milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • MEDYA
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

10 ŞUB 2012 CUM
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • DERİN SAVAŞ
  • BİLMECE YUMAĞI
  • 'ORTADA SUÇ FALAN YOK'
  • DAVASININ ERİYDİ
  • TEZKEREYLE Mİ DÖNECEK?
  • FİDAN'I KİM HARCAMAK İSTİYOR ?
  • DIŞA BAĞIMLI OLARAK BÜYÜK DEVLET OLUNAMAZ
  • BİR ÜLKENİN BAŞBAKANI, EMPERYALİST PROJE İÇERİSİNDE YER ALABİLİR Mİ?
  • FATİH'İN KARADAN YÜRÜTTÜĞÜ GEMİLERİN BELGESİ BULUNDU
  • BÇG'Yİ DE GÖRÜN

Dilin düştüğü yer Düşünce

25 ŞUBAT 2010
PER 03:35

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Lise mezunlarının doksan üç kelimeyle konuştuğu; iyi yetiştirilmiş bir kangal köpeğinin 150 kelimeyi anladığı bir toplumda yaşıyoruz" demişti, sanatçı Ahmet Yenilmez bir müddet evvel. Kışkırtıcı bir kıyaslama hakikaten!

Dilin insan üzerindeki etkisi yadsınamaz... Öyle ya: Kelime zırh gibi kuşatır insanı, düşündükçe dile gelir! Düşüncenin sessizliği, dili tahrik eder her defasında. Fakat çok söz söyleyerek gerçekleşen bir dışavurum değildir bu... Yunus Emre'mizin sözünü hatırlarız konu çerçevesinde hemen: "Çok mal haramsız, çok söz yalansız olmaz."

Pekiyi, derdini kelimelerle anlatamayan bir insan, ne gibi bir vahamete muhatap olmak zorunda kalabilir? Dil devre dışı kalır: "Beden dili" kullanılır meselâ, ellerle ve ayaklarla anlatılmaya çalışılır mesele... Fukaralık ifşa oluverir böylece. Çünkü "pala ile ameliyat" sonucunda, eski sağlığını yitirmiştir insan ve insanla birlikte içselleştirdiği toplum...

Dilsiz ve dinsiz bir toplum düşünülemeyeceğine göre, dil ve din ayırt edici vasıflarıdır insanın.

Eşya ve hâdise karşısında var olduğunu nasıl hissedebilir insan?

Düşünerek ve düşündüğünü dillendirerek...

Zihnindeki çeşitli tasavvurların çocuğudur çünkü o. Hakikate olan iştiyakı ile var olmaya çalışır; "sürüden ayrılarak"... Neydi son peygamberin duası: "Ya Rabbi, bana eşyanın hakikatini öğret."

Konu çerçevesinde bir misal daha: İngilizce seferberliği icabı, İngilizce öğrenen bir kişinin, İngilizce düşünmeye başlaması kuvvetle muhtemeldir... Yânisi şu ki: Sahibi olduklarımız, bize sahip olabiliyor zamanla, bu yüzden "dikkatsizlik" hayatına maal olabiliyor insanın.

Derler ki, "İnsan kelimelerle düşünür." Demek ki kelimelerin bu denli kuvvetli bir yoğunluğu vardır insan üzerinde... Esasında kelimelere ve kavramlara düğümlüdür insan; bulaşıcıdır kelimeler ve kavramlar. Bu minval üzere: İnsan öylesine kıyıcı ve yıkıcı bir varlıktır ki... En nihayetinde kelimeler ve kavramlar da nasibini alır bu durumdan... Mahallenin "mahalle baskısı"na, Ergenekon'un "çete"ye kurban gitmesi gibi...

Doğru: "Dil, canlı bir varlık gibi doğar, büyür, gelişir, değişir ve ölür."

Dilini "dünyamın sınırları" olarak tarif eden Wittgenstein ise, meseleyi cihanşümul bir hatta yayarak, algılama biçimi olarak dilin önemine değinmiştir bir yandan da.

Cesetleştirilmiş bir dilin "konuşanlarından" derinliği olan bir iletişim temenni etmek, abesle iştigalden ibarettir kanaatimce. İletişim esnasında "diğeri" olmazsa olmazdır. İnsan, bir "diğeriyle" iletişim kurmak için diline başvurur öncelikle; dili onu kullanır da, farkında değildir aslında... Muhatabımız bizi dilimizle algılar, biz de dilimizle ifade ederiz kendimizi. Dilimizin altına saklanırız... Fakat bilmek icap eder ki; marifet konuşmakta olsaydı, papağanlar kafeslere sığmazdı!

Batıda "düşünen hayvan" olarak da tanımlanabilen insan, bilinçaltına sızmış olan kelimelerle ve kavramlarla izah etmeye çalışır eşyayı ve hâdiseyi... "Dış dünyanın insan zihnine yansıması" olarak düşüncenin, dil ile olan bütünleşmişliği, etin ve tırnağın sıkı ilişkisini anımsatır.  Dili ve dini bir olan bir milletin, tarihin seyrinden süzülen birikimi de yansır bu durumda.

Gelenek, nesillere intikal ede ede zuhur eder.

Çeşitli gereksinimleri olan bir varlık olarak insan, eşya ve hâdise karşısında "ilişkiden sonuç çıkartarak" yaşar. Düşünerek anlamlandırmaya çalışır etrafı... Dil ve düşünce akılda konumlanır. Doğuş anından bir müddet sonra etrafı taklit etmeye başlayan bir çocuğun, taklitle benimsediği dili, düşünerek içselleştirmesi manidardır sahiden.

İbrahim Paşalı'nın belirttiği üzere, "Hz. Adem, hikâyesi olan ilk karakter"dir. Dolayısıyla, eşyanın sırrı sunulmuştur ilklerin varlığına, "öğretilmiştir" sonra da, tanımlandırılmıştır... Kuşkusuz: Lanetlenmiş bir ruhsuzluk olarak tanımsızlık, kim olduğunu bilememesidir insanın... Bu ruhsuzluk, insanı insan olmanın bilincinden uzaklaştırır ki, vade dolduğunda ölmez, telef olur böylesi bir canlı...

Kurucu bir unsurdur dil. Üslup edindirir müdavimine... "Dilimizi yabancıların boyunduruğundan kurtarmak" kurtarıcılığı, "Batı ile tamamen bütünleşmek" hevesinden kaynaklanmakla birlikte, yeni bir boyunduruk olarak geri dönmüştür muhatabına: Dilde köken bağnazlığı... Ölçüsüzlük bir girdaptır, insanı içine içine çeker; girdabın misyonudur yutmak... Karamanoğlu Mehmet Bey'in ile alakaları yoktur bu "seçkinci beyaz Türkler" in... Ne de, dilini "anasının ak sütü" addeden Yahya Kemal ile...

Dil denilen unsuru yalnızca "karşılıklı konuşma aracı" olarak algılamanın, kusurlu bir yaklaşım olacağı zannındayım açıkçası. Hafızasını yitiren bir insanın hatırlamayışı, hatırsızlaştırır onu her şeye karşı... Kim olduğunu bilemez insan, kim olduğunu bilememe durumu, kimliksizleştirir insanı, hükümsüzleştirir her hâlükârda.

Yaratıcı şöyle sesleniyor, "ol deyince oldurulan" insana: "...Dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da onun varlığının ve kudretinin delillerindendir." Demek ki "çeşitlilik içindeki birliği" bozmaması, bozgunculardan olmaması gerekiyor medeniyet görmüş insanın...

Dil, bir medeniyetin sesi de olabilir pekâlâ! Dünden bugüne değin, bazı diller, "medeniyet dili" olarak vasıflandırılmışlardır. Medeniyet ideali güdüldüğü an, "kabuk milliyetçiliğine" sığınılarak dilde arındırılmışlığa gidilmez... Üç dilde, binlerce kelime kullanarak şiir yazabilen Fuzuli, bu bahiste hatırlanmalıdır diye düşünüyorum. O halde aynı dili konuşanların duygudaşlığına dikkat!

Haddizatında, dilsizlik bir nevi evsizliktir. Heidegger'in o meşhur benzetişiyle: "Dil, insanın evidir." Temelsiz, çatısız ve mahremiyetsiz bir ev düşünülebilir mi? Dolayısıyla insanın evine sığınması dikkate şayan... Niçin evine sığınır ki insan? Muhtemelen "her türlü fenalıktan" korunmak için...

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 25.02.2010 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: eşya, mahalle, ahlak,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Afşin Selim

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Şantiyede ölen üniversiteli inşaat işçisi
    2. Hız kes, sakinleş, kendine gel!
    3. Evet ve hayır bir yana…
    4. Aydın olmak ama nasıl?
    5. Erdemli olmadan insan olunabilir mi?
    6. Halkın kurtuluşu için...
    7. İnsanı ve isyanı kuşanmak
    8. Yandaşların ve yoldaşların kardeşliği
    9. “Rol modeli” meselesi
    10. Zihnî kaşıntı
    1. Mankurtlaşma tehlikesi
    2. Nihat Genç’ten sert cevap...
    3. Teknoloji ve insan...
    4. Töreler din gibi mi algılanıyor?
    5. Böl, parçala, yönet: Hutu ve Tutsi
    6. John Baird’e ne borçluyuz?
    7. Töre nedir, ne değildir?
    8. Haçlı saldırıları ve İslâm dünyası...
    9. Paranın insana vurduğu etiketler
    10. Ahlaksızlığa karşı ahlaklı bir duruş
    1. Hadise’ye kırmızı halı seren İstanbul Valiliği
    2. Doğu Türkistan’a sahip çıkmak
    3. Eşitsizlik eşitliğine dair...
    4. Evet ve hayır bir yana…
    5. İşler, işsizler ve işine son verilenler...
    6. Ahlaksızlığa karşı ahlaklı bir duruş
    7. İngiliz tekmesi!
    8. Böl, parçala, yönet: Hutu ve Tutsi
    9. Haçlı saldırıları ve İslâm dünyası...
    10. Silahların gölgesinde yaşamak
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Cübbeli Ahmet Hoca'yı Kamalak savunacak
    2. İrtica.org kuradan çıktı
    3. 'Sanki savaşa gidermiş gibi konuşuyor'
    4. Darbecilerin kıydığı hayatlar
    5. MHP'li vekil, Bahçeli'nin disipline sevkini istiyor
    6. Görevimiz Meclisi çalıştırmak
    7. İktidar savaşı
    8. Doğan'a göre dava yanlışlıkla açıldı
    9. Tarihçi Yılmaz Öztuna vefat etti
    10. Derin savaş
  • Diğer

    1. Davutoğlu: Suriye'ye herkes seyirci kalsa bile biz kalmayacağız
    2. Çay tansiyonu düşürüyor
    3. Türkiye güneş enerjisinden 96 milyon dolar tasarruf sağlıyor
    4. YURTKUR'dan senetlere için ek süre
    5. Yıldırım: TCK değişti, uygulamalar şaşırtıyor
    6. Okullarda ceza değil, idarenin haberdar olması engelliyor
    7. 40 ayrı adrese şafak operasyonu!
    8. Kar nedeniyle İDO seferleri iptal oldu
    9. Yunanistan acı ilacı içmek üzere
    10. 2011'de 10 bin 822 milyoner daha
  • Çok Okunanlar

    1. Gün ortasında camileri yaktılar
    2. Fidan'ı kim harcamak istiyor ?
    3. “AKP’nin dindar nesli böyledir!”
    4. Tezkereyle mi dönecek?
    5. Fatih'in karadan yürüttüğü gemilerin belgesi bulundu
    6. BÇG'yi de görün
    7. Mersin'de muhteşem Milli Gazete gecesi
    8. Bir ülkenin başbakanı, emperyalist proje içerisinde yer alabilir mi?
    9. Derin savaş
    10. "Erbakan'ın etkisi hiç bitmeyecek"
  • Çok Yorumlanan

    1. Fidan'ı kim harcamak istiyor ?
    2. Haniye İran'a gidiyor
    3. İstifa eden başkana tutuklama
    4. Uluslararası Af Örgütü endişeli
    5. Sinemanın Ankara'sı
    6. Humus'ta kan durmuyor
    7. Sahabe sadece inandık demekle yetinmemişti...
    8. Polonya'da 62 ölü var!
    9. İsrail'le sımsıkı biçimde birlikte çalışacağız
    10. Hamas ve El Fetih anlaştı; hükümeti Abbas kuracak
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Haberler | Bisiklet Mağazası | Bebek Mağazası | ticaretmerkezi.com.tr | Kombi | Bebek Ürünleri

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek