Yazıyı yazarken (26 Mart, saat: 11.50) düşen helikopterin yeri bile hâlâ belirlenememiş bulunuyor. Kullanılan teknolojinin, bir an için yeterli olmadığını varsayalım. Çağlayancerit ilçesine gitmedim. Ama konumu hakkında belli bir bilgim de var. Teknolojiye başvurulmamış olsa bile tahmin edilen kaza mahalline, Sulu Tarla, Karagöl güzergâhından gidilebileceğini sanıyorum. İkinci olarak Çardak-Elbistan-Nurhak tarafından, üçüncü olarak Pazarcık-Gölbaşı yönünden gidilebilir. Muhakkak buralarda köyler de vardır. Eğer iyi bir organizasyon yapılabilmiş olunsaydı üç-beş, bilemedin yedi-sekiz saat içinde insan gücüyle helikopterin enkazı olmasa bile, kaza yerinin belirlenmesi mümkün olabilirdi. Burada ahkam kesmiyorum, olay karşısında sergilenen, kelimenin tam anlamıyla derbederliğe dikkat çekmek istiyorum.
Sözkonusu ettiğim olay, BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarını taşıyan helikopterin kazasıdır. Önceki gün, 25 Mart, saat 16.00 civarında meydana gelen olay karşısıdna yetkililerin ortaya koydukları düzensizliğin, özensizliğin, vurdumduymazlığın, hatta ciddiyetsizliğin, devletin nasıl mefluç halde bulunduğunu gözlerimize sokuyor olmasıdır. Sadece İhlas Haber Ajansı muhabiri İsmail Güneş ile 112 Acil Servis görevlisinin konuşmasına bakınız ve nasıl bir devlet aygıtıyla karşı karşıya bulunduğunuzu anlayınız! Adı üzerinde "Acil Servis", "vergi dairesi" ya da "tapu kadastro" hizmeti gören bir yer değil.
Kazazede muhabir telefon ediyor. Acil servis görevlisi "mahkeme katibi" gibi künyesini sorguluyor. Çok başvurulan Avrupa'da, Amerika'da, telefonun çaldırılması bile olay yerini, olayın mahiyetini anında tesbit edebiliyor ve üzerine düşen görevi yerine getirebiliyor. Uzatmayayım. Bu tek manzara, durum bile nasıl bir devlet, daha doğrusu nasıl bir yönetişimsizliğin bulunduğunu gözler önüne koymuyor, gözlere sokuyor. Evet GÖZLERE SOKUYOR!
Gerçekçi olmanın tam zamanıdır. Hakikat tarafından saf tutmanın tam vaktidir. Eş, dost, arkadaş, yârân, hatır-gönül belâsını hakikati ketmetmenin, gizleme ve saklamanın, maslahatçılık oynamanın aymazlık, gaflet, hakikatsizlik demek olduğunu idrak etmenin tam anıdır.
Evet, bugünkü iktidar, yozlaşmanın, çürütmenin, çökertmenin, yıkmanın somut örneklerini ortaya koymasıyla adeta biriciktir. İnsanımızı ve toplumumuzu yalana, sanal olana kandırmada üstüne yoktur dense yeridir. Aslında sözün de tükendiği noktadayız: "Nasılsanız öyle yönetilirsiniz!" Vesselâm.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



