Konu, 'kadınların cuma veya bayram namazına gidip gitmemesi' olunca herkes ağız birliği edebiliyor.
Konu, 'evde kadının mı, yoksa erkeğin mi sözü geçecek' oldu mu hiç çatlak ses çıkmıyor.
Konu, 'kadının çalışması ve maddi özgürlüğünü mutlaka elinde bulundurması gerektiği' üzerinde dönünce cırtım farklı söz duyamıyoruz.
Herkes anlaşmış gibi, aynı sözcüklerle aynı savunmalar yapılıyor.
Sağ, sol, merkez, taşra, gerici(!), ilerici üzerinde ittifak edebiliyor.
Eyyamcı takılan da, misyon sahibi olan da aynı şeyleri söyleyebiliyor.
Ateistinin de, inanç sahibi bilinenin de görüşü üç aşağı beş yukarı aynı.
Arada farklı bir ses, renk belirdi mi 'hurra' üstüne çullanılıyor.
Özellikle bu konuda farklı düşünenlere karşı, ancak 'Orta Çağ Avrupa'sında' görülebilecek şiddette bir tahammülsüzlük ki ancak olur...
Hani sizin fikir özgürlüğünüz?
Hani güzel, cicili demokrasiniz?
Niye çirkefleşiyorsun?
Sizin gibi mi inanmak zorunda herkes?
Mutlak/a sizin gibi öyle mi? Sizin gibi giyinmek, sizin gibi sevmek, yemek içmek, selamlaşmak..
Neyse..
Neler diyor Maraşlı..
Acayip bir konu bu!
Aslında birden çok konu gibi görünen tek bir konu.
En son yazar, eğitimci Sema Maraşlı'nın şiddet görmesine sebep olan konu.
Gözünün üstünde kaşın var demeden, eline kalem geçiren kadın - erkek cümle yazar taifesi tarafından resmen linç edilmek istendi.
Önce Maraşlının söylediklerini özetleyelim:
"Evlilik üzerinde medyanın oyunlarına dikkat etmek gerekir. Kadınlar eğer duygusal bir boşluktaysa ve çok fazla dizi izliyorsa, o dizideki aşklardan ve kadın üstünlüğünden etkileniyorlar. Dizilerdeki kadınlar çok erkeksi, dediğim dedik, akıllı ve kendini beğenmiş. Bu izlenimler, kadınları yanlış yönlendiriyor. Bu noktada kadınlarda erkekleşme başlıyor. Kadınlar hiçbir zaman edasını kaybetmemelidir. Hz. Muhammed, erkekleşen kadınlara, kadınlaşan erkeklere lanet etmiştir. Allah'ın kurduğu sistemde her şey zıttıyla vardır."
"Kadınlar, okuyan kız çocuklarını bile elinde mesleğin olsun, kendine güven, eşine muhtaç olma diye yönlendiriyor. Bu bilinçle yetişen kızların ileride evlilikleri yürümüyor. Evliliklerin psikolojiden ziyade inançla yürütülmesi gerekir. Bu noktada, kadınlar erkeklerin üstünlüğünü kabul etsin. Kur'an-ı Kerim'de de evin reisi erkek olduğu bildirilir. Kadından otorite olmaz."
"Erkek ve kadın doğuştan farklı yaratılmıştır. Allah kadınları şefkatli ve teslimiyetçi yaratmıştır. Erkekler ise güç, iddia ve başarı üzerine yaratılmıştır. Erkeğin hayata bakışı serttir. Kadınlarsa duygusaldır. Zaten normal olan erkeğin kadın gibi olmamasıdır."
Söyledikleri bunlar.
Merkez ve merkez olmayan medyanın neredeyse tekmil yazarları, internet yazarları, yazmayıp ekranlarda konuşma fırsatı bulanları ittifak halinde Sema Hanım'a saydırıyor.
Geçen haftanın bir kaç günü, neredeyse bütün gazete ve eklerinde en az bir köşe yazısı Sema Hanım'a ayar vermeye ayrılmıştı. Yazılanların ana teması 'ne kadar büyük saçmaladığı ve ne kadar çağ dışı olduğuydu'.
Kabak tadı veren bir soru ve Nihal Bengisu Karaca
Bir çoğunu anladım. Mazur gördüm. Ama bazılarını maalesef anlayamadım.
Birde anladığım ama hayret ettiklerim oldu. Nihal Bengisu Karaca mesela..
O da eleştirmiş. Eyvallah..
Ama eleştiri konusu ettiği başlıklarla Sema Hanım'ın yazdıkları apayrı şeyler.
Hani 28 Şubat medyası, Refah Partili bir milletvekilinin veya bir hoca efendinin konuşmasından cımbızla bir kelime veya cümle alır ve onun üzerinden bütün inanç sahiplerine vururdu ya...
Dahası Nihal Hanım, aslında Sema Maraşlı sanki hiç bir şey söylememiş, konuşmamış gibi takılmış da denebilir.
Bilinen reformist, modernist yaklaşımları serpiştirmiş yazısında.
Müslüman camia hanımlarının 'kırık feminist duruşunu' özetlemiş.
Bu tür kadın yazarlarda (entel Müslüman/elbette hepsi değil) trend şudur. 'Feminist değilim' diye başlayıp olayı yine oraya bağlamak.
Mesela Sema Hanım'ın, 'talebi karşılayacak kadar kadının, doktorluk gibi bazı mesleklere sahip olmaları gerektiğini' söylemekten dilinde tüy bittiği halde, Nihal Hanım bunlardan hiç haberi yokmuş gibi eleştirisini tam da o taraflara kaydırmış.
Neden?
Çünkü ne zaman bu mevzular tartışılsa yumuşak karın orasıdır.
'Hassasiyet sahibi kadınlar erkek jinekoloğa mı gitsin?' diye soruyor Nihal Bengisu Hanım!
Bak, bak, bak!
Nasıl bir ajitasyondur bu, nasıl bir sömürü ve insafsızlıktır?
'Tabi, tabi!' demekten başka ne yaparsın.
'Sen hâlâ orada mısın?' demekten başka ne yapayım..
Nihal Hanım, yazdığı gazeteye yaranmak için böyle absürt yazılar yazıyor olabilir mi?
'Anlayış kıtlığı' ve hatta 'Sema Hanım'ı kıskanmak' gibi şıklar da geliyor aklıma ama karar vermek zor.
Demokrasinin geldiği nokta
Burada ki karşı çıkışın özünde aslında 'tek tipçi' anlayış var.
Yazan çizen insanlar artık farklı düşünceyi kabul edemiyor.
Efendi konumundaki 'liberal/kapitalist dünya krallığı' neleri onaylamışsa, söz ve yazılarda o çerçevenin dışına taşmamaya özen gösteriliyor. Değil kadın konusunda, 'İslam'ın ne olup, olmadığı' konusunda bile onların verdiği ayar muteber kabul ediliyor.
'Kökten dinci', 'Radikal İslam' gibi batı menşeli kavramların amacının ne olduğunu sanıyorsunuz?
Farklı yazarsan ya Taliban olursun, ya barbar, ya da daha beter bir şey.
Ama asla farklı düşünen, olaylara farklı bakan özgür bir insan olamazsın.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



