milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

28 MAY 2012 PZT
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • YA ALLAH!
  • KRAMPLARI ÇÖZÜCÜ,TESKİN EDİCİ,(ÇANOTU)
  • YENİ BİR DÜZEN KURMANIN VAKTİ GELDİ
  • MÜSLÜMAN GENÇLER İSTANBUL'DA BULUŞTU
  • FETİH NAMAZI
  • FETHİMİZ MÜBAREK OLSUN!
  • FETHİN ERLERİ HOCASIYLA BULUŞTU
  • MİLLİ GÖRÜŞ BARIŞIN DİLİDİR
  • İSTANBUL, İSLAM DÜNYASININ LİDERLERİNE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK
  • BU OLACAK AYASOFYA!

Dil mi? İlim mi?

18 ARALIK 2011
PAZ 03:50

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Günümüz müslümanları, 19 ve 20. yüzyıllarda olduğu gibi hâlâ "Batı merkezci" bir anlayışla hayatlarını tanzim ve idame ettirmeye devam etmektedirler. Bilim ve siyasetin yanı sıra "şahsiyet ahlâkı"ndan da mahrum bir vaziyette, varlıklarını Batı'ya endekslemek ve eklemlemekten hâlâ kurtulabilmiş değillerdir.

Bilim, sanat, din, siyaset gibi alanların mevcut hallerini bilmeden hareket etmek; günümüzde olduğu gibi zemini sağlam olmayan yerlere bina yapmaya benzemektedir. Oysa önce kendini bilen, omurgası sağlam "şahsiyet ahlâkı" sahibi insanlar olacak ki, yapılan binaların "zemin"i de sağlam olsun.

Günümüzde siyaset, sanat, bilim, din alanlarında öncelenen haliyle, sadece "dil bilmek"le bilim adamı, sanatçı, din bilgini veya siyasetçi olunamayacağının bilinmesi şarttır. Bugün hem müslüman hem de Batılı bilim adamlarının, İslâm bilim ve düşünce tarihini anlama ve ortaya koyma yönünde sergiledikleri beceriksizliklerin sebeplerinin başında söz konusu omurgasızlık yatmaktadır.

Günümüzün "bilim adamı kılıklı akademisyenler"i, İslâm bilim ve düşünce tarihini kendi kaynaklarına, kendi ortamına gidip araştırıp incelemek yerine, Batılı bilim adamlarının ortaya koyduklarını "öğrenmek"ye çalışmaktan kurtulabilmiş değillerdir. Oysa Batılılar'ın kendilerine yabancı olan bir kültürü, medeniyeti "gönül gözü" olmadan el yordamıyla araştırıp ne kadar ortaya koyabildilerse onunla yetinmek kadar ayıp bir şey olamaz.

Bir medeniyet ve kültür kendi dinamikleriyle ayakta durabilir. İslâm medeniyetinin gelişim safhasını kaldığı yerden yakalayıp emin adımlarla ilerletilmesi, kopyacılıktan veya ikincil kaynakları kullanmaktan çok daha iyidir. Bu da kendi dilini bilmeden kendi kültürünü anlamak nasıl mümkün değilse, sadece Batılı bir dille "adam olmak", "bilim adamı olmak" da mümkün olmasa gerek!

"Dil bilmek", günümüzde özellikle de İngilizce'yi bilmek, sadece o dilin kelimelerini doğru telaffuz etmek değildir; çünkü dil bir "medeniyet"tir, başlı başına bir kültürdür. Bu yüzden bir insanın konuştuğu dile, "ana dili" denmiştir. Dil bilmenin ayrıcalığı "dilin medeniyeti"ni anlamak ve oradan öğrendiklerini ayrıştırarak "kendine özgü" kılabilmektir. Teoriyi geçip pratiğin sahibi olmak gerekiyor. Oysa "biz olmak", "biz"i bilmekten geçmektedir.

Günümüz akademisyenleri "kolaycılığı" tercih ettikleri için, "sömürgeciler"in biçimlendirdiği zihniyetin tasallutundan bir türlü kurtulabilmiş değillerdir. Bilim ve teknoloji tarihini araştırmanın temel şartlarından biri, öncelikle ilgili alanın mevcut halini bilmektir; bunları bilmeyen bir araştırmacının sadece İngilizce'yi bilmesine dayanarak o alanın tarihinin incelenemeyeceğini bilmek gerekir.

Yarım bütün değildir.

Bilginin "tamlaşabilmesi" için unsurlarının bir araya gelip "bütünleşme"si gerekir. Yarım olan ve yarım kalan her şey, "bütün"ün oluşmasının en büyük engelidir. Dil, kültürle (ilimle) bütünleşmediği sürece tek başına bir şey ifade etmiyor. İlim aynı zamanda "tefekkür"dür. Tefekkürsüz ilim olmaz, olmadığı gibi. Dilin tefekkürî boyutlarda işlevselleşebilmesi için de, bilimsel ve sanatsal nosyonun kişinin kazanımları açısından devrede olması şarttır.

Bir kişide öncelikle aranan "dil mi, ilim mi" ikilemi, ülkemizde sürekli yaşanan bir olgudur. Oysa dil ve ilim tefekkürle yoğrulması lâzımdır. "Nakkallik" ilim olmasa gerek, adı üstünde "nakledicilik!" Özellikle de Batı medeniyeti süblime edildiği sürece, " yabancı dil"in hep önde olduğu veya olacağı tartışma götürmez bir ayrıcalığa ve önceliğe sahip görünmektedir.

Kuşkusuz burada Batı dili veya yabancı bir dil bilmenin önemini hafife almak şeklinde bir niyetim olmadığı gibi böyle bir garabeti de savunmuyorum. Dil bilmenin, dil biliyor olmanın, dili işlevsel hale getirmenin fevkalâde önemli olduğunu söylemek istiyorum. Benim burada olması gerektiğini ifade etmeye çalıştığım husus, "ilimsiz, tefekkürsüz dil"in öne geçirilmesi ve öncelenmesi meselesidir; dil bilindiği zaman "ilmî yeterlilik"in ve "tefekkür"ün aranmamış olmasıdır.

Özellikle de Amerika veya Batı ülkelerinin herhangi bir üniversitesinden "icâzet" alan bir kimsenin, ilmine, irfanına hatta Türkçe'sine dahi bakılmadan baş tacı edilmesinin bilime, topluma, toplumun değerlerine, hâsılı bilim ahlâkına haksızlık olduğunu söylemeye çalışıyorum.

Meselâ Osmanlı'dan Cumhuriyet dönemine intikal ederken kaleme alının ve Cumhuriyet döneminin şaheseri olarak görülen ve dinî ilimlerden tefsir sahasının en önemli müracaat kitabı olan Hak Dini Kur'an Dili adlı eserin müellifi merhum M. Hamdi Yazır söz konusu eserin girişinde ilmini, irfanını ve "dil"ini yurt dışına çıkmadan öğrendiğini iftiharla belirtir.

Tarih boyunca sömürge hayatı yaşamamış inancının gereği olarak "hürriyet"i şiar edinmiş bir milletin yaşadığı topraklarda, Batı'yı öykünerek ilimde, sanatta, dinde sömürge hayatı yaşamanın bir zül olduğunu haykırmak istiyorum. Düşünebiliyor musunuz, üniversitenizde kendi tarihinizi, edebiyatınızı, sosyolojinizi, hâsılı mânevî dinamiklerinizi oluşturan "kültürünüzü" kendi öğrencilerinize "yabancı dil" ile okutmayı, öğretmeyi ilim kabul edeceksiniz. Bunun hangi mantıkla, hangi ilmî kriterle, hangi şahsiyet ahlâkı ile açıklanabileceğini sorgulamak istiyorum.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 18.12.2011 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: dil, ilim, bilim,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

yazar resmi yok

Dr. İhsan Alperen

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Necip Fazıl ve sigara
    2. İntikam
    3. Şehir tiyatroları üzerinden oynanan "tiyatro" ve "su"yun devrimi
    4. "Muhafazakâr"a bak!
    5. Düğün konuşmaları!
    6. Mazlumların gözyaşlarını Terkos suyu mu sandınız?
    7. Tuzak var!
    8. Vedalar geldi aklıma!
    9. Dershaneler
    10. Türkân Saylan adı
    1. Sömestr tatili, dinlenmek ve hobiler geliştirmek için büyük bir fırsat
    2. Aristokrat olunur mu?
    3. İkna Yöntemleri: “Zor kullanmak , para ile satın almak ve inandırmak”
    4. Şehvet kuyusu
    5. Dogma
    6. “Sıralardaki Heyecan”dan
    7. İlâhiyat Fakültesi Camii’nde bayram namazı
    8. Din ve hayat
    9. Kim anlar bizim halimizden?
    10. 'Eyvah! O da mı kötü yola düştü?'
    1. Yürüyüşüm değişti
    2. Bir müdür tanıdım!
    3. 'Eyvah! O da mı kötü yola düştü?'
    4. Evet mi hayır mı?
    5. İlâhiyatçı akademisyenlerin din sunumu
    6. Hangi mezheptensiniz?
    7. Millî Eğitim’in bayramda öğretmenevi zulmü...
    8. Din Adamı mı?
    9. Gücüme gidiyor!
    10. İkna Yöntemleri: “Zor kullanmak , para ile satın almak ve inandırmak”
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Ya Allah!
    2. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    3. Müslüman gençler İstanbul'da buluştu
    4. Yargı sürecini beklememiz lâzım
    5. Kur'an'la hayat bulan bir nesle doğru
    6. Kur'an'a hizmet en büyük şereftir
    7. Şırnak'ta bir üsteğmen şehit düştü
    8. Din kültürü dersleri ilahiyat fakültelerine devredildi
    9. Doktora kılıçla saldıran zanlı gözaltında
    10. Fetih namazı
  • Diğer

    1. Vücutta kene yoksa bile KKKA belirtilerine dikkat
    2. Hac kuraları yarın çekilecek
    3. "Mevsim normalleri" şeftaliye yaradı
    4. Dünya İslam Alimleri Birliği, katliamı kınayan bildiri yayımladı
    5. ABD'li öğretmen Müslümanlığı seçti
    6. "Engelli doğurdu" diye terk edilen kadına, polis sahip çıktı
    7. Türkiye'nin Gül Bahçesi'nde hasat mevsimi
    8. Hula katliamının tanıkları, yaşadıkları dehşeti anlattı
    9. "Kürtaj, bir insanlık suçudur"
    10. Eski elektronik eşyalar geri kazanılacak
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Ya Allah!
    6. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    7. İktidarda figüran çatlağı
    8. Şok Detay
    9. Yasa geri çekilsin
    10. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
  • Çok Yorumlanan

    1. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    2. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    3. Zile Kalesi restore ediliyor
    4. Mısır seçimleri Filistin'i etkileyecek
    5. Sezaryenle doğanlarda obezite riski daha fazla
    6. Gençlerde çatışma
    7. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    8. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    9. İlk çeyrekte yarım puan büyüdü
    10. 30 bin kişi çıkaracak, 3.5 milyar dolar tasarruf edecek
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek