Ders, geçmişte yazılmıştır; geçmişi anlatır. Gelecek üstüne önce hayalleri olur insanların; sonra planları, programları... Bu ülkede yıllarca Dışişleri Bakanlığı yapmış Çağlayangil'in Dersim üzerine yazdıklarından ancak şimdi haberdar oluyor bu ülkenin insanları. Geçmişte derslerine çalışmadıkları için değil mi? 1993 yılında vefat etmiş Çağlayangil. Yani yaşadığı yıllarda televizyon kanalları vardı bu ülkede. Neden hiçbirinde bir canlı yayına çıkarılarak Çağlayangil'in yazdıklarının enine boyuna bir sorgulaması yapılmadı? Neden ondan canlı canlı duymadık Dersim'i? Cumhurbaşkanlığı makamına vekalet etmiş birinin anlatacakları/değerlendirmeleri geleceğimizin şekillenmesine bir katkı sağlamaz mı idi?
Kim istemedi bu ülke insanlarının geçmişte olanları öğrenmesini? Şimdi bu tesbiti yapmanın tam zamanıdır. İskilipli Atıf Hoca'nın hayatı ve ölümü gündeme getirildiğinde nasıl da susturulmuştuk? Ailesinden kalanlar bulunarak(!) mutlu olduklarına dair ifadeler yayınlanmıştı medya organlarında.
Son Devrin Din Mazlumları'ndan bizi haberdar etmişti rahmetli üstad Necip Fazıl. Dergisine kulak resmi basmasını ve "Başımdan kulak istiyoruz" demesini "sağır" Sultan'a hakaret sayanların açtığı davaların ötesinde, ne engellemişti/korkutmuştu bizi? Medya mı? Galiba cevabımız evet olacak. Medyanın neyi sakladığı, neyi abarttığı ve neyi yaptırtmak istediği üstüne bu ülkede yaşananlardan misalleri hatırlarsak, daha az dersime çalışmadım Hoca'm! Deme hakkımız olacak sanıyorum.
Domuz gribinden bugün ölenler listesini yayınlıyor hergün medya. Yekünü de gözlerimizin içine sokarak. Acaba neden? Rant ilişkilerinden mi, yoksa bu ülkenin insanlarının sağlığını çok fazla düşündüğünden mi? Ve ne yaptırmak istiyor?
Deprem profesörlerine hergün "felaket geliyor"konuşmasını yaptırmaktan farklı şimdiki durum. 80 ihtilali öncesinde yayınladıkları "Dün ölenler"listelerine daha çok benziyor. Bir farkla: Sağcı ya da solcu oldukları da belirtilirdi anarşiden ölenlerin. Ki yarın öleceklerde dengeleme göz önünde bulundurulsun.
O günlerde ihtilal istiyorlardı, yaptırdılar. Peki şimdi ne istiyorlar, insanımızın grip olmasından ya da aşı yaptırıp, yaptırmamasından?
Sağlık Bakanlığı'nı anlamakta güçlük çekmez miyiz? Bir kurtarıcı gibi sarıldılar çok ölümlere yol açacağı söylenen grip virüsünün icatlarına. Yakalayıcı iddiasıyla üretildiği söylenen termal kameralarla her yanı donatmak bir yana, yirmi milyon aşı peşin, yirmi milyon daha geliyor, kampanyalarının hesabını kim yaptı bu ülkede?
Bu ülkenin eczanelerini, özel ya da kamu hastanelerini, sağlık ocaklarını neden afişlerle donatarak halkını bilgilendirme yolunu seçmedi de medya reklamlarını tercih etti Sağlık Bakanlığı?
Sağlık harcamalarını kısmak için Eczaneleri hedef alan, halkını muayene ücreti baskısıyla çileden çıkaran Sağlık Bakanlığı'nı, bu ülkenin aşı yaptırmayan başbakanı iyi anlamalıdır ki, Dersime çalışmadım, demesin.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



