milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

28 MAY 2012 PZT
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • YA ALLAH!
  • KRAMPLARI ÇÖZÜCÜ,TESKİN EDİCİ,(ÇANOTU)
  • YENİ BİR DÜZEN KURMANIN VAKTİ GELDİ
  • MÜSLÜMAN GENÇLER İSTANBUL'DA BULUŞTU
  • FETİH NAMAZI
  • FETHİMİZ MÜBAREK OLSUN!
  • FETHİN ERLERİ HOCASIYLA BULUŞTU
  • MİLLİ GÖRÜŞ BARIŞIN DİLİDİR
  • İSTANBUL, İSLAM DÜNYASININ LİDERLERİNE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK
  • BU OLACAK AYASOFYA!

Dicle – Fırat sularında tehlike kapıya dayandı

03 ARALIK 2009
PER 03:20

[-] Normal [+]
  • Dünya
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Bazen olaylarda öyle gelişmeler olur ki bunlar "tehlike çanları çalıyor" şeklinde ifade edilir. Bazı olaylarda ise bu cümle bile yetersiz kalabilir. İşte, bu günlerde öyle gelişmeler mevcut ki bunların topluma anlatılabilmesi için artık "çanların çalması" yetmiyor, "tehlike toplarının atılması" gerekiyor. GAP bölgesinin durumu ve Dicle-Fırat sularının durumu tam bu tarife uyan bir konuma girmiş bulunuyor.

Aralık ayınını ilk gününde Türkiye gündemine düşen Brüksel mihraklı AB konulu haber tam bu tip bir olayı gözler önüne sermiş bulundu. Haber şöyle:" Türkiye, AB müzakerelerinde "Çevre" başlığının açılması karşılığında, Fırat ve Dicle havzasını ortak yönetmeyi müzakere etme konusunu kapanış kriteri olarak kabul etti."

Yani kısacası 6 Ekim 2004 tarihinde AB Türkiye ilerleme raporu içine yerleştirilen ve o zaman bazı kesimlerden büyük tepki alan ama, halkın çoğundan gizlenen bu durum, beş sene sessizce bekletildikten sonra tekrar gündeme gelmiştir.  Hem de sanki Türkiye'ye bir lütuf yapılıyormuş havası içinde, 10-11 Aralıkta gerçekleşecek olan AB zirve toplantısında bu konu, yukarıda belirtilen şartlar altında tartışmaya konulacağı Brüksel'de açıklanmış bulunmaktadır.

Acil sorular ve cevaplar:

AB müzakerelerine belli bir müzakere çerçevesi içinde başlanılmamış mıydı? Evet, başlanmıştı ve verilen tüm güvencelere rağmen kısa bir süre sonra çeşitli istekleri yerine getirilmediği için Yunanistan ve en çok da Kıbrıs Rum Kesimi "veto"sunu kullanarak müzakerelerin belli maddelerinin askıya alınmasına sebep olmuştu.

Rumlar AB'ye alınırken, ikide bir huysuzluk yapmayacaklarını, sürekli muhalefetle herkesi bıktırmayacaklarını ve Yunanistan ile birlikte AB'de şantaj yolu ile sürekli isteklerde bulunmayacaklarına söz vermemişler miydi? Evet, fakat içeri girip, üyelik tasdik olunduktan sonra sözlerinden vaz geçmişlerdi. AB hiç birşey yapamamıştı

2005'ten bu yana en az 11 fasıl açılmış olup, bunların 8 tanesi Rum, Yunan ve Fransızların isteği ile askıya alınmamış mıydı? Evet, onların istekleri yapılmazsa hiç bir ilerlemeye izin vermiyeceklerini belirtmişlerdi.

Rumlar neden "kapris yapıyor?" Çünkü, Türk deniz ve hava limanlarının kendilerine açılmasını ve Doğudan gelen petrolleri taşıyacak tankerlerini ta Iskenderuna kadar getirip dayatabilmek için.

Türkiye kendini köşeye sıkıştırdı mı? Evet, çünkü beklemesi icap eden bir durumda, TBMM'ye sormadan, kimseye danışmadan ve hatta halktan gizli olarak 2006 da Brüksülde Ankara Ek Protokolü'nü imzaladı da ondan. (o zamanın Dış İşleri Bakanı Sn. Gül'ün döneminde)

Şimdi normal olarak açılması icap eden fasıllardan biri olan "çevre" faslı, Türkiyeden bir talep karşılığı açılacak, bu normal bir olay mıdır? HAYIR ! Burada resmen Türkiye'ye şantaj uygulanmaktadır.

2004 raporunda bu GAP suları idaresine ortak olma konusu yazılmış mıydı? EVET ! Hiç bir mantıki veya hukuki tabanı ve gerekçesi olmamasına rağmen AB bunu yazmıştı. Türk Hükümeti olayı hiçbir zaman tam ve sert bir şekilde protesto etmemişti. Olay boşlukta ve çevapsız bırakılmıştı.

Raporun tamamı tercüme edilmiş miydi? HAYIR. Bu 273 sayfalık rapor yıllarca doğru ve tam bir şekilde Türkçe'ye çevrilip, milletvekillerinin ve diğer yetkililerin önüne konmadığı için, 2009 yılına gelindiğinde Türkiye böyle bir  "oldu-bitti" ile karşı karşıya kalmıştır. Haklı olduğu bir konuda haksız noktadan ve eli çok zayıf olarak müzakerelere girmeye zorlanmaktadır.

Tehlike topunu atma zamanı geldi:

Yabancılar, Türkiye'yi fazlası ile övmeye başladılar mı, dikkat! Mutlaka bir tehlike yaklaşmaktadır. Son aylarda pek iltifatkar olmaya başlayan AB'nin bizzat yaptığı hareketler izlenecek olursa, bunların söylemlerle tam zıt bir istikamette olduğu rahatça görülebilir.

AB müzakerecileri Türkiyede oldukça sık değiştiğinden ve nedense AB müzakerelerinin işleyişi tam olarak ciddiye alınmadığı ve tam anlaşılamadığından olsa gerek, bu toplantılarda verilen tavizler veya tartışmaya açılan konular ve şartlar Türkiye'nin varlığını, bütünlüğünü ve güvenliğini tehdit eder duruma gelmiş bulunmaktadır.

Burada yapılan hataların kalıcı hatalar olduğu acaba anlaşılamamış mıdır? Yoksa, AB'nin hala eski "Sevr kafası ile" sürekli Türkiye'den bir şeyler kopartmak ve "Türkiye'yi yola getirmek" havasında olduğu anlaşılamamış mıdır?

Tümü ile Türk parası ve Türk mühendis ve ustaları tarafından yapılan 22 baraj ve GAP projesinin tümü bugün tehdit altındadır. AB, açıkça bu suları kontrolde hakkının olması gerektiğini savunmaktadır. Türkiyeden hiç bir ses "NEDEN?" diye sormamaktadır.

AB sanki Türkiye'ye bir lütuf yapıyormuşcasına bu konuyu tartışma imtiyazını talep etmektedir! Nedense de Türkiye, bu konu neden AB'nin hakkı olsun veya neden AB, "İsrail ve komşularının eşit su hakkının korunması" konusunda kendisini sorumlu hissetsin? Veya neden bu Türkiye'nin AB'ye üye olma çabaları arasına yerleştirilsin? Diye sormamaktadır.

Sular, Türkiye'nin,barajlar ve sulama sistemleri, Türkiyenin ama buradan gelen zenginliğin PAYLAŞIM VE KONTROL EDİLMESİNİ isteyenler, Avrupalılar ve onların destek olduğu diğer gruplar.

Su denince mutlaka işin içine Israil giriyor ve bu sefer AB'yi arkasına alarak Türk sularından hak talep edecek bir konumu oluşturmaya çalışıyor.

Herkes bir şey talep edebilir ama, Türk insanına ve idarecisine düşen şey, herşeyden önce Türkiye'nin çıkarlarını, stratejik kazançlarını, bütünlüğünü ve güvenliğini düşünmektir. Eğer, "Çevre" faslı, bu kapanış şartı ile başlatılacak ise, daha açılmadan kapatılması  çok  daha isabetli olur.

Türkiye tüm barajları, sulama sistemlerini  hiç bir yardım, destek veya kredi olmadan kendi güçü ve gayreti ile yapmıştır.

Türkiye zaten Suriye ve Irak ile bir su rejimine sahiptir ve her yıl bu hava durumuna ve ihtiyaçlara göre ayarlanmaktadır.

Türkiye zaten İsrail'e su vereceğini söylemiştir. Satış konuşmaları yapılmış ama İsrail istenilen fiyatı kırmaya çalışmıştır. Boru ile yollama hazırlıkları yapılmaktadır. pazarlıklar devam etmektedir.

O halde İsrail'in dolaylı yollardan giderek, AB ülkelerini arkasına alarak, adeta Türk sularında "tabii bir hak" iddia ederek bunu gerçekleşitirmeye çalışması hiç de uygun olmayan bir siyasi davaranıştır.

Ama asıl soru, Türk yöneticilerinin neden herşeye, peki deyip, olayların arka perdesini ve daha önceki gelişmeleri incelemeden  gözü kapalı müzakerelere razı olmalarıdır.

O ZAMAN TEHLİKE TOPLARI HEMEN  ATILMALIDIR!!

Yoksa, burada atlanılan husus başka mıdır? Belki de kimse bilmeden veya "hata" ile bir şey yapmamaktadır. Belki bütün bunlar( tavizler, rıza göstermeler, alttan almalar) bilerek yapılan olaylardır. Belki verilen başka sözlerin karşılığıdır. Belki, hissedilen bir mecburiyettir de bunu  halk bilmemektedir.

O ZAMAN DA BUNLARIN NELER OLDUĞUNU BİLMEK HERKESİN HAKKIDIR.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Dünya bölümü’nde 03.12.2009 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: israil, dicle, fırat, ab, türkiye, rum,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Prof. Dr. Oya Akgönenç

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Jandarmalığa hayır: NATO, Afganistan ve Türkiye
    2. Avrupa'nın ekonomik ve siyasi krizinin yeni yüzü
    3. Avrupa'da seçimler ve değişimler
    4. NATO'daki tehlikeli gelişmeler
    5. Bu kadar Ermeni nereden çıktı?..
    6. İstanbul'da barış, Kabil'de ise savaş adımları
    7. Türkiye, Suriye'ye müdahale edecek mi?
    8. Sömürgeci taktiklerinin adı strateji mi oldu?
    9. Suriye'de ölüm yarışı
    10. Cive Pakistan... Daha nice yıllara!
    1. Cendere daralıp, sıkıntılar artarken...
    2. Avrupa'da İslam Korkusu ve Irkçılık
    3. Amerika ve İran arasında oynanan satranç oyunu
    4. Lübnan’daki gelişmeler; Ortadoğu’da domino etkisi
    5. Dicle – Fırat sularında tehlike kapıya dayandı
    6. Avrupa’yı anlamak ve mesajlarını doğru okumak gerekir
    7. Sirtaki ya da Ege Zeybeği diplomasisi
    8. Türkiye’deki garip gidişata dur diyecek yok mu?
    9. Pamuk ipliğine bağlı ilişkiler
    10. İşin biraz da eğlenceli tarafına bakalım
    1. “Gazze ablukasını” hemen kaldırın veya kırın!
    2. Azerbaycan, Ermenistan ve Türkiye
    3. Mayın temizleme işinde durum ‘toz-duman’ -1-
    4. Ortadoğu’da barış çok zor
    5. ‘Ermeni açılımı’nda cevap bekleyen sorular
    6. Kıbrıs’ta yeni politik oyunlar
    7. “Çok yaşa Gazze”! Zafer yakındır!! -1-
    8. Suriye'de zulüm durmalı Beşşar Esad gitmelidir
    9. Değişim rüzgarları: Haniye'nin Türkiye ziyareti
    10. ABD’nin stratejisi değişirken, Türkiye’nin tercihleri
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Dünya

    1. Dünya İslam Alimleri Birliği, katliamı kınayan bildiri yayımladı
    2. ABD'li öğretmen Müslümanlığı seçti
    3. Hula katliamının tanıkları, yaşadıkları dehşeti anlattı
    4. Avustralya Dışişleri Bakanı: Suriye'deki katliam acımasız ve alçakça
    5. Müslüman Kardeşler: Esed rejimi, zulümde Cengiz Han'ı geçti
    6. Türk aileye çocuklarının cesedi 620 gündür verilmiyor
    7. Hindistan'da zincirleme trafik kazası: 27 ölü
    8. Suriye'deki olayların bilançosu 13.004 ölü
    9. Esed güçleri Hama'yı bombalıyor: 50 ölü
    10. ABD insansız hava araçları Pakistan'ı vurdu: 8 ölü
  • Diğer

    1. Vücutta kene yoksa bile KKKA belirtilerine dikkat
    2. Hac kuraları yarın çekilecek
    3. "Mevsim normalleri" şeftaliye yaradı
    4. "Engelli doğurdu" diye terk edilen kadına, polis sahip çıktı
    5. Türkiye'nin Gül Bahçesi'nde hasat mevsimi
    6. "Kürtaj, bir insanlık suçudur"
    7. Eski elektronik eşyalar geri kazanılacak
    8. Hayatını "ölen eşinden hatıra" 200 kiloluk oğluna adadı
    9. YÖK: "Üniversiteye girişte, yıl içinde birden fazla sınav yapılsın"
    10. “Hatalı sünnet fonksiyonel bozukluklara sebep olur”
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Ya Allah!
    6. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    7. İktidarda figüran çatlağı
    8. Şok Detay
    9. Yasa geri çekilsin
    10. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
  • Çok Yorumlanan

    1. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    2. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    3. Zile Kalesi restore ediliyor
    4. Mısır seçimleri Filistin'i etkileyecek
    5. Sezaryenle doğanlarda obezite riski daha fazla
    6. Gençlerde çatışma
    7. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    8. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    9. İlk çeyrekte yarım puan büyüdü
    10. 30 bin kişi çıkaracak, 3.5 milyar dolar tasarruf edecek
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek