Halk arasında, paranoya deyimi, genellikle bir şahsın, çevresindekiler hakkında aşırı şüpheciliğini tanımlamak için kullanılır. Böyle bir kişiye yapılan tavsiyeler, iyi niyetli bile olsa, o kişi tarafından kötü niyetle yapılmış olarak algılanır. Başkalarının kendisi hakkında komplo yaptığı kuruntusuna kapılabilir, kendilerine veya mülklerine karşı bir tehdit olduğu endişesi içine düşer. Bu düşünceler, o şahsa büyük rahatsızlık verir. Çevresindekiler de, bu durumdan rahatsız olur.
Yunanca, (paranous) düpedüz delilik anlamına gelir. Kuruntuların belirgin olduğu şizofreni biçimini için paranoyak şizofreni terimi kullanılır. Bu tanımlamada, kuruntuların hastaya rahatsızlık verip vermediği dikkate alınmaz Yani, hasta, kuruntuları ile uyum içinde olsa bile 2 şekilde paranoyak şizofreni tanısı alabilir. 1- Kişinin, kuruntuları nedeniyle kendisine zarar verecek davranışlarda bulunması veya bulunma tehlikesinin olması; 2- Kişinin, kuruntuları nedeniyle başkalarına zarar verecek davranışlarda bulunması veya bulunma tehlikesinin olması." (Kaynak:İnternet)
Yukarıdaki cümleler işin tıbbi açıklaması. Bense şimdi olayın dini ve sosyal yönünü anlatan ayet ve hadislerden bahsedeceğim. 1400 evvel paranoya ve benzeri hastalıklar bu terimlerle anılmadığı için korunalım diye Rabbimiz ve Peygamberimiz bazı tavsiyelerde bulunmuşlar. Umulur ki ibret alırız, umulur ki sağlıklı yaşarız diye. İşte onlardan bazıları:
"Onların çoğu zandan başka bir şeye uymaz. Şüphesiz zan, haktan hiçbir şeyin yerini tutmaz. Allah onların yapmakta olduklarını pekiyi bilendir." (Yunus 36)
"Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkanızdan çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinizin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun..."(Hucurat 12)
"Halbuki onların bu hususta hiç bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise şüphesiz hakikat bakımından hiçbir şey ifade etmez." (Necm 28)
"Kim kasıtlı veya kasıtsız bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, muhakkak ki, büyük bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmiş olur." (Nisa 112)
"Rasulullah "Kötü zandan sakınınız. Çünkü kötü zan (yersiz suçlama) sözlerin en yalanıdır. Müslümanların ayıplarını, kusurlarını araştırmayın. Birbirinize haset etmeyin. Birbirinize buğz ve düşmanlık edip dargın durmayın. Birbirinizden yüz çevirmeyin. Ey Allahın kulları, Allahın emrettiği gibi kardeş olun. Müslüman Müslüman'ın kardeşidir. Ona zulmetmez. Onu yardımsız bırakmaz. Ona hakaret etmez!" (Ebu Hureyre)
Rasulullah "Olgun Müslüman, elinden ve dilinden diğer Müslümanların salim kaldığı kimsedir..." (Abdullah bin Amr İbnul As)
Peygamber efendimizin 3 defa "Vallahi mümin olmaz" diye tekrarladığını işittim. "Ya Rasulullah, kim Mümin olmaz?" diye sordular. "Şerrinden komşusu emin olmayan kimse" buyurdular. (Ebu Hureyre)
Rasulullah "Koğuculuk yapan cennete giremeyecektir."
Rasulullah'a azap gören iki insan gösterilir de "Bu ikisi, kendilerince büyük olmayan birer günahtan dolayı azap görüyorlar. Biri koğuculuk yapardı..."
Rasulullah "Kim bir Müslüman'a, başkası onu kötülesin diye iftira atarsa, Allah onu kıyamet gününde cehennem köprülerinden birinin üstünde, günahından temizlenip çıkıncaya kadar azap eder."
Rasulullah "Muhakkak ben, güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim" buyurdu. Dünyayı kurtarmadan önce güzel ahlaklı olacaksın! Emredildiğin gibi dosdoğru olacaksın! Önce kendi iç dünyana saadeti getireceksin! Sonra ülkene saadet gelecek!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



