milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

28 MAY 2012 PZT
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • YA ALLAH!
  • KRAMPLARI ÇÖZÜCÜ,TESKİN EDİCİ,(ÇANOTU)
  • YENİ BİR DÜZEN KURMANIN VAKTİ GELDİ
  • MÜSLÜMAN GENÇLER İSTANBUL'DA BULUŞTU
  • FETİH NAMAZI
  • FETHİMİZ MÜBAREK OLSUN!
  • FETHİN ERLERİ HOCASIYLA BULUŞTU
  • MİLLİ GÖRÜŞ BARIŞIN DİLİDİR
  • İSTANBUL, İSLAM DÜNYASININ LİDERLERİNE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK
  • BU OLACAK AYASOFYA!

Din ve hayat

16 MART 2008
PAZ 01:23

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Geçen hafta din-medeniyet ilişkisi üzerinde durmuştuk. Bu hafta aynı bağlamda din-hayat ilişkisi üzerinde durmaya çalışalım. Dinin hayat, hayatın da din olduğu bir gerçektir. Elbette hayatın da kendine özgü yeraltı, yerüstü ve sosyal kuralları vardır. Bunların işleyiş biçimi tabii seyri içinde olduğu sürece herhangi bir sorun söz konusu değildir.

Bu sebeple hayatın çeşitli alanlarına ilişkin, İslâm ile uyumlu projelerden söz etmek mümkündür. İslâm’ın / hayatın temel esaslarını göz önünde bulunduran birçok proje olabilir. Burada önemli olan “niyet”tir. İyi niyetle yapılan her türlü eylem ya da bilgi üretimi, İslâm’dan beslenen ve onunla uyum içinde olan projelerin üretilmesi anlamına gelir.

Tabiatta ve doğal olarak sosyal hayatta her şey hareket halindedir. Hareket eden her şey de yeni oluşum ve olgu demektir. Dolayısıyla “Din gelince değişen toplumun önüne değişmez yasaları koyar ve toplumu değişmez kılar” iddiası bir ezberden hatta iftiradan başka bir değildir.

Geriye doğru bakıldığında her şeyin nasıl değiştiğini görmemek için kör olmak dahi yetmez. Her an her şey değişirken ona bağlı olan yasaların değişmemesi diye bir şey söz konusu edilemez. Elbette bir  (1) iki (2), iki de (2) de bir (1) olmaz. Fakat Asr-ı saâdet’te toplum yapısı değişmedi mi? Emevî, Abbâsî, Selçuklu ve Osmanlı’da din değişime engel mi oldu? Aksini söylemenin mantıklı ve tutar hiçbir tarafı yoktur.

Birileri istese de istemese de hayat devam ettiği sürece “teist insan” hayatın içinde olacak ve hayatı emanet bilip onun işleyişi konusunda üzerine düşen görevleri yapacak ve yapmaya devam edecektir. Tabii işleyiş kanunları yani din insanın hayatına karışırsa ne olur?

Düşünelim: Din hayatın işleyişi konusunda “Doğru olunuz” diyor, peki dinin karışmadığı bir hayatta yalan söyleme mecburiyeti mi vardır? Din “Dürüst olunuz” diyor, “İnsanları sömürmeyiniz”, “Adaletli olunuz”, “Allah’a ve insanlara karşı sorumlu olduğunuzu biliniz, kendinize karşı sorumluluklarınızı biliniz” diyor. Bunlar hayatın temel dinamikleri değil midir, dinin karışmadığı hayat bunların aksini mi söylüyor?

Din-devlet ilişkisi

Din-devlet ilişkileri teokrasi, gallikanizm (Gallic: Galya ile ilgili, Gallican: Galya veya Fransa’ya ait; Fransız Katolik kilisesine ait) ve liberalizm (laiklik) adı verilen üç değişik sistemi ortaya çıkartmıştır. “Devletin din kurallarına göre yönetildiği” teokraside devletin resmî dinini benimseyenlerin din ve vicdan hürriyeti açısından problemleri yoktur. Burada problem, bu resmî dinin dışında bir din veya inancı benimseyenler için söz konusudur. Bunun boyutları da devlet dininin yapısındaki hoşgörü ölçüsüne göre değişmektedir.

“Devletin dine hâkim olduğu” gallikanizm sisteminde din ve vicdan özgürlüğünün sınırını devletin felsefesi ve temel kuralları tayin eder. Buna göre devlet kuralları ile ters düşen dinî kurallar uygulanmayacağından, bu sistemin gerçek anlamda din ve vicdan hürriyetini tanıdığı söylenemez.

“Devlet ile dinin birbirinden tamamen ayrı olduğu” liberal (laik) sistemlerde fertler ve dinî cemaatler, dinî inançlarının gereğini yerine getirme konusunda serbest olmakla birlikte, sistemin yapısında aslolan devletin temel felsefesi ve kanunlarıdır. Bu sebeple söz konusu sistemde de din ve vicdan hürriyeti sınırlı olarak mevcuttur. Bu tür sistemlerde dinin devlete hâkim olma ve onu yönetme ihtimali söz konusu ise de, bu tür bir hürriyete müsaade edilmez. Zira liberal sistemlerde özgürlükler, devletin devamına zarar vermeme şartına bağlanmıştır.

Amerika’da kongrenin ve eyalet meclislerinin, herhangi bir dinin ihdası yahut din hürriyetinin serbestçe kullanılmasının yasaklanması ile ilgili kanun yapma yetkisi yoktur. Buna karşılık inanma, belli bir dine mensup olma, onu açıklama hürriyeti mutlak olarak garanti edilmiştir.

Buna benzer fakat daha az etkili bir düzenleme Almanya’da, 1972’den beri İrlanda’da ve 1789 ihtilâlinden bu yana Fransa’da görülmektedir. Bu ülkelerde devletin resmî kilisesi yoktur. Dinlere idarî özerklik tanımıştır. Meselâ Almanya’da kiliselerin, mensuplarından bir miktar gelir vergisi almaları dahi kabul edilmiştir.

İngiltere’de Anglikan kilisesi devletin resmî kilisesidir. Diğer dinlere de müsamaha vardır. Kral veya kraliçe kilisenin başıdır. Din dersi mecburidir. Kanunlar Hıristiyanlığı korur. İtalya’da da 1919 yılından beri Katolik kilisesi devletin resmî kilisesidir. Fransa’da din eğitimi özel din okullarında verilmektedir.

Dinin elden gitmesi

Geçmiş dönemlere baktığımızda “dinin elden gitmesi / dinin hayata hâkim olması” söylemi, netameli dönemlerde ya da halkın ilgisini kendi yanlarına çekmek için ortamı bulandırmak isteyenlerin dillendirdiği bir ifadedir.

Türk tarihinde bu söylem olumsuzluklarla birlikte anıldığı için, içeriği doğru da olsa kuşku uyandıran ve söyleyenlerinin niyetlerini yansıtan bir ifade olmaktan öteye geçmemektedir. Osmanlı’yı yıkmayı akıllarına koyanlar da aynı söylemle yola çıkmışlardı. İslâm’ı ve müslümanları karalamak için düzenlenen / kullanılan Derviş Vahdetî de aynı şeyi söylüyordu.

Bu gibi söylemler yerine, Ali Suâvi’nin 1868 yılında Muhbir gazetesinin 19. sayısında başlayan “Emrâz-ı Dâhiliyye” başlığı altında, ulemânın nüfuzunun kırılarak devlet kurumlarında kontrol mekanizmasının yok edilmesi; devletin misyonerlere her türlü kolaylığı tanımakla beraber, müslümanlara ve müslümanların dinine sahip çıkmaması, taklitçilik, içki alışkanlığı gibi konuların dillendirilmesinde anlaşılır bir yön vardır.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 16.03.2008 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

yazar resmi yok

Dr. İhsan Alperen

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Necip Fazıl ve sigara
    2. İntikam
    3. Şehir tiyatroları üzerinden oynanan "tiyatro" ve "su"yun devrimi
    4. "Muhafazakâr"a bak!
    5. Düğün konuşmaları!
    6. Mazlumların gözyaşlarını Terkos suyu mu sandınız?
    7. Tuzak var!
    8. Vedalar geldi aklıma!
    9. Dershaneler
    10. Türkân Saylan adı
    1. Sömestr tatili, dinlenmek ve hobiler geliştirmek için büyük bir fırsat
    2. Aristokrat olunur mu?
    3. İkna Yöntemleri: “Zor kullanmak , para ile satın almak ve inandırmak”
    4. Şehvet kuyusu
    5. Dogma
    6. “Sıralardaki Heyecan”dan
    7. İlâhiyat Fakültesi Camii’nde bayram namazı
    8. Din ve hayat
    9. Kim anlar bizim halimizden?
    10. 'Eyvah! O da mı kötü yola düştü?'
    1. Yürüyüşüm değişti
    2. Bir müdür tanıdım!
    3. 'Eyvah! O da mı kötü yola düştü?'
    4. Evet mi hayır mı?
    5. İlâhiyatçı akademisyenlerin din sunumu
    6. Hangi mezheptensiniz?
    7. Millî Eğitim’in bayramda öğretmenevi zulmü...
    8. Din Adamı mı?
    9. Gücüme gidiyor!
    10. İkna Yöntemleri: “Zor kullanmak , para ile satın almak ve inandırmak”
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Ya Allah!
    2. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    3. Müslüman gençler İstanbul'da buluştu
    4. Yargı sürecini beklememiz lâzım
    5. Kur'an'la hayat bulan bir nesle doğru
    6. Kur'an'a hizmet en büyük şereftir
    7. Şırnak'ta bir üsteğmen şehit düştü
    8. Din kültürü dersleri ilahiyat fakültelerine devredildi
    9. Doktora kılıçla saldıran zanlı gözaltında
    10. Fetih namazı
  • Diğer

    1. Vücutta kene yoksa bile KKKA belirtilerine dikkat
    2. Hac kuraları yarın çekilecek
    3. "Mevsim normalleri" şeftaliye yaradı
    4. Dünya İslam Alimleri Birliği, katliamı kınayan bildiri yayımladı
    5. ABD'li öğretmen Müslümanlığı seçti
    6. "Engelli doğurdu" diye terk edilen kadına, polis sahip çıktı
    7. Türkiye'nin Gül Bahçesi'nde hasat mevsimi
    8. Hula katliamının tanıkları, yaşadıkları dehşeti anlattı
    9. "Kürtaj, bir insanlık suçudur"
    10. Eski elektronik eşyalar geri kazanılacak
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Ya Allah!
    6. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    7. İktidarda figüran çatlağı
    8. Şok Detay
    9. Yasa geri çekilsin
    10. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
  • Çok Yorumlanan

    1. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    2. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    3. Zile Kalesi restore ediliyor
    4. Mısır seçimleri Filistin'i etkileyecek
    5. Sezaryenle doğanlarda obezite riski daha fazla
    6. Gençlerde çatışma
    7. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    8. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    9. İlk çeyrekte yarım puan büyüdü
    10. 30 bin kişi çıkaracak, 3.5 milyar dolar tasarruf edecek
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek