Geçmişin acı olaylarını deşmenin, bir diğer ifade ile acıları sürekli tazelemenin kimseye bir yararı yoktur. Buna rağmen zaman zaman ister istemez insanlar geçmişte yaşanmış bazı acı olayları dile getirmek zorunda kalırlar. Ya da meramlarını anlatmak için geçmişe atıf da bulunurlar. CHP'li Onur Öymen'in 'Demokratik açılım' görüşmeleri vesilesiyle dile getirdiği Dersim Olayları da bunun bir örneğidir. Ancak, doğru olmayan bir örnek, gereksiz bir vurgu olmuştur Onur Öymen'rin konuşması. Bu yazıdan maksadım Öymen'in konuşması etrafında dolanmak değildir. Sadece Öymen'in CHP'nin geçmişteki tek parti anlayışında takılıp kaldığını, bugüne gelemediğini belirterek konuyu kapatmak istiyorum.
Dersim Olayları nedeniyle Tunceli'yi terk edip Ankara'ya gelmek zorunda kalan bir ailenin ferdi olan, kendisini gerçekten takdir ettiğim, farklı partilerde birlikte belediye meclis üyesi olarak görev yaptığımız dönem zarfında kendisine hep ağabey olarak hitap ettiğim emekli öğretmenle aramızda geçen bir konuşmayı ve kendisine yönelttiğim ancak cevap almadığım bir soruyu dile getirmek istiyorum.
Dürüst, edepli bir insan olan bu ağabey ile bir süre sonra samimiyetimiz ilerleyince bir vesileyle kendisine yönelttiğim soru şuydu:
-Ağabey... Dersim olayları CHP'nin tek başına iktidarda olduğu bir dönemde yaşandı. Bu olaylarda pek çok insan hayatını kaybetti ve kalanlar da acı çekti... Ama buna rağmen sizlerin CHP'li oluşunuzu anlayamıyorum. Şahsen ben sizi kendime yakın hissediyorum ama, sizler bana olmasa da bizlere uzak durmayı tercih ediyorsunuz. Bunun sebebi nedir?
Muhatabım bu sorum üzerine yüzüme şöyle bir bakıp,
-Boş ver., demekle yetinmiş, bende daha fazla kurcalamamıştım. O zaman kurcalamadım ama, soru yıllardan beri zaman zaman aklıma gelir ve kendi kendime cevabını bulmaya çalışırım.
Çünkü, bana göre toplum kesimlerinin birbirini anlamasında, kucaklaşmasında bu sorunun cevabı çok önemlidir. Cevapsız sorular kafalarda çoğaldıkça ne açılım kâr eder ne diyalog adı altında gerçekleştirilmeye çalışılan toplantılar.
Bana göre bir partinin iktidarı döneminde bir şehir ve bölge bombalanmış, insanlar hayatlarını kaybetmiş buna rağmen o şehrin ve bölgenin insanları kendilerini bombalayan partiyi kendilerine yakın buluyorlarsa burada bir terslik var demektir. Onur Öymen'in konuyu yeniden gündeme getirmesi ve getirirken de tasvip eder bir üslup sergilemesi karşısında Tuncelililerin günlerden beri tepki göstermesini anlayabiliyorum. Ancak, yıllardan beri Öymen'in partisi etrafında toplanmalarını ve siyaset yapmalarını anlamakta dün olduğu gibi bugün de zorlanıyorum.
Olayların kendilerine farklı anlatıldığını düşünmek mümkün değil. Bir diğer ifade ile büyükleri bugünkü nesillere Dersim olaylarını anlatırken herhalde "Biz bunu haketmiştik. CHP iktidarı da bizi havadan ve karadan vurdu" dememişlerdir. Bugün Onur Öymen'e tepki gösterirken zaten Dersim olaylarını tasvip etmediklerini, zulme uğradıklarını haykıran insanların sıra siyaset yapmaya gelince yıllar boyu nasıl olup da CHP içinde yer almayı tercih ettiklerinin izahını birilerinin yapması gerekiyor. Aksi halde benim olduğu gibi pek çok kişinin benzer sorusu cevapsız kalmaya devam edecektir.
Çok mu önemli sorunun cevapsız kalışı diye bir soru akla gelebilir...
Bana göre çok önemli... Çünkü, cevabı bulunması gereken soru bir tane değil. Bir demokratik açılım söz konusu ise bu açılımdan istenen sonucun alınabilmesi var olan soruların cevabının doğru olarak verilmesiyle mümkündür. Çünkü. sorunlarına çözüm bulunmak istenen kesimlerin tam ve doğru olarak anlaşılabilmesi cevapsız soruların kalmamasıyla mümkündür. Aksi halde birbirini anlayamamış kesimlerin birtakım açılımlarda bulunmaları sorunlara çözüm bulmalarına katkı sağlamaz.



Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




