İster devlet yönetin, ister şirket ya da dernek, vakıf veya üniversite, artık şu gerçeğe göre hareket etmek zorundasınız; çağımız dijital bir çağdır ve her ne iş yapıyorsanız yapın başarılı olmak için bu dijital çağın kurallarına göre hareket etmek, bu çağın imkan ve fırsatlarından yararlanmak zorundasınız.
Dijital çağ, ileri teknoloji ile birlikte kendi toplumunu, cemaatini de oluşturdu. Özellikle yeni yetişen nesiller dijital çağa çok çabuk ayak uydurdular. Dijital çağın aletlerini, iletişim yol ve yöntemlerini kullanıyorlar.
Hiç kimsenin dijital çağa seyirci kalma gibi bir lüksü yok; hele hele devlet yöneticilerinin, siyasetçilerin, topluma önderlik/liderlik yapan kişilerin, kurumların dijital çağın gereklerine göre hareket etmeme şansları hiç yok.
Aksi takdirde yönettikleri toplumun, önderliğini yaptıkları topluluğun gerisinde kalırlar, birbirlerini anlamakta zorlanırlar; bir süre sonra da aradaki iletişim iyice zayıflar, ortaya çatışma ve kaos çıkar.
Dijital çağın çok önemli iki unsuru var: Biri insan, diğeri de teknoloji.
Kaliteli, yetişmiş, entelektüel birikime sahip, yetenekli, becerikli insan kaynağı; ülkeler, şirketler, kurumlar için dijital çağın vazgeçilmez unsurlarından bir tanesi. İnsan önemli çünkü dijital çağı yönetecek akıl, fikir, düşünce ve strateji insan kaynağında saklı.
Tek başına insan kaynağı ise dijital çağda yetersiz; eğer ileri teknolojiye sahip değilseniz, yüksek bilgi teknolojilerini üretip yönetemiyorsanız, bu çağda topallıyorsunuz.
Her iki bacağın da yere sağlam basması için insanı ve teknolojiyi yönetebiliyor olmanız şart. Her ikisine de birden sahip olmak ve eşgüdüm halinde, birbiriyle uyum içinde bu iki önemli unsuru bir arada yönetebilmek, başarının da sırrı aynı zamanda...
Dijital çağda nasıl başarılı olunacağının günümüzde en yakın örneklerinden biri Amerikan Başkanı Obama. Seçim kampanyasını dijital çağın gereklerine göre dizayn eden, bu çağın iletişim araç ve yöntemlerini kullanan Obama ile ekibi, Bush yönetiminin Amerikan halkını küresel terörle korkutmasına rağmen, ikna etmeyi başardı.
Obama'nın seçim kampanyasını yöneten ekibin başındaki isim David Plouffe'ın şu saptaması ilginç: "Obama iyi bir iletişimci ama internet olmasaydı başkan seçilemezdi."
Obama'nın seçim kampanyasında uyguladığı dijital strateji ile siyaset alanında öne çıkan David Plouffe, Obama'nın kampanyasında başarılı olmalarının nedenini teknolojiyi ve insanı iyi kullanmalarına bağlıyor:
"Amerika'da özellikle gençler artık televizyon ve gazeteleri takip etmek yerine, tüm bilgilere internet ve mobil araçları ile ulaşmayı tercih ediyor. Biz de kampanyamızı bunun üzerine kurduk. Obama'nın seçim kampanyası çok sıra dışıydı. Kimse kazanacağını düşünmüyordu. Ama biz teknolojiyi ve insanları kullanarak bir kampanya yürüttük. İnsanlara telefonlarla, e-postalarla, mobil cihazlarından ve videolar göndererek ulaştık. Onların güvenlerini kazandık ve bizi desteklemelerinin bizim için ne kadar önemli olduğunu onlara hissettirdik. Teknolojiyi kullanarak insanların evlerine kadar girdik ve internet üzerinden 500 milyon dolar topladık. Bunlar olmasaydı başarılı olamazdık..."
Peki Türkiye dijital çağın neresinde?
Devleti yönetenler, halkını anlamak, gençlerine ulaşmak, istek ve taleplerini değerlendirmek için dijital çağa nasıl uyum sağlamayı düşünüyorlar?
Ya dış politikada, dijital çağın gerekleri ne kadar yapılabiliyor?
İsveç parlamentosundaki Türk milletvekillerinin sözde soykırım iddialarını savunması utancından kim ne kadar sorumlu acaba? İsveç'deki büyükelçimiz bu milletvekilleri ile ne kadar ilgilenmiş, hangi lobicilik çalışmasını yapmış, hangi iletişim stratejilerini uygulamış; Dışişleri Bakanlığı nasıl bir yol haritası ile soruna yaklaşmış, elindeki tüm imkanları sonuna kadar kullanmayı becerebilmiş mi acaba?
Yurtdışındaki kendi milletvekillerini ikna etmeyi başaramayan bir ülke imajı ile dış politika konularında etkinlik sağlamak, hakem rolü üstlenmek, bölgesel işbirliklerine öncülük etmek bundan sonra hem kolay, hem de inandırıcı olmasa gerek...
Beylik lafları, kasım kasım kasılmayı, hayeller peşinde koşmayı bırakıp yeni çağın fenomenleri olan insan ve teknolojiyi etkin şekilde kullanmayı öğrenmemiz şart.
Yoksa değil ülke, kendi işimizi bile yönetemeyiz.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



