. Hrant Dink'in bir kahraman ve hatta aynen Martin Luther King gibi bir sembol haline getirilmesini savunmaktadır. PKK'cılar da Abdullah Öcalan'ı Mandela haline getirmek istemektedirler.
Yani akıllarına ve söylemlerine uyacak olursak böylece elimizde birden fazla kahramanımız olacaktır. Madem Hrant Dink'i öldürenler Talat Paşa'nın intikamını aldılar öyleyse kendisi Fransız Senatosu Ermeni soykırım kanununu görüşürken bu yazıyı neden yazdı? Yoksa Fransız Senatosu'na edebi destek vermek için mi bu makaleyi yazdı? Cinayetin gizli gündemi böyle ise kendisinin gizli gündemi de bu mudur? Taner Akçam öncülük yapıyor ve soykırım iddialarına yazılarıyla referans temin ediyor. Zira yazmış ki, Türkler 1.5 milyon Ermeni'yi düpedüz katlettiler. Soykırım yapılırken yanlarında mıymış yoksa kurbanları parmaklarıyla mı saymış? Adam Orhan Pamuk'tan kopya çekerek şöyle yazıyor: "1,5 milyon 1(Hrant Dink)". Orhan Pamuk da kendi çetelesini tutmuş ve Türklerin '1 milyon Ermeni 30 bin Kürt'ü katlettiğini söylemiştir! Peki, bu farkı kim uydurdu? Pamuk mu tenzilat yaptı Akçam mı artırmada bulundu?
*
Madem bu kadar gönülden inanıyor ve samimiler; öyleyse kendi aralarında özel fon kursunlar ve Ermenilere tazminat ödesinler. Ama adamların derdi bedel ödemek değil Türkiye'ye ve Türklere bedel ödetmektir! Hem de sunturlu yalanlarla. Fransa soykırım reddedeni Türkiye'de kabul edeni cezalandırıyormuş. Orhan Pamuk'a yan gözle bakılmış! Peki, Orhan Pamuk tarihe yan gözle bakarken masum mudur? Yoksa Batı'da nüfuz edinmenin en kısa ve kestirme yolu tarih aynasında Türk'e sövmek midir? Fransız Parlamentosu gibi Orhan Pamuk da fuzuli makamındadır ve yetkisi olmadığı meselede bağlayıcı konuşmaktadır. Tarihin ve Türk halkının günahına girmektedir. Taner Akçam belki de Çantacı Necmi veya Fırıncı Abi gibilerini kastederek onlardan tarih önünde itirafçılıkta bulunmalarını istemekte ve soykırım iddialarına destek vermeye çağırmaktadır. Akçam gibi aydınlarımız maalesef tipik bir Tevfik Fikret refleksi göstermektedirler. Eşeleseniz arkası Tevfik Fikret gibi çıkar. Ermeni komitacının İkinci Abdülhamit Han'a suikast düzenlemesi üzerine Tevfik Fikret coşkuya kapılmış ve bin lahza-i taahhur şiiriyle ah-ı figan etmiştir. İkinci Abdülhamit Han öldürülseydi besbelli ki bayram edecek veya oh çekecekti. Halay da çekebilirdi, Tevfik Fikret'in izinden giden Taner Akçam veya Orhan Pamuk gibiler Dink'e yas tutarken İkinci Abdülhamit'in suikastçısını alkışlamış olmalıdırlar. Hrant Dink'in ifadeleri tırmalayıcı ve iğneleyici olsa da elbette öyle bir cinayet ne siyaseten ne de fiilen savunulabilir. Lakin mesele Hazreti Osman'ın kanlı gömleği haline de getirilmemelidir. Ermeni sözcüleri tam da bunu yapmaktadır. Mazlumu savunmanın bir sınırı bir ölçüsü var ve bu sınır bir kitlenin ve bir milletin bir cinayet üzerinden yeniden suçlanmasını gerektirmez. Bu kin üzerinden istismardır. Kinle ve kinden beslenenler maalesef ülkeyi geriyorlar. Türkiye'de Yahudi lobicileri inişe geçerken Ermeni lobicileri tırmanışa geçti. Ya da biri diğerinin üzerinden çalışıyor.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



