Bu depremde akılda kalan acı olsa da. Yine ölümler, yaralılar, çadırsızlıklar, soğuklar, evsiz kalanlar; zihinlere kazınsa da.
Her zamanki gibi katil müteahhitler, ucuz malzeme ile yaptıkları evlerde insanların canına kıydı haberleri gelse de.
İhtiyacı olmadığı halde yardımları yağmalayanlar, hayati malzemeleri bire yüz pahalı satan insanlık düşmanları bulunsa da.
Ama bir kişvergüşa gibi sevgi ve kardeşlik cihangirleri de had safhada idi.
O muhteşem kardeşlik; acılarda olduğu gibi, fedakârlıklarda da gözleri yaşarttı.
Birkaç ırkçının "oh olsun" mesajları olsa da.
Milyonlarca kişi, kardeşlerinin başlarına gelen felaket için kolları sıvadı.
Sokaktan çöp ve kâğıt toplayarak ancak ekmek paralarını toplayanlar bile, yardımlar için koşup geldi.
Yollanacak paketler için sokaklardan koli toplama işini üstlendiler.
Marmara depreminde insanlar sanki daha keskin kamplarda idi.
28 Şubatın bunak fırtınası ülkeyi fena bölmüştü.
Bu yüzden enkaza yaklaşmak, yardım etmek isteyen başı örtülü kadınlar azarlanıp, bölgeden uzaklaştırılmışlardı.
Şimdi öyle olmadı.
Adeta kardeşlik gibi bir zümrüdüankanın, ne kadar özlendiği; her kesimce özellikle vurgulandı.
Diyarbakır'da üniversite öğrencisi İstanbullu Deniz, kalkıp hiç bilmediği Van'a gitti.
Eline kazma kürek aldı.
Başındaki örtü ile yanı başındaki askerler ilgilenmediler.
Deniz üç kişinin kurtarılmasını sağladı.
Bütün o ırkçılara, "Van'da da olsa, üzüldük" diyen şovenistlere en güzel cevabı ise bir şehit eşi verdi.
Daha çok yeni şehit olan polis memuru Şaban Kılıçaslan'ın eşi İnci, ismi gibi saf, temiz bir yürek taşıdığını hepimize anlattı.
Çünkü İnci, kapı kapı dolaşıp, Van depremzedeleri için yardım kampanyası başlattı.
Oysa İnci'nin eşi, on gün önce Bitlis'te şehit edilmişti.
Ama gelen şehit haberleri ile birlikte, bazı kişilerde; ülkenin doğusunda yaşayanlar için, dostça olmayan duyguların arttığını gören İnci, bunun yanlış olduğunu vurgulayarak, eşinin Kürtler tarafından değil, terör örgütünce öldürüldüğünü anlatmakta:
"Bu kampanya ile ihtiyaçların karşılanamayacağını biliyorum. Ama önemli olan acısı çok taze bir şehit eşi olarak Kürt kardeşlerimin yanında olduğumu göstermek, manevi destek vermektir."
Kardeşliğe o kadar susamış bu millet, birbirine acımasız rakip olan özel televizyonların ortak programlar yaparak, yardım toplamasını şaşarak izledi.
Vekillerin maaşlarını Van'a bağışlamalarına sevindi.
Acı ortaktı.
Anneler, babalar, evlatlar yitikti.
63 genç öğretmen ölmüştü.
Kırkı kayıptı.
Millet bu büyük felakete karşı ancak, elele vererek güçlü olunacağını biliyordu.
Birlikten kuvvet doğacağını fark ediyordu.
Anlık öfkeleri silip süpürecek dağ gibi kardeşlik yüreklerde duruyordu.
En büyük hazinemiz de buydu aslında.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



