Bizim Türkçede kullandığımız "Şûra, İstişare, Müsteşar" kelimeleri aynı kökten olup Arapça'dan bize geçmiştir.
Arapça'da bu kelimenin kökünü balı peteğinden ayırma işlemi için kullanıldığını görüyoruz.
Araplar, balı peteğinden süzdüğünü anlatmak için "Şürtül asele/Balı peteğinden süzdüm" dermiş.
İstişare de sahasında uzman kişilerin bir araya gelerek bilgi, akıl ve tecrübelerini ortaya dökerek ortak bir karar almalarına denir.
Şûra heyetinin "Ortak karar"ı bile tadını arının balından almıştır.
Aile yönetiminden devlet yönetimine kadar herkes bulunduğu yerde "Ben bilirim" havasında uzaklaşıp "Biz" demesini bilmelidir.
Fatiha süresini tek başımıza okumamıza rağmen "İyyake na'büdü ve iyyake nesteıyn/ancak sana kulluk yaparız ve ancak senden yardım isteriz" derken "Biz" diyoruz.
"Biz"liğin en güzel örneği arılardır.
Sevgili Peygamberimiz buyurmuş: "Mü'min arıya benzer....."
Arı, çalışkandır, verilen görevi yapar.
Başkasının işini yapıp yapmadığı onu ilgilendirmez. O, görevini yapar.
Müslüman da aldığı görevi etrafına bakmadan yerine getirir.
Arı, kutupların dışında her yerde yaşar ve üretim yapar.
Diğer hayvanların ormanda yaşayanı, çölde yaşayanı, soğuk yerlerde yaşayanı, sıcak yerlerde yaşayanı vardır ama Arı her yere uyumludur.
Müslüman insan da hapishaneden köşke kadar her yerde Allah'a kulluk görevini yerine getirir ve ameli salih üretir.
Arı, zehirli çiçeklerden bile panzehir üretir ve insanlığın dertlerine deva olacak bal, arı sütü, polen... üretir.
Müslüman da en zararlı işler yapan insanları bile yararlı hale getirir, zalim Ömer'i, Adil Ömer (Allah ondan razı olsun) yapar. Ebu Cehil'den imanlı İkrime'ler çıkmasına sebeb olur.
Arı, insanlar için bal üretirken aynı zamanda bin bir çiçeğin ve meyvelerin aşılanmasını ve meyveye durmasını sağlar.
Müslüman da kendisi, ailesi ve insanlık ailesi için Rabbin çizdiği yoldan ayrılmadan çalışırken aynı zamanda aileler, mahalleler, şehirler ve devletler arasında sınırlara takılmayan seher yelleri gibi eser ve her iyi iş ve sözün bütün gönüllere aşılanmasını sağlar.
Arı, bedeninin küçüklüğüne bakmadan dünyanın en değerli tatlısını üretir ve karşılıksız insanlığa ikramda bulunur.
Müslüman da kendi gücü oranında hem dünyası hem ahireti için çalışırken insanlığın hayrına işler ve sözler sunmalı ki ikramı büyük olsun.
Kur'an-ı Kerim'de her peygamberin "Bu yaptığım peygamberlik görevim karşılığında sizden ücret istemiyorum, benim ücretim alemlerin Rabbindendir" demişler.
Bir insanın Müslüman olmasını sağlamakla bütün dünyanın servetiyle bir gülü satın alınamayacak cennete gitmesine sebep olmuşlardır.
Sevgili Peygamberimiz: "Mü'min, arıya benzer. Arı, temiz ve güzel şeyleri yer, temiz ve güzel yerlere konar, temiz ve güzel şeyler üretir ama konduğu yeri kırmaz ve oranın düzenini bozmaz...." buyurmuş. (Ahmet, Müsnet, 2/199 hadis no 6577, 6872, Abdürrazzak, Müsned, 11/404, hadis 20852, Abdullah bin mübarek, Zühd, hadis 1610, İbni asakir, Tarihu Dımışk, hadis no 4590, Abdullah bin Mübarek, Zühd, hadis no 1610, Hakim, Müstedrek, hadis no 253, Kenz'ül Ummal hadis no 792, Elbani, hadisin Sahih/Sağlam olduğunu söyler)
Hadisin şerhine devam edilecek.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



