İnsan hakları; tüm insanların hak, izzet ve onur açısından doğuştan eşit ve özgür olmaları demektir. İnsan hakları, herkese bağımsız tercih yapma ve istediği gibi yaşama, yaşamını geliştirme özgürlüğü sağlar. Bu özgürlükler başkalarının haklarına saygılı olmak ve başkalarının haklarını çiğnememek demektir. Bu açıdan, herkes sahip olduğu haklarla beraber ayrıca bir de sorumluluk sahibi olmalıdır. Bütün insanlar özgürlük, haysiyet ve haklar bakımından eşit doğduklarına göre, herkes birbirine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket etmek durumundadır. Kimse kimseye karşı üstünlük taslamadan, haklarını ve yetkilerini de gasp etmemelidir.
İşte bu anlamda din eğitimi de temel bir insan hakları arasında yer almaktadır. Hem de uluslararası anlaşmalarla güvence altına alınmış vazgeçilemez bir haktır. Hiçbir şekilde engellenemez. Bir çocuğun yiyip içmesi, gezip tozması, uyuyup kalkması gibi doğal ve hayati öneme sahip bir hakkıdır. Hem ihtiyaçtır, hem haktır. İhtiyaç olduğu için devlet tarafından kısıtlandığı zaman başka yerlerde, başka şekillerde yanlış veya doğru olarak karşılanır. Temel insan haklarından biri olduğu için onun kısıtlanması özgürlük alanlarının daraltılması olarak algılanır, bir baskıya ve zulme neden olmuş olur. O zaman da hem hak arayışına giren toplulukların enerji kaybına, hem de toplumsal barışın bozulmasına neden olur. Bütün bunlar da devlet ve millet olarak çağın gerisinde kalmamıza neden olur. Devletin milletle kaynaşmasını engelleyen bir sorun olarak karşımıza çıkar.
Eğer aile, dinini ve dinin ana kaynağı olan Kur'an'ı çocuklarına öğretmek istiyorsa, bu onların insan olarak en temel, en doğal haklarından biridir. Bu hak mutlak surette verilmelidir. Zaten bu hak evrensel hukuk tarafından aileye verilmiş bir haktır. Bütün dünyada bu hak, temel insan hakkı olarak görülmektedir. Tıpkı herkesin istediği gibi giyinmesi, anadilini konuşması, istediği okulda okuması, istediği yerde ve zamanda seyahat etmesi gibi temel insan hakkıdır. Medeni ülkelerde bütün bu alanlarda kanuni herhangi bir engelleme olmaz, olamaz.
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 18. maddesine göre; Herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne hakkı vardır. 19. maddesine göre; Herkesin düşünce ve anlatım özgürlüğüne hakkı vardır. Bu hak düşüncelerinden dolayı rahatsız edilmemek, ülke sınırları söz konusu olmaksızın, bilgi ve düşünceleri her yoldan araştırmak, elde etmek ve yaymak hakkını gerekli kılar.
Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi'nin Eğitim Hakkı bölümünde, 13. maddenin 3. fırkasında din eğitimi konusu açıkça yazılmıştır: ''Bu sözleşmeye taraf devletler, anne-babaların ve uygulanması mümkünse vasilerin de, çocuklarını devlet tarafından kurulan okulların dışında var olan ama devlet tarafından konulmuş veya onaylanmış standartların asgari şartlarına sahip bulunan okullara gönderme ve kendi inançlarına uygun bir biçimde çocuklarına dinsel ve ahlaki eğitim sağlama haklarına saygı gösterir.''
Burada görüldüğü gibi evrensel hukuka göre devlet, velilerin kendi inançlarına uygun bir biçimde çocuklarına dinsel ve ahlaki eğitim sağlama haklarına saygı göstermelidir. Devlet, dinini açık olarak ya da özel biçimde öğrenim, uygulama, ibadet ve dinsel törenlerle açığa vurma özgürlüğünü sağlamalıdır. O halde 10 Aralık dünya insan haklarını kutladığımız bugünde en temel insan hakları arasında yer alan din eğitiminin, Kur'an eğitiminin önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Katsayı, başörtüsü yasağı dâhil tüm sınırlamalara, kısıtlamalara artık son verilmelidir.
Din eğitimi önündeki engeller, başörtüsü yasağı, meslek liselerinin önünü tıkayan adaletsiz katsayı uygulaması ve 8 yıllık zorunlu kesintisiz eğitim uygulaması maalesef ülkemizin yüzünde kara bir leke olarak dururken, insan haklarına ne kadar saygılı olduğumuzu düşünmeliyiz. Şapkayı önümüze koyup kara kara düşünmeliyiz ki, acaba peşine takıldığımız medeni dünyanın neresindeyiz, özgürlüklerin neresindeyiz?
Bugün okullarımızda, hastanelerimizde ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarımızda çaycılar, hastabakıcılar, hizmetliler başörtüsü takabilirken; akademik personel, idareciler ve diğer çalışanlar bu haktan yoksun bırakılmaktadırlar. Oysa din, dil, ırk, cinsiyet ve meslek ayrımı yapılmaksızın tüm insanların doğuştan sahip olduğu temel hak ve özgürlükler hiçbir şekilde engellenmeden herkese yaşama hakkı verilmelidir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



