Her ay, Türkiye'de çıkarılan edebiyat dergilerinin -büyük oranda- hepsini okuyorum. Bazılarını ben alıyorum, bazılarını dostlarımdan edinip okuyorum. Bazıları ise posta adresime, evime geliyor. Sağ olsun editörler evime gönderme inceliğinde bulunuyor. Bu sebeple bana sorarsanız bir dergi diyelim ki bin adet basılıyor, beşyüz adet satılıyor, ama en az ikibin insan tarafından okunuyor. Öğrenciyken bir dergiyi on arkadaşla okuduğumuzu hatırlıyorum. Şimdiyse bu kadar paylaşımcı değilim açıkçası. Bazı dergileri paylaşırım bazılarını ise hiç kimseye vermem. Kimseye koklatmam. Çünkü ben derginin kokusunu bile içime çekerim. Ben anarşist bir okurum. Su gibi içerim sayfaları. Dergi ve kitap okurken; aynen şiir yazdığım (söylediğim) yani daha önce nasıl yazıyorsunuz sorusuna verdiğim cevaptaki gibi bıçak saplasalar duymam. Yazan insanlara karşı kibrim yok. Beğeni mi? Şiir olsun nesir olsun; kötü olmayınca iyinin, iyi olmayınca da kötünün değeri anlaşılmaz. Bu klasik bir ayrımdır ama her zaman işime yarar/yarıyor. Bilirsiniz; klasik olmak ölmemenin ön şartıdır. Ama bu yeniliğe kapalıyım anlamı taşımıyor. Bilakis yeni olmayı öneriyorum. Yeni olan her şiir ve nesir; bence yenilik barındırmayandan daha önemlidir. Zaten benim için yeni olmak özgün olmak anlamına geliyor. Yenilik bir iddia değil bir var oluştur. Ben Türk şiirinde kendine özgü bir şairsem bu ortaya koyduğum şiirlerimdendir. İddialarım var tabi ki. Takip edenler biliyor. İddialarım şiirlerimin beni götürdüğü yöndür. İddiasız şair olmaz. Olur diyenler şair değildir. Çünkü kendi 'yönü'nü belirleyememiştir. Başkasına özenir, taklit eder. Oysa şair bu dünyada tektir. Her şair biriciktir. Neyse bu konu uzun, daha fazla uzatmayalım. Ben bir metni okurken ona vicdanımın sesiyle yaklaşırım. Kötüyü de okurum; kötünün niye kötü olduğunu tespit etmek amacıyla. Fakat sırf bu amaçla okumam; birçok kişinin burun kıvırdığı bir metinden hiç kimsenin ummayacağı 'yarar' elde ederim. Kaldı ki her yeni imza beni heyecanlandırır/heyecanlandırıyor. Dergi okumak hafızayı canlı tutmaktır. Bir de şu var; bazı şair arkadaşlarımız dergiyi sırf kötülemek için okuyor, okuduğunu söylüyor. Hani bizde eleştiri geleneği (isteyen buna eleştiri kurumu da diyebilir) gelişmediği için eleştiri yapmak çamur atmak anlamına geliyor. Eleştirilen şairin ya da yazarın ürünlerine bir katkı veya yeni bir bakış açısı getirmek için değil de söz konusu yazarı ve şairi 'silmek' için yapılıyor. Sen kimsin ki sileceksin. Sana o hakkı kim verdi. Bazı yazar ve şairler kendisini diktatör zannediyor. Hayır güzel kardeşim sen diktatör filan değilsin. Elinde sevgiye, saygıya değecekse bir kalemin var. Bunu adam gibi kullanırsan ben seni okurum yoksa okumam.
Bu yaşıma kadar hiç dergi çıkarmadım. Ama birlikte dergi çıkarmak için birçok teklif aldım. Ankara'dan, İstanbul'dan ya da başka şehirlerden telefonla arayıp benimle dergi çıkarmak isteyen şair-yazar arkadaşlar oldu. Söz konusu arkadaşlardan benim yaşıtlarım olduğu gibi yaşça benden büyük olanlar da var. Ben hepsini nazik bir şekilde reddettim. Fakat bazı arkadaşlar sonra bana düşman oldular, ortada hiçbir görünür sebep yokken. Bu arkadaşları anlamakta epey zorlandım. Meğer onların düşüncesi 'başka'ymış. Tecrübem bana gösterdi ki bu arkadaşlarla dergi çıkarma teklifini iyi ki kabul etmemişim.
Benim yirmili yaşlarımda dergi projelerim oldu. Ama hayata geçiremedim. Her şairin gönlünde bir dergi çıkarma arzusu yatar; bunu tahmin ediyorum. Yalnız çıkarılan dergi gerçekten dergi olmalıdır. Dergi birilerine haddini bildirmek amacıyla çıkmamalıdır. Had nedir onu göstermelidir. Şiir yayımlanıyorsa şiirle, nesir (her türü için) yayımlanıyorsa nesirle göstermelidir. Ben bir dergiyi her zaman içeriğini ölçü alarak değerlendiririm/değerlendiriyorum. Büyük dergi kurumsal dergi demek değildir benim için. Fakat kurumsal olmayan dergilerde de heyecansızlık hâkim. Bu da sen ben kavgasından kaynaklanıyor. Biri birini koruyup kolluyor biri ötekini genelde arkadaşım diye öne koyuyor, birisi derginin tekdüzeliği için elinden geleni yapıyor. Şiirse şiir, nesirse nesir birörnek metinlerden oluşuyor. Bu da, şiirimizin ve nesrimizin gelişmesini engelleyen bir durumdur bence. Polemik her dönemde olmuştur. Polemiğin seviyesi düştükçe kalıcılığı da düşmüştür.
Ben gerçekten iyi bir dergi okuruyum. Bir dergide önce kendi şiirimi okurum. Bunu nasıl anlarlarsanız anlayın bu böyle. Benim şiirim derginin hangi sayfasında yer alırsa alsın ben önce kendi şiirimi okurum/okuyorum. Benim kendi çıkardığım bir dergi henüz yok. Olur mu? Olabilir tabi. Bakarsınız kurumsal bir dergi çıkarabilirim. Bu yarın da olabilir, beş on yıl sonra da. Nasip. Her şair-yazar dergi okumak zorundadır. Okumuyorsa o kendi sorunu.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



