Bugün, dergilerden bahsedeceğiz. Dergilerin Mart sayılarının sayfaları arasında gezineceğiz.
Edebiyat ve Taam İşleri...
Türk Edebiyatı dergisinin 449. sayısı "Edebiyat ve Sofra" özel sayısı niteliğinde. Turgut Kut'la konu bağlamında yapılan mülakat bu çok yönlü kültür adamının manidar düşünceleriyle içli dışlı kılıyor bizi. Bu ilginç muhabbetin dışında, sayıp dökülecek, her birine ayrı ayrı değer verilecek o kadar edebî metin var ki dergide... İnci Enginün'ün kaleme aldığı "Servet-i Fünuncular Yemekte" yazısı, bu edebiyatın yansıması kabul edilen "Mai ve Siyah" romanının giriş bölümünde yer alan sofra anlatımı iktibasıyla süslenmiş... Sadık Kutalmış "Edebî Ziyafetler" başlığı altında edebiyatımızdaki bir geleneğe temas etmiş... Sezai Coşkun "Sofradaki Modernleşmeyi" Abdullah Cevdet'in "Mükemmel Resimli Âdab-ı Muaşeret" kitabı bağlamında açıklamış. Bu yazı, Hüseyin Rahmi'nin Şıpsevdi romanından alınan "Meftun Bey'in Alafranga Sofrası" ile sanki örneklendirilmiş... Yahya Kemal ile Ahmet Haşim'in "Edebiyatımızın İki İştahlısı" olarak mukayese edilmesi, "Refik Halid'in Kaşıkları"nın anlatılması, Tarık Buğra, Peyami Safa, Selim İleri gibi yazarların eserlerindeki yemek kültürü üstünde durulması ve nihayet "Yemek ve Edebiyat" (Deniz Özbeyli) ve "Türk Halk Kültüründe Yemek Destanları" (Nurettin Albayrak) başlıklı araştırma metinleri... Türk Edebiyatı dergisi, sanki okuma iştahımızı artırmak istemiş... (P. K. 2, Sirkeci, İstanbul; tedev@turkedebiyati.com.tr; 0212 5275032)
Eğitim: Mehmet Âkif Özel...
MEB Yayınlar Dairesi'nce yayımlanan Bilim ve Aklın Aydınlığında EĞİTİM dergisi 133. sayısını Mehmet Âkif'e ayırmış. Bu özel sayı, "Fikirleriyle, sanat, edebiyat ve kültür dünyamızı zenginleştiren" Âkif'in, "hayatını, sanatını, düşüncelerini, ideallerini ve edebiyatımızdaki yerini canlı tutmak" amacını taşıyor. Mehmet Âkif'le ilgili değişik yönleri ele alan 30'a yakın makalenin ve birkaç mülakatın yer aldığı dergi, uzun yıllar okunacak bir birikimi içeriyor. Eğitim dergisinin bu nüshası, Âkif üzerine çalışacak olanların işine hayli yarayacak gibi görünüyor. Kuşkusuz, genç nesiller de bu özel sayıdan paylarına düşeni alacaktır. Bu çerçevede, dergideki şahsıma ait "Âkif'ten Gençlere Azim ve Çalışma Düsturu..." başlıklı yazının önemli bir başlangıç metni olacağını söyleyebilirim. (baae@meb.gov.tr; 0312 2128145)
Modernizm Üzerine İki Mülakat...
Nida dergisinin 146. sayısında dikkat çeken pek çok yazı var. İbrahim Sarmış'ın "Din Batıl İnancı Yok Etmezse Batıl İnanç Dini Yok Eder", Ramazan Altıntaş'ın "İbadetlerde Şekil-Mana Bütünlüğü", Abdurrahman Kevâkibî'den tercüme edilen "Diktatörlük, Şan ve Şeref" başlıklı yazılar bunlardan bazıları... Fakat bence Nida'da daha dikkat çeken iki mülakat var: Metin Önal Mengüşoğlu ile "Modernizm, Modernite Üzerine" ve Abdurrahman Arslan ile "Eşya, Teknik ve Modernite Üzerine..." Bu iki mülakat, eğer layıkıyla okunursa, ciddi ve faydalı tartışmalar doğuracağa benziyor. İşbu olası tartışmalara zemin hazırlamak için, birkaç iktibas yapabiliriz. Mengüşoğlu'ndan: "Nedir modernizm; bir canavar mı, masallardan fırlamış ejderha mı, İblis'in ta kendisi mi yoksa?" "Benim asıl tenkidim, hem gelenekçi hem de modernist cepheyedir. Her ikisinin de mü'minlerinin diğerinin her söylediğini bir çırpıda inkâr, kötüleme, yok sayma yoluna gitmeleridir." "Müslümanlar (...) gelenek ve modernite adlı iki cehennem arasında sıkışıp kalmak ve orada helak olmak istemiyorlarsa, kalplerinin akledici fonksiyonunu ortadan kaldırması muhtemel, her türlü müskirata karşı müteyakkız olmalılar. Bunlar da domuz eti yemek, alkol kullanmak ve kumar değildir sadece, aşk teraneleri, mistik hezeyanların tümüdür." Abdurrahman Arslan'dan: "Post-modernite, Müslümanlara; 'ibadet etmeyin' demiyor. Hâlbuki modern dönemde örneğin Kemalist modernleşme ibadetlere engel oluyordu. Şimdi artık Müslümanlar üniversitelerde namaz da kılacaklardır, belki cübbe de giyeceklerdir ama içten de deforme olacaklardır." (nida_dergisi@hotmail.com; 0422 3212187)
Zayıf Bir 'İkinci Yeni' Dosyası...
Kimi dergiler kimliksiz, kişiliksiz yayın yapmaya özel gayret sarfediyor. Ayraç bunlardan mıdır, henüz çözemedik! Bir kitap tanıtım dergisi olması, belki öyle bir görünüm veriyor Ayraç'a. Payımıza yanılmak düşsün istemeyiz! Tam da bu noktada, bu derginin "İkinci Yeni'nin Ne'liği" dosyasıyla karşılaşıyoruz. Zayıf, olabildiğince güdük bir dosya! "Çanakkaleli Melahat"la, Hüseyin Peker'le, M. Devrim Dirlikyapan'ın desteksiz atmalarıyla, "Sindirim Sistemi"yle, vs. İkinci Yeni nasıl açıklanırsa, öyle bir dosya işte! Dergide, Oğuz Öcal dışında konusuna hâkim bir dosya yazarı yok. Maalesef, o da yer yer akademik disiplinden uzak düşüyor; tasnif, sıralama, kompozisyon hak getire... (iletisim@ayracdergi.org; 0212 4930456)
Ayın Şiiri: "Geldi Gel..."
üşüdüm seni sarınıp ısınasım geldi gel
acıktım bakışlarınla doyasım geldi gel
yittim kendimi sende bulasım geldi gel
çıplağım seninle örtünesim geldi gel
yalnızım seninle kalabalıklaşasım geldi gel
bir güvercin göğsüne yaslanasım geldi gel
kanatlarının arasına saklanasım geldi gel
bahar kapısından girip zamanı baharlaştırasım geldi gel
ölümün defterini düresim geldi gel
denizinde serinleyesim nefesinde boğulasım geldi gel
haydi gel
Bir kısmını iktibas ettiğimiz "Geldi Gel" Mürsel Sönmez'e ait bir şiir. Bir Nokta dergisinin 110. sayısında. Tamamını okumak istersiniz umarım. (arslanmurat@turk.net; 0216 3243605)
NOT: Bu hafta sonu inşallah Gaziantep'te olacağız. Sizi de bekleriz: 26 Mart 2011 Cumartesi günü saat 19.30'da Şahinbey Belediyesi Konferans Salonu'nda düzenlenecek olan şiir dinletisinde kitaplarımızı imzalayıp şiirlerimizi sunacağız.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




